Karanlıkta görmeyi met ettiler.
Pek karanlık;
Ayağın takılmasın,
Toprağı öpmeyesin,
Gübre olmayasın.
Üstünde haşhaş yetiştirenlerdir konuşanlar;
düşüşüne cevaben.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Çarşamba, Mart 18, 2009
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi

Bir Kare çizdim,
içini boş bıraktım.
Konuşmadığımda, dünyadaki gürültü oluyor.
Kare, bir sanat eseridir.
Birisini çizdim,
Karenin içine bıraktım.
Konuştum, dünyadaki sesten oldum.
Kare, kaldırımdaki bir taş parçasıdır.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Salı, Mart 10, 2009
1 yorum
Etiketler: Şiirimsi
Üstünden geçenin sadece bulut olduğunu bilirsin
Gönderen
Gorgi
zaman:
Çarşamba, Mart 04, 2009
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Gönderen
Gorgi
zaman:
Çarşamba, Şubat 25, 2009
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Gönderen
Gorgi
zaman:
Cuma, Şubat 20, 2009
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi

Aynı konular üstünde yazılmış ayrı şiirler. Her biri aynı kalemden bir başkasına ait.
Kişi, tek başına bir meclis gibi. Meclise başkanlık eden ise, o anın kişisi.
Geçmişinin seni, geçmişinin geçmişinin seni, şimdiki sen, yakın gelecek sen, geleceğindeki sen, geleceğinin geleceğindeki sen... bu böyle gelir ve gider.
Bu, tek başına bir benlikler ordusu.
Bu bağlamda büyük bir karar alırken asla adil olamazsın. Bir kere bu karar, gelecekteki senin (o karardan etkilenecek olan, hatta o kararla şekillenen) kontrolü ve rızası dışında alınıyor. Geleceğini karşına alıp etraflıca tartışamıyorsun.
Geleceğinle aranda bir duvar var ise, geçmişin tam tersine eski bir tanıdık gibi olmasına rağmen artık bezmiş ve karışmak istemiyor. Zaten muhtemelen pek sık görüşmüyorsunuzdur, insan dediğin unutkandır. Ola ki görüştünüz ve kararına bulaştı bir şekilde, bu sefer seni karıştıyor; direk müdahale yok sadece sitem ya da uyuşturucu eski hikayeler, bir nevi psikolojik baskı. Eski bir senden gelecekteki (bu durumda şimdiki) sene bir başka çomak daha.
İki ucu keskin bıçak.
Bugün, bir zamanlar başına gelmiş bir şeyi düşünüp de "Ah, şimdiki aklım olsa öyle yapar mıydım." dediğinde, bu gelecekten geçmişe bir yakınmadır. Bu bir demokratik yetersizliktir.
Bu durumda kendimizle ilgili büyük kararlar almak, birer diktatörlüktür.
Kendinizi demir yumrukla yönetecek kadar güçlü müsünüz?
Gönderen
Gorgi
zaman:
Cuma, Şubat 13, 2009
2
yorum
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazar, Şubat 08, 2009
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Gönderen
Gorgi
zaman:
Salı, Şubat 03, 2009
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
İş yerinden çıkmış, yorgun, argın, durağa doğru yürürken, havada çok değişik bir koku vardı. Öyle iç bunaltıcıydı ki tepki göstermeden edemedim. Etrafa bakındığımda, diğer insanların, hatta caddenin karşısındakilerin bile buruşuk yüzlerle etraflarına bakındıklarını gördüm.
Etraf çocuklarla dolmuştu. Kadın önümde küçük bir reverans yaptı, elimi uzattım. Elini nazikçe avucuma koydu, bir dansa tutuştuk.
Çocuklar durmadan gülüyordu. Kadın ben onu döndürürken çantasını fırlattı. Düştüğü yerde çantasından koca bir elma şekeri fırladı. Kıpkırmızı, parlak, çok özel bir şeker olduğu her halinden belliydi. Kadın kendi halinde dans ederken elma şekerine ulaşmak istedim, fakat ben davranamadan kirlenip çürümüştü bile.
Bana doğru gelen kadının yılankavi hareketleri aklımı çeldi. Ne kadar da güzeldi.
Ben de kendimi kaptırdığımda, bir adam yerdeki çantayı kaparak koşmaya başladı. Umursamadım. Zaten çantayı alıp, hızla kaçan hırsız da birden düştü. Çocuklar hırsızın tepesine binerken biz son figürleri yapıyorduk. Muhteşem bir danstı.
Dans bittiğinde ben de bittim; bilincimi yitirdim. Daha sonra kendime geldiğimde hastanedeydim. Öğrendiğime göre bu teröristlerin yaptığı bir kimyasal saldırıymış, fakat bazıları bunun Amerika'nın üstümüzde yaptığı bir deney olduğunu söylüyor. Bilmiyorum, itiraf etmeliyim, daha sonra helikopterle çekilmiş olay yerinin görüntülerini izlediğimde, durağa gelmeden hemen önce boşlukla dans eden adamı izlerken çok eğlendim.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Cuma, Ocak 30, 2009
1 yorum
Bir ayrılık sürecinin ne kadar uzayabileceğini bir yazar olarak ben bilemiyorum. Fakat bu çiftin bağıra çağıra kavga ederek bu sokağa girmelerinin öncesinde aynı konu hakkında kaç gündür tartışıyor olduklarını öğrendiğimde, ki güvenilir bir kaynaktı sizi temin ederim, ben bile şaşakaldım.
Bu sokak dar, yağmur sonrası çamurlarını birkaç gün boyunca kurutamayacak kadar nemli, ve evlerin kömür sobalarının bacalarını anlamsız bir şekilde hemen birinci kattan çıkarmasından ötürü oldukça da dumanlıydı. Sokaktaki yegane renkli şeyler demir parmaklıklı balkonlardaki temizlikleri tartışılır çamaşırlardı.
Sokağa girerken yerdeki moda dergisine basan, erkekti. Dergi bu ay duvak tasarımlarını işliyordu.
Kızın küpeleri değişik taşlardandı. Aslında bildiğin taş... Fakat bunu kimse söylemeye cesaret edemiyordu. Sinirle başını sallarken küpeleri zincirin ucuna mıhlanmış birer gülle gibi sallanıyor, her seferinde kız eliyle onları durduruyordu.
İlginçtir, sonunda durdular. Kız sinirle bir şeyler anlatıyordu. Erkek, yerdeki dergiye baakıyordu. Neden sonra erkek bir anda ileri atılıp balkondaki asılı çamaşırlardan bir don kaptı.
Don, pembeydi.
Donun lastiğini çekiştire çekiştire kızın burnunun dibine tuttu.
Adam haklı. Bu hikaye çok uzadı.
Donu adamın elinden kaptığıyla çamura atan kız fırçalamasına geri dönüyordu ki evin balkonunda kahramanımız teyze belirdi ve benim bile cesaret edemeyeceğimi yapıp belki elindeki çalı süpürgesinden güç alarak ikiliyi sokaktan kovdu; ciyak ciyak.
Çift koşarken birbirine daha yakındı.
Bir evlilik daha kurtulmuştu.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Cumartesi, Ocak 24, 2009
0
yorum
bin kapı açık bırakırım
bu yüzden kalabalık sözlerim:
bin tane kapı, zarifçe giresin diye
hayatıma; Ve tam bin kapı, çalımlayıp
kaçabilesin diye, zahmetsizce.
Daha mı iyi olurdu;
sözleri
yalınayak
yüzüne
vursam
canın acırdı belki, bilirsin
korkardın hatta.
Acıtmak istemem,
ya da korkutmak,
bilirsin.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Salı, Ocak 20, 2009
1 yorum
Etiketler: Şiirimsi
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazar, Ocak 18, 2009
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Gönderen
Gorgi
zaman:
Cuma, Ocak 09, 2009
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazar, Aralık 28, 2008
2
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Gönderen
Gorgi
zaman:
Salı, Aralık 23, 2008
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
bazı şeyler vardır, ne olduğunu çıkartamayız
bir sürükleme ve anlaşılmaz bir gıcırdama,
nedir böylesi sızlanan her gece vakti
bir çarpma sesi, demirin demirle buluşması
savaşan mı var, yoksa, demirden bir kapı daha mı kapandı?
bir çığlık işitirsin, fakat nedir;
bir köpeğin sancısı mı, ya da bir çocuğun sevinci?
korkarsın, adam mı öldürüyorlar acaba? uzaklaşırsın.
bir homurdanma duyarsan mesela, baktığında yana
mide gurultusu mu? yoksa hoşnutsuz musun?
fikirler saklı kalırsa diye endişe edersin.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Perşembe, Aralık 18, 2008
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Gönderen
Gorgi
zaman:
Salı, Kasım 25, 2008
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
bundan tam on yıl sonraki halini hatırlıyorum
gözlerin daha bir şiş
daha bir baygın, hatta yaşlı
kahkaha ve gözyaşlarının izleri,
olgunluk çizgileri oturmuş yüzüne
ve o çatık kaşların
yıllar öncesi olduğu gibi, güçlü
bundan tam on yıl sonraki halin,
hatırlıyorum...
ve belki orada olmayacak olsam da
seni seviyordum
Gönderen
Gorgi
zaman:
Çarşamba, Kasım 19, 2008
1 yorum
Etiketler: Şiirimsi

Tek başınayken iyi ve güzel de
yokken duvarlar çirkin ve kötü
başka ırkların diline çevrildiğinde
karalar bağladı, ruh, hatta öldü
çevirmen pek kötüydü
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazar, Kasım 16, 2008
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
gözler yalpalar
kulak grev yapar
akıl nadastadır, çıkmaz
ilgi kendini duyurmaz
ayaklar bakakalır
ten alışmıştır
kalem n'apacağını şaşırır
Gönderen
Gorgi
zaman:
Çarşamba, Kasım 12, 2008
2
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Eller, benim
Bacaklar, benim
Benim kollar
var ya hani...
Varlar da varım
Teşekkürler
Siz olmasanız var ya...
Yalnız uçan iki göz
Belki bir burun (şaşı bak)
VE hani çıkık gamzelerden (gamzeleri unutma)
hani ibaret,
olacaktım... var ya.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Çarşamba, Kasım 05, 2008
1 yorum
Etiketler: Şiirimsi
Gönülde ne yatsa şimdilerde,
sabaha çıkılacak yol gibi
ya da akşama kalan bir rüya misali.
Neydi o dendi, geçenlerde;
Gayrı ihtiyari,
Daha olmayan kırışıklıklara işlendi.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazar, Kasım 02, 2008
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Gönderen
Gorgi
zaman:
Perşembe, Ekim 30, 2008
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Kırmamak elde mi
kristalden her şeyi
Bir sözcük yeter
Kalpler kristalden
Onlar kristalden
Ve bir baş çeviriş
Gözleri deviriş
Yetiyor ya parçalamaya
Eller kristalden
İnsan kristalden
Ve keskin cam kırıkları
Bir şey olmaz sandıkları
Halıda yaralı ayak izleri
Anlar kristalden
Evler kristalden
Az önce tokuşturduğumuz bardaklar
Boşlar şimdi, yıkanmamış
Ve biz mutluluğu içiyorduk
Sen kristalden
Ben kristalden
Gönderen
Gorgi
zaman:
Perşembe, Ekim 23, 2008
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Gün be gün blogun kalitesini aşağı çekiyorum.
----------------------------------------------
Belediyenin daha o sene yaptırdığı sahil yolunda yürümeyi alışkanlık edinmişti: Her gece saat biri vurduğunda, ay ışığı denizin huzursuz kıpırtıları üzerinde dans ederken, yalnız halde, ağır adımlarla... Yol yeniydi; ama onun yolundaki taşlar adımlarıyla eskimişti bile. Yürüken ne yaptığını, veya neler gördüğünü hiç hatırlamazdı; her gece yaptığı sanki düşsel bir yolculuktan ibaretti sanki.
Düşsel... Yürüyüşlerine ilk başladığı zamanlarda bir eşlikçisi vardı; ters yönlere giderlerdi ama bir şekilde birbirlerinin eşlikçisiydiler. Daha ta nerelerden bakışmaya başlar, birbirlerine sırtlarını dönene kadar da ayırmazlardı gözlerini. O bakışmalar ki saatlerce sohbete bedeldi. Biri bakar öteki dinlerdi. O ona o gün yaşadığı güzel uyanışı anlatırdı, diğeri ise pişirdiği harikulade yemeği. Bazen üzüntülü olurdu, dalgın bakışlarından anlardı; sormaksızın ona anlayışla bakardı, aslında tek bir şey dahi anlamadığı halde.
Bu böylece sürüp gitmişti, tek bir kelime etmeksizin; ta ki bir gece yolda kendisini tek başına buluncaya kadar. O zamandan beridir onu görmüyor, artık yürüyüşleri sırasında gözleri hep diğerlerinin arayışı içinde. Sonunda eve döndüğünde ise yüzünde bir ıslaklık hissediyor. Ne olduğunun farkında değil; hava mı çok nemli, yoksa bunlar yalnızca gözüne kaçan çapakların neden olduğu gözyaşları mı?
Gönderen
Gorgi
zaman:
Salı, Ekim 21, 2008
0
yorum
"Düşsel bir arayış onunkisi." diyordu doktor, yaşlar içindeki acılı annenin gözlerinin tam içine, acımasızca. "Dış dünyadaki hayal kırıklıklarını bu şekilde yansıtıyor. Üzgünüm ama bu durumdan onu ancak sizin ve bilhassa kendisinin çabaları kurtarabilir. O zamana kadar bu vahşi tepkileri devam edecektir.” Parmakları eskitilmiş ofis masasının üstünde her cümlesini vurgulurcasına tıklıyordu. Tık tık tık...
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazar, Ekim 19, 2008
0
yorum

Gider yatarsın yolun ortasına.
Köprüler alçaktır atlamaya,
Yetmez seni almaya kaç sefer gemi
Az gelir sarmalamaya milyonların eli.
Gider yatarsın yolun ortasına.
Beyazdır son gömleğin, kamaşır gözleri
Öleceksindir fakat, az gelir yaşlar,
Gönderen
Gorgi
zaman:
Perşembe, Ekim 16, 2008
2
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Ağır ve uzun adımlarla
Geceyi kat etmek
Alışılmış bir oyun bu
Gölgelere basmadan oynanan
Başkasının gölgesinden kaç!
Aşır kendini dokunma ona!
Yine de çalımlayamadığın birisi;
Kendi gölgene düşersin hep.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazartesi, Ekim 13, 2008
1 yorum
Etiketler: Şiirimsi
boşuna çalma aklımı
evde değilim
olası gelecekteyim
sankili geçmişte
konuşuyorum, şimdi değil
ellerim seğiriyor, iş değil
Gönderen
Gorgi
zaman:
Perşembe, Ekim 02, 2008
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Gönderen
Gorgi
zaman:
Cuma, Eylül 26, 2008
1 yorum
Etiketler: Şiirimsi
Gönderen
Gorgi
zaman:
Çarşamba, Eylül 17, 2008
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi

Dalyanın dar sokaklarında yürürken dikkat ederseniz eğer, gördüğünüz bütün kedilerin sakat olduğunu eninde sonunda fark edersiniz. Bu sokak kedilerinin ya bir gözü yoktur ya kulakları kesiktir ya da topaldırlar. Dalyan kedileri oldum olası çirkindirler gerçi; zayıf, uzun boyunlu, genelde sanki tikleri varmış gibi hareket eden mendebur hayvanlar. Genelde ilk gördüğünüzde aşırı gelişmiş sıçanlara benzetirsiniz.
Gittim bunu iskelede ağ ören balıkçılara sordum. Bilirsiniz, meslekleri gereği kedilerle en haşır neşir olan kişiler balıkçılardır. İnanın bana onlar da bu konu hakkında bir şey söyleyemediler. Onlara göre kediler hep bu haldeydiler. Hatta çoğu şu güne kadar hayatlarında sağlam bir kedi görmemiş bile.
Durum çok ilgimi çekmişti. Zaten işi gücü olmayan birisi olduğumdan sonraki günlerde kedileri gözlemlemeye başladım.
İlk teorim, bu yörenin kedilerinin çok kavgacı olduklarından ötürü her birinin bir kavgada yaralandıkları şeklindeydi. Fakat birkaç haftada bu kedilerin aslında olması gerekenden çok daha sakin ve barışçıl olduklarını gözlemledim. Kimse kimsenin yemeğine karışmıyor, zaten çevredeki balıkçı lokantalarının çokluğundan ötürü hepsi bir şekilde karınlarını doyuruyorlardı.
Genelde hep tatmin olana kadar bir şeylerin peşini kolay kolay bırakmamamla övünürüm. Fakat bu kedi meselesi benim sabrımın sınırlarını bir hayli zorlamıştı. Haftalar içinde tek bir adım dahi ilerlememişken artık bu durumun bir tür tesadüften ibaret olduğunu düşünmeye başlamıştım. Tam bu işin peşini bırakıp normal hayatıma geri dönmeyi düşünüyordum ki mahalleye yeni bir kedi geldi.
Bu kedinin özelliği kesinlikle sapasağlam olmasıydı. İşte bir adım.
Bu kedi, sokağın köşesindeki kiralık daireye taşınan ailenin kedisi olmalıydı. Herhalde ev yerleştirme derdi içinde kedinin ayaklarına dolanmasını istememiş olmalılar ki geldikleri gibi hayvanı dışarı salıvermişlerdi. Hem hayvanın çevreyi tanıması lazımdı, değil mi?
Bu kedinin varlığı diğerlerini harekete geçirdi.
Onu gören ilk kedi -beyazdı ve tek gözü görmüyordu- ilk iş olarak onunla koklaştı, sonra müthiş bir tıslamayla koşa koşa uzaklaştı. Bir curcunadır ortalığı sardı. Bir kedi diğerine, ötekisi berikine, beriki her birine haber uçurdu. Sonrasında mahallenin bütün kedileri toplanmış, sokaklarda devriye geziyordu çete misali.
Yeni kediyi restorantların birinin orada dilenirken buldular.
Yapılan şey acımasızdı. Kediler önce yeni olanın etrafını sardılar. Her birinin tüyleri diken dikendi. Bir hırıldamadır sürüp gidiyordu. Sonra önce biri, sonra diğer hepsi yeni kedinin üstüne çullandılar. Kedi çığlıkları kulakları tırmalıyordu.
İş bittiğinde yeni kedi kanlar içinde yerde yatıyordı. Diğerleri sanki hiçbir şey olmamışçasına kendi işlerine dönmek üzere dağıldılar.
Yaralı hayvanın yanına gittim hemen. Hâlâ yaşıyordu; fakat bir bacağı kırık, tek gözü ise yerinde yoktu. Bundan sonra bu da mahallenin sakat kedilerinden biriydi.
Organize bir kendine benzetme söz konusuydu.
İnanılacak gibi değil.
Kedilerin bunu neden yaptığını bilmiyorum. Belki topluma dahil olmanın bedeli, belki de bir tür toplum çapında aşağılık kompleksi. Fakat artık bu kedilerin nasıl sakat kaldığını biliyordum.
Yeni kedi bu haliyle ailesi tarafından pek sevilmedi ve sokağa atıldı. Daha geçen gün onu diğer kedilerle birlikte balıkçıların attığı küçük balıklardan yerken gördüm. Gözünü çıkaran beyaz kediyle yan yanaydı. Nedense iyice zayıflamış, sıçana dönmüştü.
Dalyan dediğin kesinlikle kedileriyle ünlü değildir, çünkü Dalyan'ın kedileri bırakın okşamayı, uzun süre bakılamayacak kadar çirkindirler.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Salı, Eylül 09, 2008
0
yorum
Etiketler: Kediler
Tan vaktiydi, hışırtıları duydu. Başını yazısından kaldırdıysa bu, kesinlikle hışırtılardan ötürü değildi.
Kıtırtılı hışırtıların eşliğinde Tchaikovsky'nin Rus Dansı çalıyordu.
Bak işte! Bahçedeki biber ağaçları yine kendilerini kaybetmiş, dans ediyorlardı. Yok, hayır, dans dediğinin bir düzeni olur; bunlar tepişiyorlardı. İkili olarak, üçlü bir yandan, beşi bir yerde halay çekiyorlardı hatta. Kökleri bir oraya bir buraya savruluyordu. Yerlere dökülen biber tohumlarının kesif kokusu sinüslerini açıyordu.
Morarmış ellerinden kalemini bıraktı. Mor suratındaki gözleri bir önündeki kağıda, bir dans eden ağaçlara kaydı. Bu yazıya zevk olsun diye başlamıştı, şimdiyse ona işkenceydi. Halbuki maksat eğlenceydi?
Kalemi çat diye vurdu kağıda, ucu kırıldı, kağıt yırtıldı. Yerinden kalktı, masanın ayağına takıldı, düşmedi, toparlandı, dansa katılmak üzere ağaçlara doğru koşmaya başladı. Deli kahkahalarla ağaç halayı ona da yer açtı.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Cumartesi, Eylül 06, 2008
0
yorum
Gönderen
Gorgi
zaman:
Çarşamba, Ağustos 27, 2008
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Gönderen
Gorgi
zaman:
Cumartesi, Ağustos 16, 2008
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
rüyaları hatırlamaz ola idim
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazartesi, Haziran 02, 2008
3
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazar, Mayıs 25, 2008
2
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazartesi, Mayıs 19, 2008
2
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Gönderen
Gorgi
zaman:
Perşembe, Nisan 24, 2008
1 yorum
Etiketler: Şiirimsi
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazar, Ocak 13, 2008
5
yorum
Etiketler: Şiirimsi

Neden insanların ölme hakkı yok? Ölmek isteyenler bu isteklerini devlete bildirsinler, devlet bunlara gerekli psikolog ve doktorları gönderip bu kararlarından ne kadar emin olduğunu sordursun. Çözülecek bir şey varsa şayet ve kişiyi ikna edebilirlerse kişi devam etsin yaşamaya. Yok, edemezlerse o zaman yine devletin tahsis ettiği cellatlar tarafından en acısız şekilde öldürülsünler.
Bu arada, ölmek istediğimi sanmayın. Zorla elimde tuttuğumu bırakacak değilim.
Aslında bu garip yarım-fikirden bir hikaye de çıkabilir... hmm... Ya da boşver, diğer olası fikirlerin arasına atayım.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazartesi, Ocak 07, 2008
2
yorum
Doldurmalı boş duvarları
Kafatasları, av hatıraları
Ve belki kuru gözyaşı tuzları
İşlenmiş traverten sarkıtları
Asılı küçük portre, hatta natür mort
Kılıçlar ve kalkanlar, hiç kullanılmadı
Sahipsiz bir hediye, kimdendi, unutulmadı
Eskiden bu bebek ayakkabısı, kokusu kalmadı
Bozukmuş, sahibine dönük el pusulası
Bir koleksiyoncunun son açık artırması
Dört boş duvarın üzerime saldırması...
Duvarlar var doldurulmayı bekler
Bu kalem kafiyesiz son cümleyi ister
Boş, duvar, duvar 'manyak' ben, ben, boş
.....
Ben pas geçeyim artık...
Gönderen
Gorgi
zaman:
Perşembe, Aralık 06, 2007
0
yorum
Tik tak Tik
tak
Saatim sıcak!
Tik tak tiki
TAK!
Akrep bir kaçak!
Tik tak
Tik tak
Benden önce ulaşacak
Ve Tik ve Tak
Peki sonra ne olacak?
Gönderen
Gorgi
zaman:
Perşembe, Kasım 29, 2007
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi

Çoğu kez kırıcı ve doğru konuşarak karşımızdakinde yepyeni anlayış ufukları açacağımızı sanırız. Gerçekteyse yaptığımız o kişiyi kırıp onu tam tersine daha da kapatmaktan başka bir şey değildir. Kişi muhtemelen zaten bütün bunları daha önceden düşünmüştür; onu engelleyen anlayamaması değil, bambaşka etkenlerdir. Biz kim oluyoruz da bu etkenleri bilmeden etmeden, dahası bilsek dahi sadece kendi kavrayış ve mantığımıza güvenerek karşıdakinden daha tutarlı ve doğru olduğumuzu iddia edebiliyoruz ki?
Gönderen
Gorgi
zaman:
Perşembe, Kasım 08, 2007
1 yorum
Gönderen
Gorgi
zaman:
Çarşamba, Eylül 26, 2007
2
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Kokusuz benliğimin benden de eski hayali kimin aklına gelirdi ki?
Ormandan çıkıp şehre gittiğimde
kaybolanın sadece farkındalığım olduğunu sandım
sonradan anladım aslında
bu sadece bir aldatmaca
benimle başlayan benliğimi değiştirmek için
bir kandırmacaymış
şimdilerde anısız geçmişime göz atmaya çalışan ben
neyin değiştiğini merak ediyorum
yazılı kayıtlardan anlam çıkarmaya çalışırken
kendi şifrelerimi çözemiyor olmanın
deli mutluluğunu yaşıyorum
Gönderen
Gorgi
zaman:
Çarşamba, Eylül 19, 2007
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Çıt yok. Geniş caddeler bomboş. Arabalar boş ve cansız. Ağaçlar kıpırtısız, cansız. Bulutlar terk etmiş gökyüzünü. Nefes yok. Toprak sessiz, yok.
Pencereler kimsesiz. Evler sahipsiz. Duruyorlar öylece. Kapıdan içeriye. Kimse yok. Salon renksiz. Mobilyalar birer süsten ibaret. Merdivenlerden yukarıya. Soldaki ilk oda. Gelişigüzel dağınıklık. Yatak boş, düzeltilmemiş.
“Burada değiliz. Yokuz. Evde kimse yok.”
Kimse yok sanısı.
“Gerçekten yokuz. Baksana, kimse yok.”
Yanılgı sanısı
“Başka bir yüzyılda gel.”
Peki. Pencereden dışarı. Yüksel. Yüksel. Gökyüzüne doğru.
Bu evlerden binlerce var. Binlerce boşluk, binlerce oyuk, binlerce mağara. Zamansız, öylece durmak. Ve boşluk.
En azından gökyüzü ve toprak doldurulmalı...
-Art by 3nchancedfx (DeviantArt)
Gönderen
Gorgi
zaman:
Çarşamba, Eylül 05, 2007
0
yorum

Yanıbaşındakine dönüp başladı konuşmaya. parmağıyla biraz ilerideki hızlı ve gergin adımlarla işine gitmekte olan adamı işaret etti, espri kelimeleri döküldü ağzından. Sonra gülmeye başladılar. Bu espri ve ardındaki kahkalar onlara tam bir dakika otuziki saniyeye mal olmuştu. Gün bir adım daha ilerledi.
Zaman dostumuz aslında. Durmayı, bizi sıkmayı istemiyor. Akmak için her fırsatı kolluyor, hepsi bizi daha ileri taşımak için. Gerçi her bir dakikanın bir bedeli var. Kimisinde bu sarf edilen anlamsız sözler, kimisindeyse birkaç kahkaha.
Bazıları zamana beyinlerini veriyorlar. Aylar beyinsizce, hatırlamaksızın geçip gidiyor. Bir başkasıysa akıllı davranıp algısını rehin veriyor ve zamanı anlayamadan öylece yıllarını harcıyor.
Demin yürüyen adam, hatırladınız mı? O, zamanın en iyi müşterilerinden. Arkadaşın yürürken az bir durup biraz önce yanından geçen güzel kadına şöyle bir göz atmaya dahi vakti yok. Zamana neyi var neyi yok vermiş. İş, güç, ve bir şeyler kazanmak derken karşılığında özel hayatını, arkadaşlarını, ailesini, bir fazla lokmayı kurban etmiş. Ne diyelim, bizce müşteri her zaman haklıdır.
Ve şu kadın. Kadın, ona bakmayan adamı uzun uzun süzdü. Kaçan kovalanır, ama bu sefer o kadar da ısrarcı değil. Akşama arkadaşlarıyla bir bahçede geçirecek. Geceler harcanmalı bir şekilde. Onun okuyacak, izleyecek, öğrenecek bir şeyi yok; arkadaşları var ya. Bazı insanlar aralarında bu sözsüz, kayıtsız anlaşmayı yaparlar: Birbirlerinin vakitlerini harcatırlar ve böylece birbirlerini o vakitle ne yapacaklarına karar verme derdinden kurtarırlar. Çoğunlukla o gece konuşulanlar hatırlanmaz.
Kadın durakta beklemeye koyuldu. Otobüsü ne ara gelir hiçbir fikri yok; bu tür şeyleri aklında tutamaz zaten...
Gönderen
Gorgi
zaman:
Salı, Ağustos 21, 2007
1 yorum
heyecanlanmıyorum artık
ne kokusundan
ne de bakışından hayatın
ne oldu, kurudum mu dersin?
iki senede bitip tükendim mi?
şimdilerde kırmızı görmez oldum,
maviyse artık alelade bir renk
Gönderen
Gorgi
zaman:
Salı, Ağustos 21, 2007
0
yorum
Etiketler: Şiirimsi
Bilmiyorum diğer insanlar kendilerinin ve hissettiklerinin ya da yapıp yapacaklarının ne kadar farkındalar. Fakat ben kendi adıma, bendeki farkındalığı kesinlikle yeterli bulmuyorum.
Şöyle ki sanki bilinç ile bilinçdışının arasındayım. İşkence gibi, hem bunun farkındayım hem de bunu düzeltemiyorum. Sonra sebeplerini arıyorum; bulduklarım genelde kendi uydurduğum temelsiz teorilerden ibaret.
Yetersiz miyim, yoksa benimki kendine dönük bir yok etme mekanizması mı anlamadım bir türlü.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Salı, Temmuz 24, 2007
4
yorum

Kendi içinde çelişkiler yaşarken hayatta sağlam tutunamazsın. Yalnız seni aklen ileri taşıyanlardan biri de bu çelişkilerdir.
Bazı şeylere aklen bir mantık uydurmak, onları akılcı yaklaşıp farklı açılardan görmek pek tabii ki mümkündür. Yalnız ne olursa olsun küçük yaşta içimize işlenmiş bir takım kurallar var. Çoğunlukla onların farkına dahi varmıyoruz. Ola ki vardık diyelim; aklen bunları geçici olarak çiğneyebiliriz; fakat ya eninde sonunda içimizde kabaran o kaynağı belirsiz huzursuzluğu ne yapacağız?
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazartesi, Temmuz 16, 2007
5
yorum
Etiketler: çelişki
Gönderen
Gorgi
zaman:
Çarşamba, Temmuz 04, 2007
4
yorum
Etiketler: Şiirimsi

geçen yaz daha çok severdim seni
senin hayalinle geçerdi
sahil yolunun neredeyse hepsi
uzun boyunlu kediler ayaklarıma dolanırdı
ben fark etmezdim bile
bu yazsa seni daha az seviyorum
o sahil şeridinin sadece üçte ikisi
kalanında ne var diye sorma
hatırlamıyorum...
yine de seni daha çok seviyorum
önümüzdeki kısa yaza nazaran
yolun yarısından da azı olacaksın
ve ben rahatsızlık duyacağım
uzun boyunlu kedilerin
ayaklarıma dolanmasından...
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazar, Temmuz 01, 2007
2
yorum
Etiketler: Şiirimsi

"Bir yazarın en iyi dostu, çöp kutusudur."
Bu sözden nefret ettim. Çünkü bana göre yazılanları çöpe atmak bir bakıma katliam. İçten gelerek yazılan her şeyin bir değeri yok mudur?
Şu güne kadar bir bütünlük oluşturmuş olan her yazımı saklamaya çalıştım. Kimisi beş para etmez zırvalar, kimisi ise kendi içlerinde farklılık taşıyan ilginç yazılardı.
Profesyonel bir yazar değilim. Yazdıklarım üzerinde saatlerce düşünüp onlar tekrar tekrar yazmam. Bir seferinde ne çıkarsa onunla yetinirim, çünkü en gerçek olanın o olduğuna inanırım.
Sanırım benimki yazarlık değil.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Cuma, Haziran 29, 2007
2
yorum

Once, there was a little boy who hated brushing his teeth and washing his face every day and night. The process was so wearing that every second of it felt like a century. The taste of toothpaste disgusted him. His parents usually had no tolerance concerning this, but still, every time he used to found a way to skip them. But one day, he had a lot of pain and then he went to dentist. After that the pain taught him to endure the process. Since that day, he did those every day and night.
Then all of a sudden, he started to like them. Both tooth brushing and face-washing. He started to love the feel of water, cleanliness and freshness. Then the touch of toothbrush feels like a professional massage and so...
But after a while, he used to it. He used to the daily process, the feel...
After years of living, he grew up and now he misses something. He misses hating to do those things. To be aware of them, to feel their presence again. In this age, he remembers going to bathroom, then coming out like nothing happened. He can not help but forget his time... If he were not that used to the process... Now he wants to detest, but his reason doesn't let him.
He needs help to be aware of the life again.
-Art by Barry Bruner
Gönderen
Gorgi
zaman:
Cuma, Haziran 29, 2007
2
yorum
Bir yeri sevmek için orada hoş anılardan oluşan bir geçmişinizin olması gerekir. İstanbul'un şansızlığı, belki de benim için hiç de hoş olmayan anıların yuvası olmasıydı. Fakat hiçbir şey sadece uzak geçmişiyle hatırlanmaz. Bu şehri benim gözümde daha katlanılır kılan şeyler de oldu. Hoş saydığım anılar. Gece vakti kafenin birinde içtiğim kahve, içinde gezip üstüne bir hikaye yazdığım bina, kitapçıda gördüğüm dünya tatlısı kız gibi. Bunlar bana, bu şehri aslında hiç de hakkıyla yaşayamadığımı hatırlatıyor. Bir şans daha mı vermeli dersiniz?
Yalnız, ona bu şansı veremeyecek kadar ondan uzağım ve... Ne diyeyim, ondan biraz korkuyorum.
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazartesi, Haziran 11, 2007
2
yorum
Yağmur öncesinin o pustan yoksun berrak havasında bazen denizin karşısındaki adalar bir farklı görünür. O netlikte adaların her bir ayrıntısını seçebilirsin. Böyle havalarda kıyıda dolanırken ister istemez gözüm karşı adadaki bir dağın tepesine kayar. O berraklıkta o tepede bir çıkıntı vardır. Ne olduğunu bilmem o mesafeden imkânsızdır ama, ben onu hep bir ağaç olarak bellemişimdir.
İşte bu anlarda hep o karşı yakada, o ağacın gökyüzünü kavrayan dallarının altında oturmak isterim. Orada oturup evimin, ülkemin olduğu kıyıları izlemeyi isterim... Hoş olurdu, ne dersin?
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazartesi, Haziran 04, 2007
4
yorum
Yazılanlara yorum yapılması hoşuma gidiyor aslında. Yani yazdıklarımın çoğu bağımsız olduğundan, eski yazıların da yorumlanabilmesi mümkün. Bu blogger'ın en sevdiğim yönü ise yorum yazmak için üye olmak zorunda olmaman. Ya anonymous ya da kendi seçtiğiniz bir rumuz ile yorum yapabiliyorsunuz.
Eee?
Gönderen
Gorgi
zaman:
Pazartesi, Haziran 04, 2007
3
yorum
This Template is Brought to you by : AllBlogTools.com blogger templates