13 Aralık 2009

Süt ve Karabiber

Mavi mutluluk gözyaşı bir anda griye döndü. Bu keder... Artık dayanamıyorum. Karanlıktan korkmazdım ben, ta ki ondaki...

Neyse, dilim varmıyor anlatmaya. Değişim kaçınılmaz derler. Değişmeyen tek şey değişimin kendisiymiş, aynı nehirde iki kez yıkanamazmışsın falan. Safsata. Ondaki karanlık hiç değişmedi, değişeceğini de hiç sanmıyorum.

İnsanların kendilerini kısır döngülere sokmakta içgüdüsel bir ustalıkları var. Bir şeyler değişiyormuş gibi davranılır ancak yaşananlar aslında hep aynıdır. Bunun farkına pek azı varır. Belki bir milyon insandan birkaç yüz bini.

Ben, döngüsü başkası tarafından kırılanlardanım.

Sanırım o beni hiç sevmedi, benim onun sevmemin aksine. Acı verici, fakat sanırım bu sayede belki de çok daha kötü bir kaderden kurtuldum. Size onu anlatacağım. Pek iyi bir anlatıcı değilim. Yazmayı bırakın bir kenara, ben rahat konuşamam bile. Ancak bunu içimde tutamam artık. Dayanamıyorum...

İlk olarak onunla tanışmamızı anlatmalıyım sanırım. Şehrin, genelde üniversiteliler ve gençlerin takıldığı bar ve kafelerin bulunduğu işlek sokaklarda tek başımaydım. Saat geceyarısını çoktan aşmıştı ve beş kadeh ucuz viski ile dolu midem kazınıyordu. Yine o dönemlerinden birini yaşıyordum: Pis sakal, yıkanmamış gömlek, dört haftalık kot pantalon, bol alkol, bol kendini sorgulama ve sonuçtan memnun olmama. Üniversiteli bir kızdan tekmeyi yeni yemiştim. Yine. Ardından hep böyle oluyordum.

Bir yan sokağın köşesinde, her gece aynı yerde olan seyyar hot dog satıcısını gözüme kestirdim. Satan adam tipiyle gecenin bu saatinde dışarıda olacak birine benzemiyordu. Daha çok saat on birde yatıp sabah yedide kalkacak birisinin hafif babacan çehresine sahipti.

Doğrusu yavaş yiyen birisiyim. Ben orada dikilirken dört kişi gelip hot doglarını yiyip gitmişleri bile. Ben, çıkartacağımı bile bile beşinci hot dogumu kemirirken geldi yanıma. Dikkatimi ilk koyu kahverengi saçları çekti. Koyu yeşil deri bir monta sarınmıştı. Bir tane hot dog istedi. Adam hazırlarken dönüp direk gözlerimin içine baktı; bakışlarında meydan okur gibiydi. Sanırım beni etkileyen bu cüretkar bakıştı. Böyle kendine güvenli kadınlar nadirdir.

"Sabaha kaç saat kaldı?" diye sordum direk.

"Üç." dedi. Bu kadar.

Teşekkür edip hot dogumu kemirmeye devam ettim. O ise kendisininkinden büyük bir lokma aldı. Çiğnerken bana bakıyordu tartarcasına; bense tüm dikkatim yediğim hotdogdaymış gibi davranıyordum. Böyle kadınlar bana göre değildi, o yüzden onu görmezden gelmeye karar vermiştim. Tıka basa dolu ağzındakini çabucak yuttu. Ne iştahlı kadın, diye düşünmüştüm. O zamandan bilseydim eğer herhalde öyle düşünmezdim...

Neyse.

"Bir içki içmeye ne dersin?" diye sorduğunda ne kadar şaşırdığımı anlatamam. "Evim uzakta değil." dediğinde ise iş tamamen farklı bir boyut kazandı. Bunu, şu tükürülesi halimden bir çıkış bileti olarak gördüm. O da bir kadın olarak hiç de fena değildi. Hoş bir çehresi vardı; iri ve keskin bakışlı gözler, normal bir burun, insanda tuhaf bir şekilde öpme isteği uyandıran dolgun dudaklar... Biraz zayıftı, benden uzundu; ancak beni seçmişti. Bir erkek olarak bu teklifi nasıl reddedebilirdim ki?

Evi, hot dogcunun bulunduğu yerden beş blok ötede eski bir apartmanın en üst katındaydı. Yol boyunca koluma girdi. Yine de şüphelerim vardı, bir arkadaşım kendine çok güvenen ve yukarıdan bakan kadınlardan kaçınılması gerektiğini tembihlerdi hep. Ben bunu düşünürken, sessizce aştık beş karanlık bloku. Evine çıkan merdivenleri tırmanırken o önüme geçmişti. Dürüst olmalıyım, kalan son direncimi kıran, merdivenleri tırmanırken her basamakta sallanan kalçalarıydı.

Ayrıntıya girmeme gerek yok. Evine çıktık, birer içki doldurdu, daha bardakları yarılamamıştık ki kanepede öpüşüyorduk. Bardakların dibi göründüğünde ikimiz yatakta ter ve alkol kokan nefesler içinde sevişiyorduk. Böylesi vahşi sevişen kimse ile birlikte olmamıştım. Biraz gözümü açsaydım ondaki tuhaflığı fark ederdim.

Her şey bittiğinde ve yatağa uzanmış uyumak üzereyken kendimi, bunun tek gecelik bir şey olduğunu ve ismini bile bilmediğim bu kadını bir daha görmeyeceğimi düşünerek kendimi telkin ettim. Normal hayatıma geri dönecek, bir iş bulacak ve eski dostları arayacaktım...

Ancak öyle olmadı...

2 yorum:

Anonim dedi ki...

hot dog hee,fantezi güzelmiş:)sakın o beyaz sen siyah olmayasın genelde insanlar suçu hep karşı tarafa atarlar zaten!!! bu kendi vicdanını rahatlatmanın en kolay yoludur

Gorgi dedi ki...

Hikayenin devamını bir gör hele.