09 Eylül 2009

KAÇ, KİŞİ; GELİYOR!

Mutluluğun değişimden geçtiğini söyleyen pek zeki takılan bir yazıyı okuduktan sonra yapmış olduğum değişikliğin nasıl da iyi geldiğini düşünüp ardından bu değişikliğin geçiciliğinin pek bir acı verdiğini fark etmedim değil hani. Yani, değişiklik kalıcılaşmadığı zaman ve sen eskiye döndüğünde elde sadece hatırlanası anılar kalıyor. Sonra sen an geliyor ve dolunaya karşı tek başına rakı içerken boş boş sulara uzaklara bakıyorsun. Tabi, o zamana kadar ciğerin kaldıysa.

Hem kendini koparmak hem de bağlanmak isteğinin sorumluluğunu çift kişiliğe ya da astroloji burçlarına ya da uzun boyunlu bir kediye yüklemek doğru değil.

Ben benden bir şeyler bekledim ben baktım baktım anlamadım ya da anladığımı sandım ama anlamadım ama aklımda bir şarkı çalıyordu o an ve çok alakasızdı ve anlayışıma etki ediyordu n'apayım? Suç şarkılarda belki de. Şarkı dinlemek güzel şey, söylemesi daha güzel ama. Var olan yeteneklerin zamanla yok olmasını neye bağlarım?


Yenilen yemekler iğrençleştikçe kilo alıyorum, beden sindirmek istemiyor sanki. Mide kaçıyor korkak mide. Mide ile bir çift laf etsem acaba kendisini satmaya ikna edebilir miyim. Ya da diğer organları? Kendilerini satacaklar. Organlarımın pezevengi olacağım. Bir geçici ölümü kendimi asarak tadabilirim, eminim geride muhteşem bir görüntü kalıyordur. Acaba arasam o görüntünün resmini yapacak bir manyak bulabilir miyim? Bir intiharım kendini şimdi belli etse intiharın sebebi korkaklık olurdu. Parlak gözler, yaşama korkusuyla kör. DUyulan şarkıları TÜrkçe'ye aynı etki ile çevirmeye çalışmak. İnsanların bu sözleri yer yer benim sanması ve benim gidip durumu açıklamam. Öte yandan İngilizce'sini de söylesem tanımayacaktı. Daha sonra ise kendime ait olanların aslında bana ait sayılmaması.

Yaşamak için bu kadar uğraşmışken, ölmek niye? Hem yazacak daha çok şey olsa gerek. Yani, umarım öyledir.

Çok uzağa gittiğimde, denizlerin ötesine, bir an durup düşünecek ve derin derin iç çekecek misin? Yapsan peki bunu ben hissedecek miyim? Ne saçmalıklardır belki de hissettiğini iddia etmek ve buna gerçekten inanmak, halbuki yaptığın sadece bilinçaltında olasılıkları hesaplamaktır ve sen bunun farkında bile değilsindir.

Yetsin mi bu kadar? Yetsin. Öte yandan iyi geldi gibi. Daha yazarım aslında. Acaba bu iş için ayrı bir blog mu açsam? Gerçi, normal düşüncelerimle bunları ayırmak zor olur sanırım. Bir jüri bulacağım. Jüri dedim de, pek okuyanım yok aslında. Bildiğim iki tane hanım var. Ya da sorun pek yorum yapılacak şeyler yazmamam. Ya da yorum yapmaktan çekiniliyor. Ya da yorum yapacak nitelikte okuyanım yok. Ya da ya da ya da ya da...

Aynı güne iki tane yazı yazarak diğerini öldürüyor muyum acep.

Köprüden atlayanlara selamlar!

Arts by ILIKESURREAL and creeps2002, respectively @ DeviantArt

1 yorum:

deaf echo dedi ki...

ben yorum yapmaya çekiniyorum.