de çizebilsem
görsem her daim hatırası
kurşun kalemim renkli olsa
mavisi kırmızısı sarısı olsa
rengini de hapsetsem, hatırası
çizebilsem
ah bi çizebilsem!
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazar, Ocak 13, 2008
5
yorum
Etiketler: Şiirimsi

Neden insanların ölme hakkı yok? Ölmek isteyenler bu isteklerini devlete bildirsinler, devlet bunlara gerekli psikolog ve doktorları gönderip bu kararlarından ne kadar emin olduğunu sordursun. Çözülecek bir şey varsa şayet ve kişiyi ikna edebilirlerse kişi devam etsin yaşamaya. Yok, edemezlerse o zaman yine devletin tahsis ettiği cellatlar tarafından en acısız şekilde öldürülsünler.
Bu arada, ölmek istediğimi sanmayın. Zorla elimde tuttuğumu bırakacak değilim.
Aslında bu garip yarım-fikirden bir hikaye de çıkabilir... hmm... Ya da boşver, diğer olası fikirlerin arasına atayım.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazartesi, Ocak 07, 2008
2
yorum
Doldurmalı boş duvarları
Kafatasları, av hatıraları
Ve belki kuru gözyaşı tuzları
İşlenmiş traverten sarkıtları
Asılı küçük portre, hatta natür mort
Kılıçlar ve kalkanlar, hiç kullanılmadı
Sahipsiz bir hediye, kimdendi, unutulmadı
Eskiden bu bebek ayakkabısı, kokusu kalmadı
Bozukmuş, sahibine dönük el pusulası
Bir koleksiyoncunun son açık artırması
Dört boş duvarın üzerime saldırması...
Duvarlar var doldurulmayı bekler
Bu kalem kafiyesiz son cümleyi ister
Boş, duvar, duvar 'manyak' ben, ben, boş
.....
Ben pas geçeyim artık...
Gönderen
Gorgi
zaman:
Perşembe, Aralık 06, 2007
0
yorum
Tik tak Tik
tak
Saatim sıcak!
Tik tak tiki
TAK!
Akrep bir kaçak!
Tik tak
Tik tak
Benden önce ulaşacak
Ve Tik ve Tak
Peki sonra ne olacak?
Gönderen
Gorgi
zaman:
Perşembe, Kasım 29, 2007
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi

Çoğu kez kırıcı ve doğru konuşarak karşımızdakinde yepyeni anlayış ufukları açacağımızı sanırız. Gerçekteyse yaptığımız o kişiyi kırıp onu tam tersine daha da kapatmaktan başka bir şey değildir. Kişi muhtemelen zaten bütün bunları daha önceden düşünmüştür; onu engelleyen anlayamaması değil, bambaşka etkenlerdir. Biz kim oluyoruz da bu etkenleri bilmeden etmeden, dahası bilsek dahi sadece kendi kavrayış ve mantığımıza güvenerek karşıdakinden daha tutarlı ve doğru olduğumuzu iddia edebiliyoruz ki?
Gönderen
Gorgi
zaman:
Perşembe, Kasım 08, 2007
1 yorum
Gönderen
Gorgi
zaman:
Çarşamba, Eylül 26, 2007
2
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Kokusuz benliğimin benden de eski hayali kimin aklına gelirdi ki?
Ormandan çıkıp şehre gittiğimde
kaybolanın sadece farkındalığım olduğunu sandım
sonradan anladım aslında
bu sadece bir aldatmaca
benimle başlayan benliğimi değiştirmek için
bir kandırmacaymış
şimdilerde anısız geçmişime göz atmaya çalışan ben
neyin değiştiğini merak ediyorum
yazılı kayıtlardan anlam çıkarmaya çalışırken
kendi şifrelerimi çözemiyor olmanın
deli mutluluğunu yaşıyorum
Gönderen
Gorgi
zaman:
Çarşamba, Eylül 19, 2007
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Çıt yok. Geniş caddeler bomboş. Arabalar boş ve cansız. Ağaçlar kıpırtısız, cansız. Bulutlar terk etmiş gökyüzünü. Nefes yok. Toprak sessiz, yok.
Pencereler kimsesiz. Evler sahipsiz. Duruyorlar öylece. Kapıdan içeriye. Kimse yok. Salon renksiz. Mobilyalar birer süsten ibaret. Merdivenlerden yukarıya. Soldaki ilk oda. Gelişigüzel dağınıklık. Yatak boş, düzeltilmemiş.
“Burada değiliz. Yokuz. Evde kimse yok.”
Kimse yok sanısı.
“Gerçekten yokuz. Baksana, kimse yok.”
Yanılgı sanısı
“Başka bir yüzyılda gel.”
Peki. Pencereden dışarı. Yüksel. Yüksel. Gökyüzüne doğru.
Bu evlerden binlerce var. Binlerce boşluk, binlerce oyuk, binlerce mağara. Zamansız, öylece durmak. Ve boşluk.
En azından gökyüzü ve toprak doldurulmalı...
-Art by 3nchancedfx (DeviantArt)
Gönderen
Gorgi
zaman:
Çarşamba, Eylül 05, 2007
0
yorum

Yanıbaşındakine dönüp başladı konuşmaya. parmağıyla biraz ilerideki hızlı ve gergin adımlarla işine gitmekte olan adamı işaret etti, espri kelimeleri döküldü ağzından. Sonra gülmeye başladılar. Bu espri ve ardındaki kahkalar onlara tam bir dakika otuziki saniyeye mal olmuştu. Gün bir adım daha ilerledi.
Zaman dostumuz aslında. Durmayı, bizi sıkmayı istemiyor. Akmak için her fırsatı kolluyor, hepsi bizi daha ileri taşımak için. Gerçi her bir dakikanın bir bedeli var. Kimisinde bu sarf edilen anlamsız sözler, kimisindeyse birkaç kahkaha.
Bazıları zamana beyinlerini veriyorlar. Aylar beyinsizce, hatırlamaksızın geçip gidiyor. Bir başkasıysa akıllı davranıp algısını rehin veriyor ve zamanı anlayamadan öylece yıllarını harcıyor.
Demin yürüyen adam, hatırladınız mı? O, zamanın en iyi müşterilerinden. Arkadaşın yürürken az bir durup biraz önce yanından geçen güzel kadına şöyle bir göz atmaya dahi vakti yok. Zamana neyi var neyi yok vermiş. İş, güç, ve bir şeyler kazanmak derken karşılığında özel hayatını, arkadaşlarını, ailesini, bir fazla lokmayı kurban etmiş. Ne diyelim, bizce müşteri her zaman haklıdır.
Ve şu kadın. Kadın, ona bakmayan adamı uzun uzun süzdü. Kaçan kovalanır, ama bu sefer o kadar da ısrarcı değil. Akşama arkadaşlarıyla bir bahçede geçirecek. Geceler harcanmalı bir şekilde. Onun okuyacak, izleyecek, öğrenecek bir şeyi yok; arkadaşları var ya. Bazı insanlar aralarında bu sözsüz, kayıtsız anlaşmayı yaparlar: Birbirlerinin vakitlerini harcatırlar ve böylece birbirlerini o vakitle ne yapacaklarına karar verme derdinden kurtarırlar. Çoğunlukla o gece konuşulanlar hatırlanmaz.
Kadın durakta beklemeye koyuldu. Otobüsü ne ara gelir hiçbir fikri yok; bu tür şeyleri aklında tutamaz zaten...
Gönderen
Gorgi
zaman:
Salı, Ağustos 21, 2007
1 yorum
heyecanlanmıyorum artık
ne kokusundan
ne de bakışından hayatın
ne oldu, kurudum mu dersin?
iki senede bitip tükendim mi?
şimdilerde kırmızı görmez oldum,
maviyse artık alelade bir renk
Gönderen
Gorgi
zaman:
Salı, Ağustos 21, 2007
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Bilmiyorum diğer insanlar kendilerinin ve hissettiklerinin ya da yapıp yapacaklarının ne kadar farkındalar. Fakat ben kendi adıma, bendeki farkındalığı kesinlikle yeterli bulmuyorum.
Şöyle ki sanki bilinç ile bilinçdışının arasındayım. İşkence gibi, hem bunun farkındayım hem de bunu düzeltemiyorum. Sonra sebeplerini arıyorum; bulduklarım genelde kendi uydurduğum temelsiz teorilerden ibaret.
Yetersiz miyim, yoksa benimki kendine dönük bir yok etme mekanizması mı anlamadım bir türlü.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Salı, Temmuz 24, 2007
4
yorum

Kendi içinde çelişkiler yaşarken hayatta sağlam tutunamazsın. Yalnız seni aklen ileri taşıyanlardan biri de bu çelişkilerdir.
Bazı şeylere aklen bir mantık uydurmak, onları akılcı yaklaşıp farklı açılardan görmek pek tabii ki mümkündür. Yalnız ne olursa olsun küçük yaşta içimize işlenmiş bir takım kurallar var. Çoğunlukla onların farkına dahi varmıyoruz. Ola ki vardık diyelim; aklen bunları geçici olarak çiğneyebiliriz; fakat ya eninde sonunda içimizde kabaran o kaynağı belirsiz huzursuzluğu ne yapacağız?
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazartesi, Temmuz 16, 2007
5
yorum
Etiketler: çelişki
Gönderen
Gorgi
zaman:
Çarşamba, Temmuz 04, 2007
4
yorum
Etiketler: Şiirimsi

geçen yaz daha çok severdim seni
senin hayalinle geçerdi
sahil yolunun neredeyse hepsi
uzun boyunlu kediler ayaklarıma dolanırdı
ben fark etmezdim bile
bu yazsa seni daha az seviyorum
o sahil şeridinin sadece üçte ikisi
kalanında ne var diye sorma
hatırlamıyorum...
yine de seni daha çok seviyorum
önümüzdeki kısa yaza nazaran
yolun yarısından da azı olacaksın
ve ben rahatsızlık duyacağım
uzun boyunlu kedilerin
ayaklarıma dolanmasından...
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazar, Temmuz 01, 2007
2
yorum
Etiketler: Şiirimsi

"Bir yazarın en iyi dostu, çöp kutusudur."
Bu sözden nefret ettim. Çünkü bana göre yazılanları çöpe atmak bir bakıma katliam. İçten gelerek yazılan her şeyin bir değeri yok mudur?
Şu güne kadar bir bütünlük oluşturmuş olan her yazımı saklamaya çalıştım. Kimisi beş para etmez zırvalar, kimisi ise kendi içlerinde farklılık taşıyan ilginç yazılardı.
Profesyonel bir yazar değilim. Yazdıklarım üzerinde saatlerce düşünüp onlar tekrar tekrar yazmam. Bir seferinde ne çıkarsa onunla yetinirim, çünkü en gerçek olanın o olduğuna inanırım.
Sanırım benimki yazarlık değil.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Cuma, Haziran 29, 2007
2
yorum

Once, there was a little boy who hated brushing his teeth and washing his face every day and night. The process was so wearing that every second of it felt like a century. The taste of toothpaste disgusted him. His parents usually had no tolerance concerning this, but still, every time he used to found a way to skip them. But one day, he had a lot of pain and then he went to dentist. After that the pain taught him to endure the process. Since that day, he did those every day and night.
Then all of a sudden, he started to like them. Both tooth brushing and face-washing. He started to love the feel of water, cleanliness and freshness. Then the touch of toothbrush feels like a professional massage and so...
But after a while, he used to it. He used to the daily process, the feel...
After years of living, he grew up and now he misses something. He misses hating to do those things. To be aware of them, to feel their presence again. In this age, he remembers going to bathroom, then coming out like nothing happened. He can not help but forget his time... If he were not that used to the process... Now he wants to detest, but his reason doesn't let him.
He needs help to be aware of the life again.
-Art by Barry Bruner
Gönderen
Gorgi
zaman:
Cuma, Haziran 29, 2007
2
yorum
Bir yeri sevmek için orada hoş anılardan oluşan bir geçmişinizin olması gerekir. İstanbul'un şansızlığı, belki de benim için hiç de hoş olmayan anıların yuvası olmasıydı. Fakat hiçbir şey sadece uzak geçmişiyle hatırlanmaz. Bu şehri benim gözümde daha katlanılır kılan şeyler de oldu. Hoş saydığım anılar. Gece vakti kafenin birinde içtiğim kahve, içinde gezip üstüne bir hikaye yazdığım bina, kitapçıda gördüğüm dünya tatlısı kız gibi. Bunlar bana, bu şehri aslında hiç de hakkıyla yaşayamadığımı hatırlatıyor. Bir şans daha mı vermeli dersiniz?
Yalnız, ona bu şansı veremeyecek kadar ondan uzağım ve... Ne diyeyim, ondan biraz korkuyorum.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazartesi, Haziran 11, 2007
2
yorum
Yağmur öncesinin o pustan yoksun berrak havasında bazen denizin karşısındaki adalar bir farklı görünür. O netlikte adaların her bir ayrıntısını seçebilirsin. Böyle havalarda kıyıda dolanırken ister istemez gözüm karşı adadaki bir dağın tepesine kayar. O berraklıkta o tepede bir çıkıntı vardır. Ne olduğunu bilmem o mesafeden imkânsızdır ama, ben onu hep bir ağaç olarak bellemişimdir.
İşte bu anlarda hep o karşı yakada, o ağacın gökyüzünü kavrayan dallarının altında oturmak isterim. Orada oturup evimin, ülkemin olduğu kıyıları izlemeyi isterim... Hoş olurdu, ne dersin?
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazartesi, Haziran 04, 2007
4
yorum
Yazılanlara yorum yapılması hoşuma gidiyor aslında. Yani yazdıklarımın çoğu bağımsız olduğundan, eski yazıların da yorumlanabilmesi mümkün. Bu blogger'ın en sevdiğim yönü ise yorum yazmak için üye olmak zorunda olmaman. Ya anonymous ya da kendi seçtiğiniz bir rumuz ile yorum yapabiliyorsunuz.
Eee?
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazartesi, Haziran 04, 2007
3
yorum
Nedir bu her seferinde kendi kendine verilen sözler? Tutamacağın kesin bir kere. Sadece anlık tadaviler. Bunun son olduğu avuntusuyla uyursun gece vakti, daha nicelerinin geleceğinden haberdar aslında.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Perşembe, Mayıs 31, 2007
4
yorum
This Template is Brought to you by : AllBlogTools.com blogger templates