<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480</id><updated>2011-10-16T17:33:21.389+03:00</updated><category term='çelişki'/><category term='YOk artık'/><category term='duvar'/><category term='Hiç işim değil'/><category term='Yersen'/><category term='Süt ve Karabiber 1'/><category term='Grok'/><category term='Kediler'/><category term='Tanımak'/><category term='Şiirimsi'/><category term='tadı çıksın'/><title type='text'>Nacizane Düşünce Kutusu</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>211</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-1145602651000086009</id><published>2010-06-19T22:59:00.003+03:00</published><updated>2010-06-20T00:33:47.990+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bak Kişi, ben meşgul bir adamım... yalan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık tanıdın. Mazeretim olduğu sürece gönlümden gelmeyen şeyleri yapmamaya meğilliyim. Ve inan bana elimde bana en az iki sene yetecek kadar mazeret var.&lt;br /&gt;Bir böcek. Siyah, küçük, uçabilen, iyi aileden gelmişe benzeyen ancak biraz kararsız. İzleyip duruyorum. Kimse fark etmiyor. Bu arkadaş ara sıra kendisinin orada olduğundan habersiz ablamın oturduğu kanepede dolaşıyor. Bazen ışığın orada dolanıyor ama sonra sanki yapmaması gereken bir şey yapmış gibi hemen karanlık bir yere kaçıyor. Bana yaklaşması yasak ama, çok yaklaşırsa parmağımla çakıveriyorum bir tane. Fakat merak etme, Kişi; elim hafiftir. Zaten her seferinde geri dönüyor. Diyeceksin, aynı böcek olduğu ne malum? Vala artık tanıdım kendisini elli metre öteden görsem anteninden tanırım.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/TB0zj6EqZJI/AAAAAAAAA54/Bu8ZEVFSPvQ/s1600/Gnorm_Gnat_sketch_by_battybuddy.png"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 178px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/TB0zj6EqZJI/AAAAAAAAA54/Bu8ZEVFSPvQ/s400/Gnorm_Gnat_sketch_by_battybuddy.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5484596613184382098" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;---------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski bir kitap serisini tekrar okumaya başladım. Okuyalı bayağı zaman geçti. Ama ne diyeyim ya, eski kitabın kapağını açıp da sayfalarını şöyle bir pırpırladım mı (o eyleme özel bir kelime var mı?) bir güzel koktu, anlatamam. İyi gidiyor şimdilik, sıkılmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;Arada kendimi oda eşyalarının, asma tavandaki hoparlörün içindeki gümüşi yansıtıcı bir yüzeyle kaplanmış bombeli parçasından sırıtan bir surat oluşturarak yansımalarına bakarak bu özverili güleryüzlülüğe karşılık niteliğinde aynen sırıtırken buluyorum. Hmm, uzun ve tuhaf bir cümle oldu. Kısaca tavandaki bir hoparlörün içinde gördüğüm bir sırıtan surata sırıtıyorum. Hayır deli değilim. Deli olan kedi: http://mycatisretarded.com/post/195323182&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;Hmm, odaların birinden kusma sesleri gelirken ben yine tavana bakıyorum ve düşündüm. Baş sağlığı dilemek. Kültürümüzde bir adet ve ağız alışkanlığıdır. Ölen kişinin yakınlarına gidilir sırayla mahalde bulunan herkese aynısı söylenir. Kişinin şansı varsa soyun büyük kısmını tek odada yakalar ve söz konusu kelimeleri ortaya telafuz ederek oturanların arasına katılır. Baş sağlığı dilemenin kendisi veya samimiyetini alaya aldığımı sanma, Kişi, (buradan çatan kaşlarını görebiliyorum) şimdi sadede geleceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/TB02wz3vV3I/AAAAAAAAA6I/9VM1IPvODFU/s1600/condolences_by_gatesart.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 272px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/TB02wz3vV3I/AAAAAAAAA6I/9VM1IPvODFU/s400/condolences_by_gatesart.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5484600133392750450" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Ben kelimelerin kendilerine taktım. 'Başın sağ olsun' demek ne demek? 'Ölen kişiyi boşver sıkma canını, sen sağsın ve sağ kalasın e mi?' anlamına geliyor gibi. Öncelikli olan birisinin ölmesi değil, geri kalanların sağ kalmasıdır der gibi. Zaten arada yine kalabalık ortamlarda bazıları "Hepimizin başı sağ olsun." der akraba olmamasına rağmen. Cümleyi kelimesi kelimesine kastettiğini bilsem derim "Vay çakala bak kendini de sağlama alıyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylemin kökeni nereye kadar gidiyor merak ediyorum doğrusu. Tuhaf. Tabi, işin aslı farklı. Değiş zamanla ek anlamlar kazanıyor, artık baş sağlığı dilediğimizde ne kadar üzgün olduğumuzu, karşıdakinin acısının bir kısmını paylaştığımızı da kastediyoruz. Fakat üstünde bu kadar düşündükten sonra acaba bir dağa baş sağlığı dilemeyip direk ne kadar üzgün olduğumu mu söylesem diye kararsız kaldım; ancak bu sefer karşıdaki "Lavuğa bak baş sağlığı bile dilemedi, belli bunun sadece helvadan yemeğe geldiği." diye düşünebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ya, saat geceyarısını iki geçiyor. Bu yazıya bir son vereyim artık, Kişi. Hem sen de yat... Yok, yatma, yarın Pazar. Kim Cumartesi erken yatar ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben seni gözkapaklarımın ardındaki gülüşünle sevdim. Vuy vuy vuy, ilaç fazla geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Art by &lt;a class="u" href="http://battybuddy.deviantart.com/"&gt;battybuddy&lt;/a&gt; and &lt;a class="u" href="http://gatesart.deviantart.com/"&gt;gatesart&lt;/a&gt;, respectively.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-1145602651000086009?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/1145602651000086009/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=1145602651000086009' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1145602651000086009'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1145602651000086009'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2010/06/bak-kisi-ben-mesgul-bir-adamm.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/TB0zj6EqZJI/AAAAAAAAA54/Bu8ZEVFSPvQ/s72-c/Gnorm_Gnat_sketch_by_battybuddy.png' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-3039148234668519433</id><published>2010-04-03T07:28:00.003+03:00</published><updated>2010-04-06T08:42:31.656+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Aaa? Hâlâ burda mısın, Kişi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne sen sor ne ben anlatayım. Yazar tıkanması değil elbet bu ama insandaki moral belli bir seviyenin altına düştü mü benim gibi hiçbir şey yapmak istemeyerek haftalarca duvarlara bakarak geçebilir zaman. Sanırım sorun uzun süre aynı mekanda kalmakta. Arada bir hava değişimi çok önemliymiş (bu, hastane olsa da).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni kırdıysam üzgünüm be Kişi; ama kabul et sen de hiç aramadın beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S7qgF7z20kI/AAAAAAAAA5g/doS2ZixXdTo/s1600/4am_by_vxside.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S7qgF7z20kI/AAAAAAAAA5g/doS2ZixXdTo/s400/4am_by_vxside.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456849922327761474" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sabahın bu erken saati, gece tatlı bir serin, sokaklar bomboş, evler karanlık, sokak lambaları sadece bizim görmediğimiz ya da görmeyi bir türlü akıl edemediğimiz şeyleri aydınlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu saat, uykusuzluğun ödülü gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm o evlerde uyuyan insanların nefes seslerini işitebilsem belki durduğum yerde ben de uyumaya başlardım. Ancak duyulmuyor sesleri. Sadece hayal edebilirim. Ürkekliğim beni huzurlu ve ritmik bir nefes sesinin 'her şey yolunda, güvendesin' demesine muhtaç kıldı sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Horlamalar bana hastalıklı bir yeşili andırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar. Haden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;Art by &lt;small&gt;&lt;small&gt;&lt;a class="u" href="http://vxside.deviantart.com/"&gt;vxside&lt;/a&gt;&lt;/small&gt;&lt;/small&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-3039148234668519433?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/3039148234668519433/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=3039148234668519433' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3039148234668519433'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3039148234668519433'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2010/04/aaa-hala-burda-msn-kisi-ne-sen-sor-ne.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S7qgF7z20kI/AAAAAAAAA5g/doS2ZixXdTo/s72-c/4am_by_vxside.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-7997171190984530687</id><published>2010-03-02T23:52:00.002+02:00</published><updated>2010-03-04T05:24:01.605+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Neden on iki gündür içimden yazmak gelmiyor, Kişi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cidden. Şimdi bile zoraki diyebilirim. Eğer ki şu uykusuzluk beni pençesine almış olmasaydı, saat sabah beşi yedi geçe bunları yazıyor olmazdım. Ayrıca afedersin ama popom çok fena ağrıyor, biraz da o uyutmadı diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında ara ara aklıma yazacak bir şeyler gelmedi değil. Bu fikirler geldiğinde o an uygun olmayıp günün akşamına yazmak için kesin hatırlayacağıma güvenerek geçiştiriveriyorum. Günün akşamıysa fikrin kendisi değil, bir fikrimin olduğunu hatırlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıcı günler bunlar. Hele son bir haftadır kedilerden Fıstık eve uğramıyor, Bişey ise veterinerde kalıyor diye ev pek bir hareketsiz ve sessiz geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan kendisini tek bir uğraşa çok kaptırmamalı, çeşitli kalabilmeyi bilmeli. Misal geçen dört gün boyunca evde olduğum her saat bilgisayarda Mass Effect II oynadım. Beynim uzay maceralarıyla doldu ve IQ'mun beş puan düştü. Gerçi kazanmam lazım. Nedir tavsiyen, Kişi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askere gidenler döndüklerinde yine aynı kişi olacaklar mı acaba? Bu milli zaruret erkeklere ne yapıyor? Birisi bunun erkekleri terbiye edip yetişkinleştirdiğini söylemişti. Terbiye, yetişkinlik... Hmm... Neyse ki bu ömrümün altı ayını benden alma zaruretinden muafım. Devamlı çocuk kalmaya içelim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi, ne kadar bana ters de gelse askerliği bu hastalık ve sakatlıklara tercih ederdim sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak, yine karamsar şeyler yazmaya başladım. Dur bekle, bundan sonrakinde daha hoş şeyler yazacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-7997171190984530687?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/7997171190984530687/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=7997171190984530687' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7997171190984530687'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7997171190984530687'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2010/03/neden-on-iki-gundur-icimden-yazmak.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-8723158854694303804</id><published>2010-02-21T00:20:00.002+02:00</published><updated>2010-02-22T23:24:13.876+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Benden yana geçer mi ki zaman, Kişi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmek bilmedi bir türlü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıcı bir gün, eğlenceli  bir gece, yorgun ve hüzünlü bir geceyarısıydı evvelsi Cumartesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes elbet kendisinin ölümünü hayal etmiştir. Ölünce ne olacağını, insanların nasıl tepki vereceğini falan merak etmişlerdir. Sen de etmişsindir. Hepimiz öleceğiz! Nasıl ölmek isterdin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Damla ile konuşurken hatırladım, Kişi. Ben çocukken çamurla oynamaya bayılırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çukur kazar, içini su doldurur, karıştırır karıştırırdım. Otlar, yapraklar, çiçekler... Çorba yapardım. Bir keresinde tadına bakmıştım... Tahmin edersin tabi, pek hoş değildi. Eh, en azından bir geophagus, yani toprak yiyici olmadığım belli oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan bahsetmiş miydim hiç?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki daha fazla konuşmaya çalışsam, çok karamsar konulara girecekmişim gibi hissediyorum. Bugün aslında o kadar da iyi bir gün değildi, sağlığıma dair kötü haberler aldım. Ancak artık eskisi kadar etkilemiyor sanırım. Ya da benimkisi daha olayı tam olarak anlamamış olmanın verdiği bir sakinlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neysem, bu girdiyi birkaç gündür yazacağım deyip yazamadığım için koydum buraya. Yoksa söz bir dahakine daha derli toplu bir şeyler yazacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-8723158854694303804?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/8723158854694303804/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=8723158854694303804' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8723158854694303804'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8723158854694303804'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2010/02/benden-yana-gecer-mi-ki-zaman-kisi.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-2560805896068641688</id><published>2010-02-17T00:44:00.004+02:00</published><updated>2010-02-17T09:33:17.562+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S3sr7aU9h_I/AAAAAAAAA44/afvNY5wFGsQ/s1600-h/stone_by_troyek.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S3sr7aU9h_I/AAAAAAAAA44/afvNY5wFGsQ/s400/stone_by_troyek.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5438989274659522546" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hayatta hiçbir zaman bir giriş cümlesi bulamadım malesef, Kİşi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya bundan önceki 220 küsur yazıya nasıl başladın diye sorarsan, acemi şansı derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇÜnkü ne yaparsam yapayım, olmuş olanı değiştiremem. Fakat bir daha varoluşu yaratmam istenirse, ben dersimi aldım. Aynı hataya düşmeyeceğim. Dİğer başlangıç cümlelerinin hatalarına düşmemek için elimden geleni yapacağım. Ve belki bu seferki daha güzel bir yaratım olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki bu sefer seni kendi yanımda bulur, hiç yazmaya başlamam ha? Varolmayışsızlıkta var olan bir hayal. Demek ki hayaller önemliymiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma Küp Şeker isimli hikayem geldi. Evren kendine "reset" atıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu seferki başlangıç, diğerlerinden daha bir tatlıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri benim yazılarımı çevirilemez bulsa sanırım gurur duyardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri elime kağıt kalem versin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri ilhamın bir yaratık olduğunu, onu üzer küstürürseniz ve onunla ilgilenmezseni sizi terk edeceğini söylemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri hep trenlerden bahseder, tren yolculuklarından. Bense sadece tek bir sefer binmişimdir trene. Rahmetli dedem iledir ve onunla birlikte yaptığımız nadir şeylerden biriydi. ANcak hatırlıyorum, Alsancak'a o çok sevdiğim Amerikan Pasajı'ndaki kaçak bilgisayar oyunları satan yere gitmek istemiştim. Dedemi ta garın oradan Kıbrıs Şehitleri'ne kadar yürütmüş, sonunda da bir şey beğenmemiştim. Ne lanet bir çocukmuşum. Adamın ayağı yaralıydı bir de. Dönüşümüzü hatırlamıyorum. Sağol be dede, sayende trene bindim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar sanırım. Başka bir şey yazmayıp zıbaracağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Art by &lt;/span&gt;&lt;small&gt;&lt;small&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a class="u" href="http://troyek.deviantart.com/"&gt;troyek&lt;/a&gt; @ Deviant ARt&lt;/span&gt;&lt;/small&gt;&lt;/small&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-2560805896068641688?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/2560805896068641688/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=2560805896068641688' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2560805896068641688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2560805896068641688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2010/02/hayatta-hicbir-zaman-bir-giris-cumlesi.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S3sr7aU9h_I/AAAAAAAAA44/afvNY5wFGsQ/s72-c/stone_by_troyek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-8488797739034976362</id><published>2010-02-13T06:28:00.002+02:00</published><updated>2010-02-13T06:41:43.146+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Saat 4 müydü neydi bari bloga yazayım dediğimde, Kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şİmdi saat 6:30. Bu süre zarfında 4-5 defa uyuma girişiminde bulunup bel ağrısından ve inatla sanrılarından uzaklaşmayı reddeden aklım sebebiyle hüsrana uğradım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanrılardan bahsedersem. Nedense kendimi inatla uzayda sürüklenen ve kolonisi tarafından geride bırakılmış tek kişilik küçük bir keşif gemisi olarak görüyor, yastığıma iyice sarılıyor ve kısılı kaldığım gezegen yörüngesinden çıkamadığım için bir kısır döngü misali sürekli bu durumdan kurtulmak için ne yapmam gerektiğini düşünüp duruyordum. Şu çözemediğim denklemler gibi bir durum. Uyanıyorum, etrafıma bakınıyorum, ağrıyan belimden dolayı üç beş dönüyorum (ki işkence gibi ve sadece bel ağrımı şiddetlendirmeye yarıyor) ve yakaladığım küçücük gaflet fırsatlarında uykuya dalmak yerine yine bu salak rüyamsı ile uğraşıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, zaten sabah oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu güçsüzleşmeden sonra fark ettim ki meğersem yorgan kontrolü güçlü bacak darbeleriyle gerçekleşen bir olaymış. Doğrusu yorganım beni eziyor artık. Öte yandan üstümü açarsam bu sefer Günfer Hanım ezer. NE büyük bir ikilem!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine misler gibi yağmur yağıyor. Yağmurdan istifade, uyumayı deneyeyim yine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAdi bakalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-8488797739034976362?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/8488797739034976362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=8488797739034976362' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8488797739034976362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8488797739034976362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2010/02/saat-4-muydu-neydi-bari-bloga-yazaym.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-3334177093974207821</id><published>2010-02-10T00:27:00.005+02:00</published><updated>2010-02-11T10:36:48.141+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Gerçekten iyi hikayelerin bir başı yoktur. Ne dersin Kişi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağrı kesicinin olduğu yerde umut da vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne büyük hayal kırıklığıdır seven için, sevdiğinin en güzel günlerini onsuz yaşaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendine teslim ol, seni götüren nehirine.&lt;br /&gt;Kurtarılmaya ihtiyacın yok. Bırak sona kadar boğul. Bu hikayenin kahramanının akıllı olması şart değildir. Aklın sende değil: Daraldın. Delirdin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyor bu herif? Kestiremiyorsun değil mi? Yarın saçını kestirelim dedi Günfer Hanım. Nasıl?... Sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düz duvara dokunmak gelir mi arada içinizden? Soğuğunu hissetmek. Onun size destek olmak istediğini düşünmek. Ama ister mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S3NA_7mQ0aI/AAAAAAAAA4w/-NpiGQtkxuc/s1600-h/0caebf7607a670e4919194e58b950fa3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S3NA_7mQ0aI/AAAAAAAAA4w/-NpiGQtkxuc/s400/0caebf7607a670e4919194e58b950fa3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436760642240434594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Karar vermek için akıl mı yürek mi? İkisinin rollerini değiştirirsem ne olur? Akılla sevmek ve kalple düşünmek. O zaman sevginin haslığından emin olamam. Verdiğim kararlarınsa doğrulğundan. Yüreğinin götürdüğü yere git deniliyor, yüreğin nasıl hissederse öyle yap. Sanmıyorum. Yürek bencildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, tabi ki hayat siyah beyaz değil. Karar verirken hem aklımızı hem de yüreğimizi kullanırız. Yüreğimizin hissini aklımızda değerlendiririz. Ancak kişinin bilinci zayıfsa o zaman sanırım yürek ağır basmış olur. İyi mi bu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, ben gittim işte. Bugün bol safsata sundum size. Yazarken yazı tonum bile değişik sanki.  Görüşürüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAADEN!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;Art by &lt;a class="u" href="http://laura242.deviantart.com/"&gt;laura242&lt;/a&gt; @DeviantArt&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-3334177093974207821?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/3334177093974207821/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=3334177093974207821' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3334177093974207821'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3334177093974207821'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2010/02/gercekten-iyi-hikayelerin-bir-bas.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S3NA_7mQ0aI/AAAAAAAAA4w/-NpiGQtkxuc/s72-c/0caebf7607a670e4919194e58b950fa3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-1562012810318095448</id><published>2010-02-07T00:44:00.004+02:00</published><updated>2010-02-07T01:39:53.746+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kumral nasıl bir renk, Kişi? Sen kumral mısın misal?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saç renklerinde sıkıntım var. Sarışın kolay, renginden belli. Ama kumral? Bir kere kumru ile bir ilgisi olduğunu hiç sanmıyorum. Olsa dahi kumru kuşunun rengini de bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hmm, google'dan görsel arattım ve buldum. Bildiğin kahve renginin farklı tonlarıymış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gizem daha çözülmüş oldu böylece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, sevgili Kişi, zar zor evden çıktığım gündür. İki haftadır evdeydim. Bacaklarım güçsüz ve sızlaktı, belimse yine ağrıdan kırılıyordu.  Ancak haydi denildi ve sürüne sürüne evden çıkıldı. Tabii Ilgın'a dün geceki ziyaretlerinde unuttukları flash belleği verme gayesinin de yardımı olmadı değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat, bel hizasından pek farklıydı. Tekerlekli sandalye ile oradan oraya süzülürken insanlar önümden çekildi. Çarptıklarım benden özür diledi. Kapılar bana açıldı. Alakasız insanlar alakasız yerlerde yardım teklif ettiler. Öte yandan bazı yerler benim geçmem için çok dardı. Dar koridorlarda insanlar arkamda sıra oluyorlar, bense utanarak acele ediyordum. Kırılacak bir şeyler olduğu kısımlarda satış elemanları geriliyordu. Çoğu yerde tabi ki vitrinlerin ya da kitaplıkların üst kısımlarına ulaşamıyordum. Ayrıca o tür kalabalık yerlerde tekerlekli sandalyeyi nereye koyacağımı (park edeceğimi diyelim) bilemiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorarsan sevdin mi diye? Hayır, sevmedim. Kim sever ki? Ama tekerlekli sandalye ile basket oynayanları düşünüp takdir ettim. Ve yine de kabul etmek lazım, ancak küçük adımlarla sancı içinde bacakları titreye titreye ancak birisinin yardımıyla yürüyebilen birisi için büyük kolaylık. Yürüme hızından hızlı gidiyorum bir kere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar değneklere de yapmayı düşündüğüm gibi, tekerlekli sandalyeye de roket taktırabilirim. O zaman gör beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neysem, kapatalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün de şiir çevirisi aksadı. Heh. Bak söz veriyorum, yarın kesin ilgileneceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gİttim ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-1562012810318095448?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/1562012810318095448/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=1562012810318095448' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1562012810318095448'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1562012810318095448'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2010/02/kumral-nasl-bir-renk-kisi-sen-kumral.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-1155029560419557132</id><published>2010-02-05T00:49:00.003+02:00</published><updated>2010-02-05T01:59:29.203+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"Writing is easy. You only need to stare at a blank piece of paper until your forehead bleeds."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demiş Douglas Efendi. Çevirisi şudur: "Yazmak kolay iş. Tek yapmanız gereken boş bir kağıda alnınız kanayana kadar bakmaktır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazmak bela iş gerçekten. Ben de misal şu blogun beyaz yazı kutusuna uzun uzun baktım. Bu sayfayı açalı yaklaşık iki saat oluyor. Ancak iki saatten sonra yazmaya başlayabildim. Neyse ki alnımın kanayacağı noktaya gelmeden yırttım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak esprili yazarımızın bu sözü söylemesinin arkasında, herkesin yazabileceğini iddia edenlere yapılan bir gönderme olduğunu sanıyorum. Tabi canım, çok kolay iş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba, Kişi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun bir gündü aslında. Geçmek bilmedi gibi. Hele gece... Ancak şimdi saat 01:28 ve ben çoğu zaman olduğu gibi yazma eylemimi uykum geldiği zamana erteleyerek yazmayı uykuya tercih ediyorum. Ters adamım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğacan demiş bize Facobook'da, Şiir Değirmeni'ne yazı koyun lan! diye. Haklı kızcağız. Bir şiir çevirmek benim için de iyi olur. Keşke çevirmek için ayırdığım yabancı şiirler, ölen dizüstümle birlikte kaybolan veriler cennetine gitmeseydi. Bulurum ben ama yine çevirecek bir şeyler.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S2te8ZtINlI/AAAAAAAAA4g/_1l_lDRWqXA/s1600-h/image-upload-118-743791.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S2te8ZtINlI/AAAAAAAAA4g/_1l_lDRWqXA/s400/image-upload-118-743791.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5434541767137965650" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bişey Efendi bu sefer küçük sehpanın altında uyumaya karar verdi. Hiç sağlıklı değil. Ne zaman sehpaya bir şey koysak hayvan korkup uyanıyor. Böylesi tırsak bir hayvan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şİmdi yarın güzel bir gün olacağa benziyor. Dİlerim ben de iyi olurum. Olurum di mi lan? Olurum olurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her bireyi şarkı söyleyen bir aileyiz. Evde şarkı söylenmedik gün yok. Ne güzel değil mi? Günfer Hanım zaten zamanının Türk Sanat Musikisi korosunun solo söyleyen billur sesli genç kızıymış. Fikret Bey'in ise piyasaya çıkmamış bir türkü kaseti bile var. Kaset bizde de yok, sormayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de güzel şarkı söylerim. Eheh.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce hiç görmediğin o tahta kapıya dokun. Yüzeyini hisset. Sonra konuş, "Lütfen," de. "Lütfen açılır mısın?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapının ardındaki ise bunu duyar ama farkına varmaz. Varsa alınır belki, muhattab alınmadığı için. Ya da güler geçer dışarıdakinin kapıdan beklentisine. Bir kapı hiç kendi kendine açılır mı? Dışarıdakinin beklediği budur. Bu, üzücü bir durumdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisini yaşlı sanan balıkların kısacık hafızalarını yaşları hakkındaki endişelerle doldurmaları, sonra unutmaları, sonra yine doldurmaları, unut, doldur, unut, doldur. Balıklar ölür sonunda. Bu, kaybolan akla dair hüzünlü bir durumdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tavuğun uçma hayali ile yüksek tepeden  atlaması ve gerçeğin taş ve topraktan sertliğinde kafasını dağıtması. Küçük beyni, yaratıcı olmadığı için parçalara ayrıldı. Tavuk, yaratıcı olmadığı için uçamamıştır. Yazık olmuş deriz. Bu, üzücü ama gerçek ve yaygın bir durumdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Argh... Çok uykum geldi. Devam ettiremeyeceğim. Böylelikle bir yazı daha yarım bırakılanlar kervanına katılmış oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu makindeki mavidiş (Bluetooth) özelliğini açmasını beceremediğimden bu seferlik fotoğrafı Günlük Esintiler'den araklıyorum. Kıl oldum zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yatıyorum ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-1155029560419557132?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/1155029560419557132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=1155029560419557132' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1155029560419557132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1155029560419557132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2010/02/writing-is-easy.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S2te8ZtINlI/AAAAAAAAA4g/_1l_lDRWqXA/s72-c/image-upload-118-743791.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-654277721007708216</id><published>2010-02-03T00:29:00.004+02:00</published><updated>2010-02-03T01:43:58.756+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ancak dengesiz hayvan bugün kanepenin tepesinden düştü, Kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bişey'i kastediyorum, tahmin edersin ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yaparsam yapayım, olmuş olanları değiştiremem. Bu pes etmekse pes etmek de. Kabulleniş getiriyor huzuru. Unutmaktır yine beni kurtaran. Eski taktik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TersTepki'de de sormuştum. Yetiştirilişin boyunca sana öğretilen inançlar, senin değiştiremediğin içine işlemiş dinin değil midir? Sonradan din değiştirmek ne kadar samimidir? İnançtan vazgeçilebilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S2i4Qfx-ynI/AAAAAAAAA4Q/AQQmhTYcVSU/s1600-h/41_by_Bela01.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S2i4Qfx-ynI/AAAAAAAAA4Q/AQQmhTYcVSU/s400/41_by_Bela01.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433795543971056242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bence vazgeçilemez. Ancak inancı başka kaynaklara yönlendirebilirsin. Ya da hiç umursamazsın, unutursun inandığını. Fakat unuttuğunda belki çıkıverir en zayıf anında bir yerlerinden ve sen kendinle çelişmiş olursun. Bu, samimiyetsizliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün fena değildi be. Çok fazla ağrı çekmedim. Ayrıca gün boyu ara ara kız kişi ile muhabbet ettim. Kitabımı okudum. İnternette eğlendim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hmm, aslında sıradan bir günmüş. Hay allah...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine Özdemir Asaf'tan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BİLSEYDİ EĞER&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir şiir bir geceye değer, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Bir şiir bir uykuya değer, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Bir şiir bir uyanmaya değer, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Bir şiir bir sigaraya değer, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Bir şiir bir rakıya değer, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Bir şiir bir şarkıya değer, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Bir şiir bir türküye değer, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Bir şiir bir ağrıya değer, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Diye-diye.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Meğer.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;-Özdemir Asaf&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Art by &lt;a class="u" href="http://bela01.deviantart.com/"&gt;Bela01&lt;/a&gt; @DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-654277721007708216?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/654277721007708216/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=654277721007708216' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/654277721007708216'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/654277721007708216'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2010/02/ancak-dengesiz-hayvan-bugun-kanepenin.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S2i4Qfx-ynI/AAAAAAAAA4Q/AQQmhTYcVSU/s72-c/41_by_Bela01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-4514044978031158891</id><published>2010-02-02T00:03:00.003+02:00</published><updated>2010-02-02T01:07:24.048+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Küçücük klavyede yazmak güç be, Kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyeceksin neden küçük klavye? Çünkü Netbook kullanıyorum. Devam eden merakını gidermek için soracaksın, dizüstüne ne oldu diye. Ekranına çay döktüm diyeceğim. Lipton Yellow Label. İyi demlenmiş. İyi halt ettin diyeceksin, boynumu büküp öylece duracağım. Olabilir böyle kazalar, büyütmemek gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az evvel ağrı kesicimi aldım. Etkisini bekliyorum. Belim öyle ağrıyor ki, dövüş filmlerinde baş kahramanın, hasmının başını bir kıvırışta boynunu kırması gibi bir anda belimi kıvırıp kırmak istiyorum. Daha önce bahsetmiş olabilirim; bu bel ağrımın, hatun kısmısının adet dönemlerinde çektikleri bel ağrısına benzeyip benzemediğini merak ettim. Bakın, hanımlar, ben sizi anlamaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak, Kişi, bel ağrıma rağmen oturup sana yazıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semiramis Hocam bana onun dersinde yaptığım çevirileri dergilere göndermemi öğütledi. Bir ara şiirlerimi dergilere göndermiştim ama karşılık alamamıştım. Umutsuz bir vaka olabilirim. Zaten kıçımı kaldırıp yaptıklarımı bir yerlere göndermekte zorlanıyorum, üstüne kabul edilmeyince bayağı cesaret kırıcı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kedilerde son durum. Bugün anne kişi evin bir yerlerinden kedi tarağını buldu, başucuma koydu. Bense ilk fırsatta Bişey Efendi'yi yakalattırıp huzuruma getirttim. Benim müdahalemden hoşnut olmadığı ferinde cinayet niyeti taşıyan gözlerinden belliydi doğrusu. Ancak kedi bu, tarağı hissedince bir anda duruluverdi. Kısa sürdü ama Bişey Efendi bile boyun eğdi. Sonra kendine geldi ki kaçıverdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak tahmin ederisiniz ki sıra Fıstık Hanım'a geldiğinde olaylar tam tersi şekilde ceryan etti. Bu hayvanı taramak için benim tarağı kıpırdatmama gerek bile olmadı çünkü hanfendi hiper bir yılışıklıkla tarağa kendisi zaten sürtünüyordu. O kadar istekliydi ki bende onu tarama isteği kalmadı. Bu nedenle Fıstık'ın taranma süresi neredeyse Bişey'inki kadar oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kediler de olmasa b bloga ne yazacağım, değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşık bir hayalet odaya girip aşığına bakarak kendisiyle oynasa... Rahatsız edici bir hikaye olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu Geralgine-K... Taptığım ağrı kesici. Başka hiçbir ağrı kesici böyle etkilemiyor beni rahatlatamıyor. İLacın ana maddesinin kaynağı her neyse öpmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha... Madem evden çıkamıyorum, bari eve getireyim mantığıyla bazı konularda özel ders almaya karar verdim. Mal gibi oturmaktan iyidir. Fransızca iyi bir başlangıç gibi görünüyor. Hatılarsan iyice kötüleşmemin evvelinde Fransız Kültür Merkezi'nde kursa başlamıştım. Beni tek düşündüren, belirsiz sağlık geleceğim sebebi ile yine tam başlayamadan sekteye uğramasıdır bir şeylerin. Ancak bu sadece bir olasılık. Buna dayanarak beklemek, tarafımca acınası bir durum olarak algılanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım uyumaya çalışma vakti gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-4514044978031158891?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/4514044978031158891/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=4514044978031158891' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4514044978031158891'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4514044978031158891'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2010/02/kucucuk-klavyede-yazmak-guc-be-kisi.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-4344000737191035872</id><published>2010-01-29T23:29:00.006+02:00</published><updated>2010-01-30T00:38:50.190+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Göze hoş gelenlerle dolu bakmayı bilmediğin yerler, Kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık beni pek çağırmaz oldun, neden öyle? Diyecek pek bir şeyim olmadığını bildiğinden belki de. Ara ara kendimi zorluyorum eh Mete bari kelimeler üstündeki gücünü yitirme diye, söylecek bir şeyler bul her zaman. Diline felç inmedi ya? Parmakların da en az eskisi kadar güçlü; hatta yumruklarını sıkmaktan ötürü eskisinden de kuvvetli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde kedi nanesi olan küçük bir oyuncak almış anne kişi, kedi için. Fıstık Hanım'ın bir nebze olsun ilgisini çekmedi oyuncak; hanfendi sanırım hayatı boyunca keyif verici maddelerden payını yeterince aldı, artık oralı bile değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S2NfucjWbaI/AAAAAAAAA4I/5cSS8Nx6wqQ/s1600-h/DSC01200.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S2NfucjWbaI/AAAAAAAAA4I/5cSS8Nx6wqQ/s400/DSC01200.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432290827082034594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan Bişey Efendi delirdi. Hayvan oyuncağı patileye patileye, düşe kalka, yuvarlana yuvarlana tüm evi dolaştı. Bir ara baktım öylesine delirmişti ki oyuncağa dokunmayı bırakıp sadece oyuncağa bakarak halının kenarını kemiriyordu. En sonunda bitkin düşmüş olacak, oyuncağa baka baka yığılıverdi olduğu yere. Bunları yaparken bir yığın tüy döktü... Bu hayvanı tarasak her gün, herhalde bir iki ayda bir koca bir yastık içini dolduracak kadar tüy elde etmiş oluruz. Heh... kedi tüyü yastık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana hayatımın nasıl gittiğini soran bihaber eski tanıdıklara ne diyeceğimi bilemiyorum doğrusu. İyiyim deyip geçmek gerek sanırım. Ancak yine de her seferinde kendimi işin aslını astarını söylerken buluyorum. Burada psikolojik bir saptamada bulunurdum ama sanırım kendimi fazla ifşa etmek olur bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık yeni bir arabam var! Tek koltuklu, insan gücüyle yürüyor. Heh heh heh...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;pre&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:Arial,helvetica;font-size:10px;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;"Siyasete ilgi duymayan aydınları bekleyen korkunç sonuç, cahiller tarafından yönetilmektir."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;demiş ARİSTO. Haklı aslında. Göt herif... Bir önceki yazımı hatırlarsın, tepkili olan. Eh, bu sözü bana uygulayınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 0);"&gt;KALDIM&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;pre style="color: rgb(51, 51, 0);"&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: rgb(221, 218, 172);"&gt;&lt;span class="TimesRoman12" style=";font-family:Times New Roman,adobe-times,Times;font-size:180%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);"&gt;Seni düşlerime aldım,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);"&gt;uykusuz kaldım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);"&gt;Seni uykularıma aldım,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);"&gt;düşsüz kaldım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);"&gt;Başıma aldım, sensiz;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);"&gt;gönlüme aldım, başsız,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);"&gt;sensiz, yollarda pulsuz,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);"&gt;pullarda mektupsuz kaldım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);"&gt;Sana adlar aradım,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);"&gt;ardında adsız kaldım...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/pre&gt;                                                   &lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);"&gt;-ÖZDEMİR ASAF&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne beklersin ki benden başka? Öfkeme layık insanlar arıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-4344000737191035872?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/4344000737191035872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=4344000737191035872' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4344000737191035872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4344000737191035872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2010/01/goze-hos-gelenlerle-dolu-bakmay.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S2NfucjWbaI/AAAAAAAAA4I/5cSS8Nx6wqQ/s72-c/DSC01200.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-6561350637094401154</id><published>2010-01-26T23:50:00.004+02:00</published><updated>2010-01-27T00:26:02.375+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bu sabah bir tesadüf önümde duran gazeteye bir göz attım. Hemen birinci sayfada "CHP hükümeti bir sivil diktatörlüktü." manşetli bir kısım dikkatimi çekti. AKP'nin iddiası. Düşündüm sonra, yahu 8 sene önceki hükümete bok atıyorlar. Hâlâ o kadar ilgilenilmesi gereken konu varken muhalefetle karşılıklı çocuk kavgaları ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle bir şey işte. Ondan başka 43 gündür tekel işçilerinin grev yaptığını öğrendim. Başka da bir şey kalmamış aklımda. Ben zaten ülke içi olaylara karşı ilgisiz birisiydim, bir de şu amelyatlar sonrası iyice kendime dönünce kapı dışındaki her şeyden bihaber hale geldim. Pişman mıyım? Eh, belki biraz başka şeylerle ilgilenmekte fayda olabilir... Gerçi yine de siyaseti takip etmem. Siyasetten hiç hazzetmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heh, üç gündür dondurma yiyorum akşamları. Pek keyifli... Karadut ve ceviz favorimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terstepkiye birkaç soru atıp cevap yazdım. Uzun süredir bakmadığımı fark ettim. Bilmiyorum, orasının bir şekilde merakımı cezbetmesi gerek. Belki birkaç iyi soru? Ama bu benim elimde olan bir şey değil sonuçta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne hoş olurdu biliyor musun? Dans etmek. Öte yandan unutmuş olmam çok muhtemeldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada belirmem gerek, bundan böyle hikaye kitaplarına başlamadan evvel bir daha düşüneceğim. Bir hikayeyi bitirdikten sonra ötekine başlayana kadar günler, belki bir iki hafta geçiriyorum. Bir kere rafa koyduğumda da bir daha ellemeyeceğimi bildiğimden başladığım kitabı bitirmeden rafa kaldırmak istemiyorum. Öyle öyle aynı kitapla aylar geçiriyorum bazen. Çok yazık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El masajı kadar harika pek az şey var... Ellerimin efendisi olan benim de efendimdir! (Büyük konuştum, biliyorum.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://files.droplr.com/files/8168122/1GAcK.UP.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 500px; height: 371px;" src="http://files.droplr.com/files/8168122/1GAcK.UP.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Eheh, şu fotoya bakınız. Aslında bunu Ilgın'a göstermek için saklıyordum. Sonra dedim neden blogda paylaşmıyorsun. Stumble Upon ile rastgele dolaşırken rast geldim. Harika bir benzerlik değil mi? Bir de afişteki dedeye benzer birini bulabilselermiş tam olurmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Up filmi izlenesiydi. İzlemeyenlere tavsiye ederim. Özellikle filmin başlangıcı harika.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç tahtamı daha yitirmek üzereyim sanırım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hmm, klavyedeki shift tuşuna (şu en soldaki, üstünde yukarı ok resmi olan tuş) ard arda hızlı hızlı bastığında windows sana yapışkan tuşları aktifleştirmek isteyip istemediğini soruyor. Bunu soran Windows 7 ve hatırladığım kadarıyla bu benim kullandığım her Windows'da vardı. Şimdi soruyorum. BU ÖZELLİĞİ KULLANAN VAR MI?! Çok mu popüler bu özellik ki bunca senedir varlığını sürdürüp benim seğirip duran sol serçe parmağım tarafından harekete geçirilip duruyor? Bıktım aynı soruya hayır cevabı vermekten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Microsoft Office programlarına kılım, hazır başlamışken belirteyim dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeter bu kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-6561350637094401154?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/6561350637094401154/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=6561350637094401154' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/6561350637094401154'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/6561350637094401154'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2010/01/bu-sabah-bir-tesaduf-onumde-duran.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-1400308333356899946</id><published>2010-01-19T14:55:00.005+02:00</published><updated>2010-01-19T19:56:27.917+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S1WtKuJG4OI/AAAAAAAAA4A/2spD5MP9LOU/s1600-h/Bird_Skeleton_by_pauroo.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S1WtKuJG4OI/AAAAAAAAA4A/2spD5MP9LOU/s320/Bird_Skeleton_by_pauroo.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428435325561528546" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir şeyleri değiştirmek adına fark edilmeyi beklemek var ki.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dört mevsim tek ağacın dalında ötüp duran kuş.  Kış vakti ölüp ölüp ilkbaharın ilk ışıklarında diriliyor kuş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kemikten kanatlar uçmaya uygun değil. Ağaçta yetişen meyve midesini bozuyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Photo by &lt;a class="u" href="http://pauroo.deviantart.com/"&gt;pauroo &lt;/a&gt;@ DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-1400308333356899946?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/1400308333356899946/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=1400308333356899946' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1400308333356899946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1400308333356899946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2010/01/bir-seyleri-degistirmek-adna-fark.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S1WtKuJG4OI/AAAAAAAAA4A/2spD5MP9LOU/s72-c/Bird_Skeleton_by_pauroo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-1336563450907258424</id><published>2010-01-18T00:32:00.002+02:00</published><updated>2010-01-18T00:53:46.075+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Şu günlerle ne yapacağımı bilemedim, Kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere gelip de gitmek bilmeyen misafirler gibi... şey, gelip de gitmek bilmiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat öğlen 12'yi zar zor bulmasın diye geç kalkmaya çalışıyorum. Sonra saati akşam 6 etmek için bir nevi çırpınıyorum. Akşamın geri kalanı ise saat 12 olsun diye ağrılar içinde delirerek geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman, üstümdeki kozunu anladı; geçmeyerek benimle oyun oynuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hele ki dikkatimi benden ve geçen saatten alan şeylerden bir teki bile eksik olmaya görsün! Misal, Ilgın! Bazen hanfendiye bağımlı olduğumu düşünüyorum. Adil değil böylesi bir bağımlılık. Kimseye olan bağımlılığım kimse için adil değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, konuyu değiştirelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir kişiyle bile konuşulamaz şeylerle&lt;br /&gt;Doluyken bardak&lt;br /&gt;Saplandığın derinden çıkma söz!&lt;br /&gt;(Çıksan ne olacak?)"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                       -Behçet Necatigil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neysem, bir şey gelmedi aklıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-1336563450907258424?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/1336563450907258424/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=1336563450907258424' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1336563450907258424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1336563450907258424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2010/01/su-gunlerle-ne-yapacagm-bilemedim-kisi.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-2766890708842253638</id><published>2010-01-09T23:28:00.008+02:00</published><updated>2010-01-18T00:55:12.642+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kapalı televizyon hiç açılmadı ki&lt;br /&gt;Ben seyrediyorum;&lt;br /&gt;Siyah aynadaki belli belirsiz&lt;br /&gt;Tanıdık insan bakışlarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimde yazılası bir şey var. Ama bilmiyorum nedir o. Parmaklarımı salsam gitseler, çıkartabilir miyim dersin, Kişi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de gocunma hissi. Ondan eminim. Neye gocunma dersen, şudur diye parmağımla gösteremem ki. Hem parmakla göstermek hoş değildir. Hoşuma da gitmez hani. Kendi bulsun karşıdaki isterim, ipuçlarımı takip etsin, aklını çalıştırsın, ben leb dediğimde o leblebi anlasın, ben ne düşündüğümün farkına yeni varmışken o çoktan bilmiş olsun. Hem parmakla göstermek çocukların yapacağı bir şeydir. Ben geçmedim mi o hallerimi? Çocuk olsaydım herhalde eğlenebiliyor, şen şen dolaşıyor olurdum. Yapamıyorum ya. Kırbaçlıyor zaten bir fırsat yapabildiğim olsa. Tadım kaçıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Armut piş ağzıma düş desen, kolay mı öyle desen, kim ya da ne seni anlar ya da anlamak ister, sen anladın mı anlayabildin mi desen; sus artık derim. Neyedir gocunman desen yine, şudur derim bu sefer ama tek parmağım kalkmaz, onbeş tanesi kalkar ve gökyüzüne dönüktür son anlık bir kararsızlıkla yaptığım hamleden ötürü. Ama birisi kırılır o an, ses benden gelir ama; parmak bana dönüktür. Tüh derim, yakayı ele verdim sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeter derim, aldırma. Yürü, Mete; Yenibaştan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah vakti, Günfer Hanım'ın örttüğü ama kapatmadığı yatak odamın kapısı güçlü bir şekilde itilerek açıldı. Güçlü bir şekilde diyorum çünkü kapı duvara tak diye çarptı, ki zaten beni uyandıran da o sesti. Ben ne oluyor falan diye şaşkınlıkla kapıya bakarken ne olduğunu, laminatların üstünde çit çit çit diye çitleyen pati seslerinden çıkardım. Zaten birkaç saniye içinde hop diye yatağa tırmanan bir ağırlık ve ayağıma konan bir kedi kafası ile Fıstık Hanım'ın güzellik uykusuna benim yanımda devam etmeye karar vermiş olduğunu anladım. İyi de, bari kapıyı çarpmasaydınız Fıstık Hanım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüyamda yine yüksek binalar arasındaydım, her yer ıssızdı ve birileri beni izlediklerini fısıldıyordu. Yalan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzunca bir süre koruyucu bir meleğimin olduğuna inanıyordum. Bu inancımın sebebi ise pek çok kere birçok kazayı ve ölümcül hatayı kıl paylarıyla atlatıyor olmamdı. Bir dönem bana hiçbir şey olmayacağını, hep bir şekilde sıyrılacağımı bile düşünüyordum. Şimdi desem münasip bir yerimle gülerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da belki gerçekten öyledir de o melek biyolojik konularda beceriksizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimdekini atabildiğimi sanmıyorum. O huzursuzuk hâlâ varlığını sürdürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En iyisi gitmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-2766890708842253638?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/2766890708842253638/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=2766890708842253638' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2766890708842253638'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2766890708842253638'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2010/01/kapal-televizyon-hic-aclmad-ki-ben.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-360061682639391611</id><published>2010-01-06T23:25:00.006+02:00</published><updated>2010-01-09T15:24:03.737+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Sıfırdan tekrar edilen başlangıçlar ancak filmlerin, ardından ne olduğunun bize söylenmediği sonlarında olur, Kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl kendini ve yaşadıklarını hiç olmamış gibi içinden söküp atabilesin ki? Reddedişle olmaz bu. Bence bu sıfırdan başlangıca en yakın sayılabilecek reformlar, ancak kişinin tüm yaşadıklarını, yaptıklarını, geçmişindeki insanları ve en önemlisi kendisini affetmesiyle mümkün. Böylelikle geçmişi geçmişte bırakıp ilerlemeye devam edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün birisi beni erkekler tuvaletinin kapısından çevirdi, kadınlar tuvaleti şu tarafta bacım diye. Anında cinlerim tepeme çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olur öyle hatalar, arkadan anlamamıştır, gözü miyoptur falan... İyi de arkadaşım diyelim ki kadınım ve yanlış yere gidiyorum; yahu sana mı düştü benim namusum gittiğim yerin doğru yer olup olmadığı? Ne nane molla insanlarımız var. Cidden bu ülkede kadın olmak çok zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha, bu arada bu kadar kızmamı yanlış anlamayasın. Kadınlarla alıp veremediğim yok ki onlardan biri sanılmaktan gocunayım. Benimkisi ortaokuldan ve saçımın uzun olduğu dönemlerden kalma bir tepki. Hele orta okulda, olduğumdan başka bir cinsiyet sanılmak pek koyuyordu. Üniversiteyi bitirmiş, ölümden dönmüş bir kişi olarak hâlâ böyle bir olay karşısında celallenmem bu konuda bir şeyleri, birilerini ya da kendimi tam olarak affedemediğim anlamına geliyor; eğer ki yukarıdaki iddiamı doğru sayarsak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamam, çok ciddi yazdım. Yeter bu kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu sıralar tekrar Sandman okumaya başladım. Güzel seri be. En son Rüya Lordu, Morpheous, Cehennemden çıkıyordu. Lucifer Sabahyıldızı ona milyonlarca iblisle çevrilmiş olarak dikilkleri o tepede onu öylece bırakacaklarını mı sandığını soruyordu. Rüya Lordu'nun ve rüyalarının Cehennemde hiçbir gücü yoktu nasıl olsa... Derken Morpheous Lucifer'a cevabını verdi soğukkanlılıkla "Evet, ben burada güçsüz olabilir. Ancak rüyalar? Rüyaların burada gücü olmadığını söyleyemezsin." ve tüm iblislerin duyabileceği bir sesle dudaklarından şu kelimeler döküldü:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Eğer buradaki tüm iblisler bir gün Cennete kavuşacaklarının hayaliyle dolu olmasalar, Cehennemin bir gücü kalır mıydı?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve o yavaş yavaş Cehennemin çıkışına doğru yürürken tüm iblis ordusu onun önünden bir bir çekildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-360061682639391611?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/360061682639391611/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=360061682639391611' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/360061682639391611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/360061682639391611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2010/01/sfrdan-tekrar-edilen-baslangclar-ancak.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-8050539786639172991</id><published>2010-01-05T01:01:00.006+02:00</published><updated>2010-01-05T01:31:13.977+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiirimsi'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S0J4sxxeWKI/AAAAAAAAA3w/a6rGyubwCnE/s1600-h/Fine_wine_of_fire_grapes_by_flame2fire.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 266px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S0J4sxxeWKI/AAAAAAAAA3w/a6rGyubwCnE/s400/Fine_wine_of_fire_grapes_by_flame2fire.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423029611977922722" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 0, 0); font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;Alev yudumları susuzluğuma&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 0, 0);font-size:130%;" &gt;,&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center; font-weight: bold; color: rgb(204, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(102, 0, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;span style="color: rgb(102, 0, 0);"&gt;bardakta durmuyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(102, 0, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;span style="color: rgb(102, 0, 0);"&gt;kaplar eriyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 0, 0);"&gt;avuçlarım yanıyor&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 0, 0);"&gt;;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 0, 0);"&gt;ellerim nerede!?...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 0, 0);"&gt;yiten ışığı telafi etmeye çalışırken kül oldum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Art by &lt;a class="u" href="http://flame2fire.deviantart.com/"&gt;flame2fire&lt;/a&gt; @DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-8050539786639172991?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/8050539786639172991/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=8050539786639172991' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8050539786639172991'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8050539786639172991'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2010/01/alev-yudumlar-susuzluguma-bardakta.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/S0J4sxxeWKI/AAAAAAAAA3w/a6rGyubwCnE/s72-c/Fine_wine_of_fire_grapes_by_flame2fire.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-3145414150798811794</id><published>2010-01-03T01:06:00.003+02:00</published><updated>2010-01-03T01:21:19.845+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Derme çatma teknelerle açıldığımız göllerde boğulmadan nasıl durabildik? Şimdi okyanusta altımızda şişme botlarla bir yere varabileceğimizi sanıyoruz. Bir yere varma umudumuz var mı ki? Attığımız kürekler, çırptığımız ayaklar ve avuçlarımızla çektiğimiz sular bizi sadece okyanustaki başka bir yere götürüyor. Orası belki daha az fırtınalı olur, belki köpekbalığı olmaz orada; ya da tam tersi. Keşke translatlantik bir gemide birinci sınıf bir kamarada uyuyor olsaydım diyoruz her zaman. Halbuki transatlantik gemiler birer deniz efsanesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün fark ettim, diğer kediden kaçmak için koltuğun altına giren Fıstık Hanım, koltuğun altındaki kumaş kaplamayı yarıp koltuğun içini bir güzel deşip kendine güzel kapalı bir mekân yapmış. Zeki hayvan... Vay şerefsiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapalı kim bilir ne kadar uzun vakit oldu. Sık sık koltuğun altına girmesine de laf etmedik. Bundan s0nra durduk yere onu cezalandırırsak bunu neden yaptığımızı anlayacağını sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiklerinin kalabalığın arasında kaybolması bu sanırım. Az evvel müzik arşivinde bir parçaya denk geldim; ne kadar da çok seviyor sık sık dinliyordum. Ne ara kim bilir bir anda dinlemeyi bıraktım ve unuttum. Şimdi kendisini görünce sevindim. İnsan bazen neyi gerçekten sevdiğini unutuyor. Çok acı bir gerçek bu. Ama sanırım sevecek yeni şeyler bulmak için şart.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paolo Nutini - Candy, bu arada parçanın ismi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"You're my diamond in the rough."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şekilde bir de Three Wishes (The Pierces) yine bugün karşılaştığım eski dostlardan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------------------------------------------------&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-3145414150798811794?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/3145414150798811794/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=3145414150798811794' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3145414150798811794'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3145414150798811794'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2010/01/derme-catma-teknelerle-acldgmz-gollerde.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-1044668733139578553</id><published>2009-12-31T20:54:00.003+02:00</published><updated>2009-12-31T21:13:21.411+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Szz3sbGxtDI/AAAAAAAAA3g/R99MKCvhKyA/s1600-h/New_Years_Toast_Part_II_by_Shane66.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Szz3sbGxtDI/AAAAAAAAA3g/R99MKCvhKyA/s400/New_Years_Toast_Part_II_by_Shane66.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421480394009719858" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yılbaşı gecesi blog yazan birisiyim, Kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyceğim o ki gelen yıl pek güzel geçsin, harika harika her taraftan güzelliklerle kaplansın. Bu sene kadar uç noktalarda gezinmese de olur. Hoş şeyleri tadında yaşayalım, kötüler hafif ve unutması kolay olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Kişi, bu sene de benimle beraber ol. Gerek bu blogdan, gerek aklımın içinden, gerekse günlük hayatımdan eksik olmamanı dilerim. Varsın olsun bu sene hediye almayayım. Varsın olsun bu gece evimde kalmış olayım. Varsın olsun seni de belki evine kapatmış olayım böylesini istemesem de. Pasif, bencil mutluluk içindeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca bu gece şarap var evimde, yanıbaşımda. Daha kaybetmediğim ne varsa onların varlıklarının tüm güzelliğine içiyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana içiyorum Kişi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ARt by &lt;a class="u" href="http://shane66.deviantart.com/"&gt;Shane66&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-1044668733139578553?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/1044668733139578553/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=1044668733139578553' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1044668733139578553'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1044668733139578553'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/12/ylbas-gecesi-blog-yazan-birisiyim-kisi.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Szz3sbGxtDI/AAAAAAAAA3g/R99MKCvhKyA/s72-c/New_Years_Toast_Part_II_by_Shane66.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-3750868327665796481</id><published>2009-12-30T23:39:00.008+02:00</published><updated>2009-12-31T11:39:03.540+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Beyin yahnisi. Evet, Kişi, ilk sözlerim bunlar. Seni şaşırtmayı seviyorum. Tabi şaşırmamış da olabilirsin... Hmm, tek taraflı sohbetlerimizin en iyi yanı beni hiçbir zaman morartmaman. Kediyle konuşmak gibi bir şey. Fark şu ki ben kediyle oturup ciddi ciddi konuşmam. Kediyle geyik de yapmadım. Aslında şu anda kedi ile pek az etkileştiğimi düşünmeye başladım. Bu yılbaşında değiştireceğim şey bu: Kedi ile daha çok etkileşeceğim. Bu genelde mıncırmayı ve zavallının anlamadığı şeyler söylememi içerdiğinden hayvan yakında evi temelli terk etmeyi düşünmeye başlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne uzun bir giriş oldu değil mi? Yapacak bir şey yok, yazdım bir kere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ev iyice kalabalıklaştı. Fena olmadı, bu kalabalık sayesinde yalnız kalabiliyorum. Kendi başıma olduğum aslen pek nadir oluyor. Ancak bu gece artık salondaki kanepeyi bırakıp odama çekileceğim. Bu arada çarşafları kaldırınca fark ettim, kanepenin minderleri bildiğin benim oturduğum yerlerden yassılaşmış... Şu iki ayda kanepeyi iki senede kimsenin yapamadığı ölçüde yıprattım. Her şey bir yana, sonunda yalnız uyuyabileceğim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana, sebepsiz ve gerçekte olacaklarla muhtemelen hiçbir alakası olmayacak endişemden bahsedeyim. Hayattan geri kalmak diyorum ara ara. Ben kendime tam olarak gelip sonunda bir şeyler yapabilmeye başladığımda dostların hepsinin kendi hayatlarına, işlerine, güçlerine, amaçlarına fazlasıyla gömülmüş olmalarından korkuyorum. Sanki öyle olunca onlara ulaşamayacakmışım gibi geliyor. Halbuki biraz düşününce, ben de başka bir yerlerde olacağım ve bir taraf çaba gösterir de eğer ki dostluk da güçlü ise elbet bir araya gelinebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, senenin son günündeyim resmen. Bu sene hiç bitmeyecekmiş gibiydi benim için. Aralık ayı geldiğinde bile ben ileriye bakmaktan korkarcasına hep geçmişe dönüktüm. Aslında söz konusu sene sonu sadece biz insanların hayatlarımızı bölümlere ayırmak için sistemli bir şekilde uydurduğumuz takvimin biriminden ibaret; yoksa dünya dönüşünde duraksamıyor, söyle bir düşünüp nostaljide kapılmıyor, bir yaş daha geçti diye üzülmüyor ya da sevinmiyor... Dünya olmak varmış be, kaptırmış kendisini dönüp duruyor içindeki kansere bile aldırmaksızın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilgın Hanım kurabiyeler yapmış. Fotoğraflarını gösterince cidden mutfakta işlenen bir cinayetin ardından pişirilen tatlı atıştırmalar gibi göründüklerini düşündüm. Bir de kanlı ellerini göstermiş. Barbar kız. xD&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında o gıda boyası kullanılarak çok iyi fotoğraflar çekilebilir. Ancak pislenmeye gönüllü birileri lazım. Şu DeviantArt'da veya başka yerlerde sergilenen çok iyi fotoğraflara bakıyorum ve düşünüyorum: Benim de bunlar gibi ve daha başka fikirlerim var! Ama o fotoğrafçıları benden ayıran şey ilk olarak bu fikirlerini fotoğraf haline getiriyor olmaları. Bunun dışında tabi ki ekipman ve manken bolluğu da ayrı bir avantaj; ancak bunlar bir şekilde zamanla bulunabilecek şeyler, yeter ki eyleme geçilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SzvePVA3H2I/AAAAAAAAA3Y/4qKi_HgKqrc/s1600-h/parasol.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 211px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SzvePVA3H2I/AAAAAAAAA3Y/4qKi_HgKqrc/s400/parasol.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421170931390685026" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Misal, bir keresinde yaz vakti gece deniz kıyısında yürürken kumsalda açık unutulmuş bir güneş şemsiyesi gördüm. Öyle bir sahneydi ki, sarı sokak lambasının aydınlattığı kumsalda o şemsiye altına kapkaranlık bir gölge düşürüyordu. Sonra düşündüm, bir kadın olsa o şemsiyenin altına yatsa, gölgeden sadece ayakları çıksa, ben de bunu çeksem... O an mankenden vazgeçtim, sahnenin kendisi bile fotoğraflamaya değerdi bence. Ancak tabi o zaman iyi bir makineye sahip değildim ve telefonla çektiğim bir şeye benzemiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecek yıldan ne bekliyorum? Bilmem ki, kafasına göre takılsın ama mümkünse beni daha bir sevsin. Sevgi dolsun, ilhamı bol olsun, mümkünse başlangıçlar yapabileyim. Mümkünse şu kısır döngümden kurtulabileyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, bu kadar yazmak yeter. Görüşmek üzere, Kişi. Gündüz vakti yine bir şeyler yazabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-3750868327665796481?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/3750868327665796481/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=3750868327665796481' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3750868327665796481'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3750868327665796481'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/12/beyin-yahnisi.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SzvePVA3H2I/AAAAAAAAA3Y/4qKi_HgKqrc/s72-c/parasol.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-294361896429813313</id><published>2009-12-30T00:09:00.004+02:00</published><updated>2009-12-30T09:53:11.395+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiirimsi'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SzqDxiJAduI/AAAAAAAAA3Q/SI6rv3i_asM/s1600-h/The_Lantern_Theory_by_Celestie13.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 311px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SzqDxiJAduI/AAAAAAAAA3Q/SI6rv3i_asM/s400/The_Lantern_Theory_by_Celestie13.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420789988495226594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çay yapraklarının savruluşlarına tepkiliyim!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mürekkebin bir kaşık suda dağılmasına&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bünyelerinde gerçeği barındıran hamam böceklerine&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ve anlamı okuyanda gizli olan anlamsız çağrışımlara!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Art by&lt;a class="u" href="http://celestie13.deviantart.com/"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;Celestie13&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-294361896429813313?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/294361896429813313/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=294361896429813313' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/294361896429813313'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/294361896429813313'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/12/cay-yapraklarnn-savruluslarna.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SzqDxiJAduI/AAAAAAAAA3Q/SI6rv3i_asM/s72-c/The_Lantern_Theory_by_Celestie13.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-4326272721451026390</id><published>2009-12-29T00:21:00.006+02:00</published><updated>2009-12-29T01:33:19.945+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bugün aklıma buraya yazacak bir şey geldi... Ama kendisini unuttum anısı kaldı. Lanetler! (dıgıdık)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimden geçenleri yazsam başıma bela almış olurum. Jason Mraz şarkılarının etkisiyle saat geceyarısını kırkdört geçe ben ki coşkulu, hedefi olan kırmızı eflatun şeyler yazmak istiyorum. Ancak hayır, Kişi; duymayacaksın benden bu cümleleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir atom savaşı çıksa ve sen yüksek teknoloji harikası bir sığınakta bu savaştan zarar görmeden kurtulsan, sonrasında ne yaparsın? Dış dünya radyasyon yüklü ve yerle bir halde; ancak kurtulanlar var.  Sen o yüksek teknoloji ürünü küçük bir yer altı şehri olan o sığınakta radyasyondan etkilenmeden mi yaşamayı tercih edersin; yoksa yukarıya, atom kıyameti sonrası dünyaya çıkıp orada mı bir yaşam sürdürürsün? Sorunun özü şudur, sağlıksızlığına ve kaosuna rağmen özgür dış dünya mı, yoksa güvenli ama klostrofobik yeraltı sığınağı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Szk_aDMZG5I/AAAAAAAAA3I/2Kf6sY1voyQ/s1600-h/Environment__POST_APOCALYPSE_by_I_NetGraFX.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 225px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Szk_aDMZG5I/AAAAAAAAA3I/2Kf6sY1voyQ/s400/Environment__POST_APOCALYPSE_by_I_NetGraFX.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420433343283534738" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bilen bilir, bu Fallout isimli bir oyunun koşullarına çok yakın bir senaryo. Doğrusu atom savaşı sonrası Amerika'sında geçen bu oyunların her birini tavsiye ederim. Özellikle son oyun olan Fallout 3, ki kendisi Washington D.C.'nin yerle bir olmuş halinde geçiyor, harika. İçinde Amerikan kültüründen çok şey taşıyor bu arada. Oyunu tasarlayan takım dersine iyi çalışmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uykum gelsin hadi. Jason Mraz'ın ninni gibi şarkıları bile uykumu getiremedi. Gerçi, bu hastane odasında uyumaktan hiç memnun değilim. Umarım bir an önce şu testler biter de eve yollanırım.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Szk-UiWfrrI/AAAAAAAAA24/thLnXJ0JuCE/s1600-h/Lilium_by_Crimson_Kimono.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 292px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Szk-UiWfrrI/AAAAAAAAA24/thLnXJ0JuCE/s320/Lilium_by_Crimson_Kimono.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420432149056564914" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dişiye tapmaya ne deniyordu? Gynolatry? Taptığımı sanmıyorum, ancak dişi kısmısını oldukça hayran olunası buluyorum. Hemen bana sapık deme, Kişi, açıklayayım. Oradan bu taraf ne kadar hayran olunası görünüyor bilmiyorum ama buradan bakınca dişi kısmısı en oldukça karmaşık, zarif, ne bileyim çok özel geliyor. Güzellik kavramını bir kenara bıraktım, sadece biyolojik olarak bile üstünde düşünülesi. Bir yerde okumuştum; erkeğin hayatında sadece iki kere değişim geçirdiğini söylüyordu, ergenlik ve andropoz. Ancak bir kadın hayatı boyunca her ay baştan yenileniyor, bunun yanında ergenliği, hayatının tam ortası ve menapoz var. Kadın, hayatı boyunca içinde hep yeni hayatlar besliyor. Bir döngü. Kutsal diyeceğim bir şey varsa bu kesinlikle tanrı değil, her gün karşılaştığım, ayırdına vardım varmadım etkileştiğim o dişilerdir. Belirtmem gerek, kişilik kısmını da ayrı tutuyorum. Sonuçta herkes insandır ve kişilikleriyle seversin sevmezsin farklı renkler kazanırlar. Ben şanslıyım çünkü çok güzel renklerle çevriliyim bu bakımdan.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Szk-e_zhXxI/AAAAAAAAA3A/hiC9NGIGZbY/s1600-h/56579a8d5d985463.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 294px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Szk-e_zhXxI/AAAAAAAAA3A/hiC9NGIGZbY/s400/56579a8d5d985463.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420432328761630482" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çok yazdım be. Dedim ya, bir doluluk var işte. Demem o ki, tanıyana kadar tüm dişileri seviyorum. Tanıdıktan sonra daha az sevdiklerim oluyor, öylece sevdiklerim oluyor ya da bir ihtimal çok çok ama çok sevdiklerim... Eee, Kişi? Sapık mıyım ben şimdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, kapatayım konuyu artık. Kendine iyi bak ben dönene değin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Art by &lt;a class="u" href="http://i-netgrafx.deviantart.com/"&gt;I-NetGraFX&lt;/a&gt;, &lt;a class="u" href="http://crimson-kimono.deviantart.com/"&gt;Crimson-Kimono&lt;/a&gt; and &lt;a class="u" href="http://pellucidmind.deviantart.com/"&gt;PellucidMind&lt;/a&gt;, respectively and respectfully @ DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-4326272721451026390?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/4326272721451026390/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=4326272721451026390' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4326272721451026390'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4326272721451026390'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/12/bugun-aklma-buraya-yazacak-bir-sey.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Szk_aDMZG5I/AAAAAAAAA3I/2Kf6sY1voyQ/s72-c/Environment__POST_APOCALYPSE_by_I_NetGraFX.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-227065219545024584</id><published>2009-12-28T01:21:00.008+02:00</published><updated>2010-01-09T15:29:10.954+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Szf1kx8Mf_I/AAAAAAAAA2g/EEpyoIjL3n4/s1600-h/christmas_tree_by_okcpu.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Szf1kx8Mf_I/AAAAAAAAA2g/EEpyoIjL3n4/s320/christmas_tree_by_okcpu.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420070688793591794" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hm, kaç gündür oturup yazamıyorum. Bir önceki girdi de yazma girişimlerimden birisiydi ve gördüğün üzere iki gereksiz cümlecikten ibaret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmiyorum, yazmak için bir motivasyona ihtiyacım var. Eski motivasyonlarımı devam ettiremem, ben değiştim çünkü. Eskiden sadece yazmış olmak için, kendimi geliştirmek ya da bir şeyler biriktirmek için yazardım. Okunmuş okunmamış bir şey ifade etmiyor. Şimdilerde ise okunuyor olmak önemli bir motivasyon. Bu ve bunun gibi şeyler. Çeviri için de durum benzer; durduk yere çeviri yapasım gelmiyor, neden gelsin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel bir noel ağacımız var. Doğrusu kendisinden çok memnunum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ışık girmiyor ki saçlarımın arasına, karanlıkta düşüncelerim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;plastik bir  ağacın renkli süslerinden öğrendim renklerin gerçekliğini&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;süslerin  geçmişinde yatan silik anılardansa, bir tenin tene değişini&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;e gaza getirdin oooo deyince &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;al sana şiir dörtlüğü &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;beşlik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;altılık...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;yedi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heh... Yayınlayacağımı söylemiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi, benim ağacım yukarıda resmini koyduğumdan daha güzel. Kendisini Günlük Esintiler'de görebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılbaşı. Geçen yılbaşına girişim baya olaylıydı. Ancak hayatta bu sene bu kadar sıkıntı çekip bu kadar çok ameliyat olacağım aklıma gelmezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seneye evde ve olaysız gireceğim. Yarı yarıya yürür vaziyette. Herhalde bu sene fena geçmez, umarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedi gök, yedi hayat, yedi günah, yedi tepe... Tepelerin birinin hakiminde bulacakmışım cevabı. Yedide üç olasılık, çünkü ömrüm ancak üç tepeye tırmanmaya yeter. Umutsuz olmak için yeterli bir sebep mi? Göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittim ben, Kişi. Heheh, girişte sana hitab etmedim diye unuttum sandın değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Art by &lt;a class="u" href="http://okcpu.deviantart.com/"&gt;okcpu&lt;/a&gt; @ DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-227065219545024584?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/227065219545024584/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=227065219545024584' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/227065219545024584'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/227065219545024584'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/12/hm-kac-gundur-oturup-yazamyorum.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Szf1kx8Mf_I/AAAAAAAAA2g/EEpyoIjL3n4/s72-c/christmas_tree_by_okcpu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-8430773139955677743</id><published>2009-12-24T23:30:00.002+02:00</published><updated>2009-12-25T00:06:12.657+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ah belim, vah popom, aman bacağım, aman tanrım ayağım, Kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakınmayacağım, merak etme.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-8430773139955677743?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/8430773139955677743/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=8430773139955677743' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8430773139955677743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8430773139955677743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/12/ah-belim-vah-popom-aman-bacagm-aman.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-5956298707692554848</id><published>2009-12-19T00:30:00.004+02:00</published><updated>2009-12-22T22:50:10.138+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>İşbu son girdiden bu yanaki ayrılığımızın ikinci gününde, Kişi, ben köpek gibi geri döndüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne desem bilmiyorum. Diyeceksin e madem bilmiyorsun neden blog yazmaya koyuldun. Çok basit, Kişi, çünkü sıkıldım ve gecenin bu saatinde uykumun gelmesini bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca müzik de dinleyemem, uyuyorlar. Dahası MSN'de konuşacak kimsem yok. Işık, kitap okunamayacak kadar loş (uyuyan var). Bir de ben pek aksiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden mi aksiyim? Çünkü şahsımın keyfince kotunu kazağını paltosunu giyip, kör topal da olsa dışarı tek başına çıkabileceği ve böylece biraz egzersizle her geçen gün daha da güçlenip hızla iyileşeceği günler her bir hastane seferinde daha ileriye erteleniyor. Hayat erteleniyor benim için, geri kalıyorum. Buna kızgınım. Sabırsızım, Kişi, anla beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olan sevgili aileme oluyor. Şu son birkaç ayda onlara şu yaşıma değin yaptığımdan daha fazla kez bağırmış, terslemiş, laflarını ağızlarına sokmuşumdur. Yanacaksam bundandır valla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, burada anlatacak şeyler değil. Seni de sıkmamak gerek, sonra uğramaz oluyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süredir evde elden ele eski fotoğraflar dolaşıyor. Benim ve ablamın bebekliklerinden tutun, anne ile babanın gençliklerine kadar. Hatta babamın liseden bir fotosu bile var. Tuhaf geliyor, insan ailesini hep kendi tarihinin başlangıcı itibariyle algılar. Kendisinden önce de var olduklarını bilir ancak bunu tam olarak anlayamaz. O yüzden her seferinde bu fotolara baktığımda bir kere daha (ve daha sonra tekrar unutmak üzere) anne ve babanın kendilerine has, başı ve sonu olan bir hayatları olduğunun ayırdına varıyor ve onlara farklı bir gözle bakıyorum. Gözümün önünde yaşlanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de kendine ait fotolar var. Bebeklik, çocukluk ve ergenlik. Sanki hiçbiri sen değilmişsin gibi hissediyorsun. O zamanlarda nasıl hissettiğini hatırlamaya çalışıyor, aklına gelenlerin gerçekten yaşadıkların mı yoksa o an ürettiğin imge ve deneyimler mi olduğunu merak ediyorsun. Hele bebeklik ve çok küçük yaştaki dönemlerin. Kendi masumiyetime şaştım doğrusu. Biraz hüzünlenmedim de değil. Kim bilir o dönemlerde yaşadıklarım şu andaki bende nasıl yer edinmiş ve kendilerini göstermekteler. Almanya'da geçirdiğim zamanlar, sonra Özdere'deki o ıssız günler, bir anne bir baba ve bir abladan oluşan çekirdek aile... Hayatımı seviyorum, yaşadıklarımdan iyi ve güzel olanları hatırlayıp gerisini unutuyorum, yaşamaktan mutluyum. Ancak fotoğraflar arasından bir tanesini elime alıyorum. Mavili bir üst ve sarı bir pantalon kanepeye sırt üstü uzanıp tavana gülücük atan bir erkek bebek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O bebeğe bakıp kendi kendime fısıldıyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sakın büyüyeyim deme."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoşçakal, Kişi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-5956298707692554848?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/5956298707692554848/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=5956298707692554848' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/5956298707692554848'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/5956298707692554848'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/12/isbu-son-girdiden-bu-yanaki-ayrlgmzn.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-8024876657880902567</id><published>2009-12-17T00:17:00.005+02:00</published><updated>2009-12-17T13:52:01.802+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ne desem de, Kişi, sen bana gelsen bir kere de? Valla ayaklarım ağrıyor artık, çok uzaktasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki dün yazmışım gibi geliyordu, bir baktım üç gün bitmiş dördüncüye giriyorum. Hem sen gel günler geçmiyor diye yakın, hem de dünleri unutup beş altısının birden geçmesine izin ver. Hepsi bilinçsizlikten ötürü ha, başka bir şey değil. Bir de günleri diğerlerinden farklı kılacak çok belirli şeylerin olmaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün geçmez oldu ki (!) bir yerim ağrımasın. Acı edebiyatına soyunsam, çok değişik şeyler yazardım ha! Onun yerine ben ne yaptım? Şiir yazdım, tuhaf hikayeler yazdım... İyi ki de öyle yapmışım. Gerçi şiirlerin içinde baya karamsar olanları yok değil. Eh, olur o kadar. Hep hayali sevgiliye methiyeler dizseydim sanırım kendime olan saygımı yitirirdim. Bunların hiçbirini yapmasaydım da büyük ihtimalle erotik pornografik hikayeler yazmaya soyunurdum. İlla ki yazacağım ama bak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan ilginç olabilirdi... Heh heh heeh....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çekirdekli kuru üzüme yüklediği anlamı diğer insanlara yüklemeyi bilseydi şimdiye evlenmişti!"&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;-Won Yang Tzu  &lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;Ünlü Çinli düşünce-severinin bu özlü sözünün özünde yatanı bana anlatmanızı isterim. Seninle dalga mı geçiyorum, seni kandırıyor muyum ? Belki de! Gerçeği bulman bir google'a bakar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar çok parçanın arasında yine arayıp bulup kendi klasiklerini dinlemek, zamanla o kadar çok materyal toplamış olmanı anlamsız kılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak olsun, bazen çok çeşitli olacağım tutuyor işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SylicbwmKAI/AAAAAAAAA2A/QZM5Ji2Vf5A/s1600-h/Coffee+poster.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 251px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SylicbwmKAI/AAAAAAAAA2A/QZM5Ji2Vf5A/s320/Coffee+poster.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5415968267517175810" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eee? Aşk kişisi? Sıradaki çehren ne olacak? Ya saç rengin? Hani, talep kabul ediyor musun bilmiyorum ama bu sefer kızıl ol! Adamı ayran gönüllülüğe alıştırıyorlar valla. Bu gidişle ben de bozacağım. Ekşi ayran. Isınmış, ekşi ayran, köpüksüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk dedim de, kahve içmez oldum ha. İyi geliyordu halbuki, bir esprisi, bir anısı vardı. Gerçi, kıçımı yerimden zor kaldırırken kahve ile hiperaktifleşmek küpüme zarar olabilir şu sıralar. Ağır kahve küpüme zarar derler! Kim lan onlar? Asla bilemeyeksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kedinin uyumak için duvar prizlerinin diplerini ve üçlü prizlerin yanını tercih etmesinin sebebini merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu günlük bu kadar yetsin artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-8024876657880902567?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/8024876657880902567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=8024876657880902567' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8024876657880902567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8024876657880902567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/12/ne-desem-de-kisi-sen-bana-gelsen-bir.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SylicbwmKAI/AAAAAAAAA2A/QZM5Ji2Vf5A/s72-c/Coffee+poster.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-7000694272729453210</id><published>2009-12-13T00:42:00.009+02:00</published><updated>2009-12-13T10:27:36.436+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süt ve Karabiber 1'/><title type='text'>Süt ve Karabiber</title><content type='html'>Mavi mutluluk gözyaşı bir anda griye döndü. Bu keder... Artık dayanamıyorum. Karanlıktan korkmazdım ben, ta ki ondaki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, dilim varmıyor anlatmaya. Değişim kaçınılmaz derler. Değişmeyen tek şey değişimin kendisiymiş, aynı nehirde iki kez yıkanamazmışsın falan. Safsata. Ondaki karanlık hiç değişmedi, değişeceğini de hiç sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların kendilerini kısır döngülere sokmakta içgüdüsel bir ustalıkları var. Bir şeyler değişiyormuş gibi davranılır ancak yaşananlar aslında hep aynıdır. Bunun farkına pek azı varır. Belki bir milyon insandan birkaç yüz bini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, döngüsü başkası tarafından kırılanlardanım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım o beni hiç sevmedi, benim onun sevmemin aksine. Acı verici, fakat sanırım bu sayede belki de çok daha kötü bir kaderden kurtuldum. Size onu anlatacağım. Pek iyi bir anlatıcı değilim. Yazmayı bırakın bir kenara, ben rahat konuşamam bile. Ancak bunu içimde tutamam artık. Dayanamıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak onunla tanışmamızı anlatmalıyım sanırım. Şehrin, genelde üniversiteliler ve gençlerin takıldığı bar ve kafelerin bulunduğu işlek sokaklarda tek başımaydım. Saat geceyarısını çoktan aşmıştı ve beş kadeh ucuz viski ile dolu midem kazınıyordu. Yine o dönemlerinden birini yaşıyordum: Pis sakal, yıkanmamış gömlek, dört haftalık kot pantalon, bol alkol, bol kendini sorgulama ve sonuçtan memnun olmama. Üniversiteli bir kızdan tekmeyi yeni yemiştim. Yine. Ardından hep böyle oluyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yan sokağın köşesinde, her gece aynı yerde olan seyyar hot dog satıcısını gözüme kestirdim. Satan adam tipiyle gecenin bu saatinde dışarıda olacak birine benzemiyordu. Daha çok saat on birde yatıp sabah yedide kalkacak birisinin hafif babacan çehresine sahipti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğrusu yavaş yiyen birisiyim. Ben orada dikilirken dört kişi gelip hot doglarını yiyip gitmişleri bile. Ben, çıkartacağımı bile bile beşinci hot dogumu kemirirken geldi yanıma. Dikkatimi ilk koyu kahverengi saçları çekti. Koyu yeşil deri bir monta sarınmıştı. Bir tane hot dog istedi. Adam hazırlarken dönüp direk gözlerimin içine baktı; bakışlarında meydan okur gibiydi. Sanırım beni etkileyen bu cüretkar bakıştı. Böyle kendine güvenli kadınlar nadirdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sabaha kaç saat kaldı?" diye sordum direk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Üç." dedi. Bu kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkür edip hot dogumu kemirmeye devam ettim. O ise kendisininkinden büyük bir lokma aldı. Çiğnerken bana bakıyordu tartarcasına; bense tüm dikkatim yediğim hotdogdaymış gibi davranıyordum. Böyle kadınlar bana göre değildi, o yüzden onu görmezden gelmeye karar vermiştim.  Tıka basa dolu ağzındakini çabucak yuttu. Ne iştahlı kadın, diye düşünmüştüm. O zamandan bilseydim eğer herhalde öyle düşünmezdim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir içki içmeye ne dersin?" diye sorduğunda ne kadar şaşırdığımı anlatamam. "Evim uzakta değil." dediğinde ise iş tamamen farklı bir boyut kazandı. Bunu, şu tükürülesi halimden bir çıkış bileti olarak gördüm. O da bir kadın olarak hiç de fena  değildi. Hoş bir çehresi vardı; iri ve keskin bakışlı gözler, normal bir burun, insanda tuhaf bir şekilde öpme isteği uyandıran dolgun dudaklar... Biraz zayıftı, benden uzundu; ancak beni seçmişti. Bir erkek olarak bu teklifi nasıl reddedebilirdim ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evi, hot dogcunun bulunduğu yerden beş blok ötede eski bir apartmanın en üst katındaydı. Yol boyunca koluma girdi. Yine de şüphelerim vardı, bir arkadaşım kendine çok güvenen ve yukarıdan bakan kadınlardan kaçınılması gerektiğini tembihlerdi hep. Ben bunu düşünürken, sessizce aştık beş karanlık bloku. Evine çıkan merdivenleri tırmanırken o önüme geçmişti. Dürüst olmalıyım, kalan son direncimi kıran, merdivenleri tırmanırken her basamakta sallanan kalçalarıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıntıya girmeme gerek yok. Evine çıktık, birer içki doldurdu, daha bardakları yarılamamıştık ki kanepede öpüşüyorduk. Bardakların dibi göründüğünde ikimiz yatakta ter ve alkol kokan nefesler içinde sevişiyorduk. Böylesi vahşi sevişen kimse ile birlikte olmamıştım. Biraz gözümü açsaydım ondaki tuhaflığı fark ederdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey bittiğinde ve yatağa uzanmış uyumak üzereyken kendimi, bunun tek gecelik bir şey olduğunu ve ismini bile bilmediğim bu kadını bir daha görmeyeceğimi düşünerek kendimi telkin ettim. Normal hayatıma geri dönecek, bir iş bulacak ve eski dostları arayacaktım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak öyle olmadı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-7000694272729453210?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/7000694272729453210/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=7000694272729453210' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7000694272729453210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7000694272729453210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/12/mavi-mutluluk-gozyas-bir-anda-griye.html' title='Süt ve Karabiber'/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-3524793069594318945</id><published>2009-12-11T23:16:00.004+02:00</published><updated>2009-12-13T21:19:15.475+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Seni benden alan neydi? Sendeki beni de götürdüğünde ben öylece baktım. Sonra kızdılar tabi peşinden gitmedim diye. Sordular korkuyor muydun? Bunun üstünde düşünmedim değil... Hayır, korku değildi bu; farkındalıktı. Ömrü bitmişti ve ben bir ölü sevici değildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de, ömrünün bu kadar kısa olacağını söyleseler inanmazdım. Harbi, seni benden alan neydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merak etmeyin, bir ilişki bitirdim falan değil. Bitse ilan eder miydim bilmem. Hep duvara konuşuyormuşum gibi hissettiğim şu günlerde (bu blog dahil), sanırım bunun bir önemi yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan, romantik bir hikaye yazabilirmişim görünüşe bakılırsa. Ya da yukarıdaki örneğe bakarsak, dramatik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Romantik hikaye yazmak hiç aklıma gelmemişti daha önce. Çok uç şeyler yazmaya çalıştım ya da yazdım; ancak romantik değil. Bu neyi açıklıyor ya da hangi gerçeği açığa vuruyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cidden yalan söylemeyen birileri var mı acaba? Sanmıyorum. Bir insanın hayatı boyunca yalan söylememiş olması için iki ayrı durum olabilir: Ya hiç yalan söylemesini gerektirecek durumlar içinde olmadı (ki bu imkansız gibi bir şey), ya da arkadaş daha birkaç aylık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse işte. Haden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-3524793069594318945?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/3524793069594318945/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=3524793069594318945' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3524793069594318945'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3524793069594318945'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/12/seni-benden-alan-neydi-sendeki-beni-de.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-6538487617544782756</id><published>2009-12-09T01:50:00.002+02:00</published><updated>2009-12-09T02:09:51.785+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bilgisayarımın ısınan işlemcisi kadar ömrü var bu yazının. Ne kadar daha dayanabilir dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes biraz olsun ister, ben de istiyorum. İstemekle başladı bazı şeyler. İstemek sona erdirdi bir çok şeyi. İstekler istekler. Ben boş bir tabak istemiştim, kolay kırılmayan. Sonra yarısı yazılmış bir kağıt, devam ettirebilmek için. Ha, bir de sessizlik. Bunlar başlangıçtı. Son ise benim beklediğimden daha yakın oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana tabağı dolu verdiler, ancak benim karnım toktu. Zorla yememek istedim. Yemedim. Sonra sirke suratlı canlı, yemeği önümden alırken tabak kırıldı. Şimdi tabağı özlüyorum; yiyip boşaltır, ekmekle sıyırır tertemiz bırakırdım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kağıt geldiğinde ben kalemim olmadığın fark ettim. Kalem istedim, kalemin gelmesi biraz vakit aldı. Kalem geldiğinde bir baktım kağıt yok. Bir baktım meğer pencere açıkmış; ben o pencereyi özenle unutmuştum halbuki. Pencerenin dönüşü acı verici oldu, şimdi kalemi olan fakat kağıtsız bir kişiyim. Ah, o hikayeyi sevmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sessizlik. Bana nasıl bir ahmak olduğumu gösterdi. Kapalı kapılar, kalın duvarlar, hiçliğin ortası. O kadar sessizdi ki kendi kalp atışımı duyabiliyordum. Öyle sessizdi ki düşüncelerim gümbür gümbür, çın çın, langur lungur bir gürültü ile dönüyorlardı kafatasımda. Anladım ki benim dışarının seslerine ihtiyacım var; kendi gürültümden ürkmüştüm. Ses istedim, geldi. Tam bir kakafoni: Bin ağızdan çıkan bin cümle. Dillerin şekillendirdiği yanılsamalar. Ve ardından gelen diğer dünyevi ne varsa. Sonuç mu? Kendimi kaybettim. Etki altında kalan beynimdeki düşünceler benim değil. Kendimi kaybettim. Duyamıyorum artık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bir kazanım ve kaybediş öyküsüydü. Anladınız mı bilmem. Umarım bunları okuyan kişi benim aldığım dersi alır ve aynı hataya düşmez; fakat biliyorum ki bu nafile bir umut. Yine yapacaksın değil mi? Gençlik ya da yaşlılık fark etmiyor, sen de bir ahmaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoşçakal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heh, tuhaf oldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-6538487617544782756?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/6538487617544782756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=6538487617544782756' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/6538487617544782756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/6538487617544782756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/12/bilgisayarmn-snan-islemcisi-kadar-omru.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-4674907940699172688</id><published>2009-12-04T00:19:00.004+02:00</published><updated>2009-12-04T00:33:58.093+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiirimsi'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Sxg8UnEVyEI/AAAAAAAAA1o/qQIhZtCO6JQ/s1600-h/Long_Walk_by_Doombee.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 223px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Sxg8UnEVyEI/AAAAAAAAA1o/qQIhZtCO6JQ/s320/Long_Walk_by_Doombee.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5411141277067888706" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(102, 51, 0);font-size:180%;" &gt;ayağımı tutan eller&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(102, 51, 0);font-size:180%;" &gt;her adımımda bükerler&lt;br /&gt;iğneler ve tırnak izleri&lt;br /&gt;menzilime göz dikerler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Art by &lt;/span&gt;&lt;small&gt;&lt;small&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a class="u" href="http://doombee.deviantart.com/"&gt;Doombee&lt;/a&gt;@ DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;/small&gt;&lt;/small&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-4674907940699172688?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/4674907940699172688/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=4674907940699172688' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4674907940699172688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4674907940699172688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/12/ayagm-tutan-eller-her-admmda-bukerler.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Sxg8UnEVyEI/AAAAAAAAA1o/qQIhZtCO6JQ/s72-c/Long_Walk_by_Doombee.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-945087053670697440</id><published>2009-11-26T14:14:00.004+02:00</published><updated>2009-11-26T21:52:28.733+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Delirmek istiyorum, Kişi. Delirtsene beni tekrar tekrar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çaba gösteriyorum en azından. Son zamanlarda olanların ciddiyetinden ötürü olsa gerek, ben de ciddi bir adam oldum. Hiçbir şey komik gelmiyor, esprilere nezaketen gülümsüyorum, beynim alaycılığı bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortaokul dönemlerimdeydim, bir keresinde babamın bana her şeyi alaya aldığım için kızdığını hatırlıyorum. Babam bana nadiren kızar, o yüzden aklımda kalmış olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak esprili yaklaşım iyidir kanımca. Yaratıcı (dolayısıyla biraz deli) aklın sağlıklı kalmak için kullandığı harika bir yöntem. Üstelik böylece akıl esnek de kalıyor. Gerçi, karşıdaki için sinir bozucu oluyor bu genelde. Ancak seni bilen bildikten sonra, ne önemi var ki? Hem, illa ki hep alaycı olacaksın diye bir şey yok. Gerçi (yine), dengeyi bulmak söylenildiği kadar kolay değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şekil. Beynimi alaya ayarlamaya çalışacağım bundan sonra, biraz bilinçli olarak. Delirmek ve saçmalamakla başlayacağım işe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlara bakışım değişti. Sokakta hızlı hızlı yürüyen birisini gördüm mü, her şeyden önce gözüm bacaklarının ve ayaklarının işleyişine takılıyor. Nasıl da makine gibi tıkır tıkır çalışan bir sistem, diye düşünüyorum. Sonra kişinin ne kadar da sağlıklı göründüğünü ve muhtemelen hiçbir ağrısının olmadığını. Ancak tüm bunlardan sonra kişinin kendisine bakıyorum. Bu da şunun kanıtıdır: Başkalarını, kendimizden yola çıkarak değerlendiririz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, çirkin olduğunu düşünen kişinin diğer herkesi güzel görmesi ile benzer bir durum. Ya da diğer bir değişle güzelliğe hassasiyeti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan şaşar kalır. Tüm gün oturuyor ya da yatıyorum. Devamı bir şeyler yiyorum. Kilo alamadım yine. Oha be oha!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken, bundan dört beş ay sonra bu yeme alışkanlıkları sonucu eski obez halime dönersem bu, cidden komik, hatta biraz ironik olur. Öte yandan öyle olsam eskisi kadar umursamam doğrusu. Her iki ucu yaşamış bir adamım artık ne de olsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu farklı yazıları birbirinden çizgiyle ayırma işine neden ve ne zaman başladım bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, ben gideyim olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-945087053670697440?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/945087053670697440/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=945087053670697440' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/945087053670697440'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/945087053670697440'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/11/delirmek-istiyorum-kisi.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-130531466345055948</id><published>2009-11-18T23:34:00.006+02:00</published><updated>2009-11-19T00:12:17.649+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SwRt6yI31KI/AAAAAAAAA1A/qXGB36p2xGM/s1600/fdsa.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 293px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SwRt6yI31KI/AAAAAAAAA1A/qXGB36p2xGM/s320/fdsa.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5405566309410264226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Utancı bir kenara itip diz çökeceğim. Gururu bir kenara bırakıp içimden geçmesine izin vermek. Hayat ilerleyecek. Ellerim havada, belki sana, belki gelecek olanlara benden bir şeyler sunarken, tereddüt etmeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiğimi söyleyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verilen sözleri tutmayı unutmaya meğilliyim. Bilhassa kendime verdiklerimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senden benden gidenleri toplasak belki bir insan etmez belki de bir bakmışız dört insan toplanmış orada. Biz kaybettiklerimizin üstüne bir şeyler koya koya bir kalmaya çalışırken, ikincisi gibi olsaydı ne düşünürdün?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerimi kapatıyorsam uykum geldiğinden değil, dinliyorum. Kalp atışlarımı, kalp atışlarını, geçen arabaların lastiklerinin yerde çıkardığı hışırtılı sesleri, şansım varsa bir iki kuş cıvıltısı ve rüzgâr esintisi. İnsan seslerini ayırd edemiyorum ama. Neden bilmem, başkalarını dinlemede hiçbir zaman çok iyi olmadım. Neyse ki teke tek muhabbetleri kotarabiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevginin sıkıntı verici olduğu durumlar da var biliyorsun. Bir kişinin sevgisinden ötürü senin istemediğin şeyler yapmasını kaldırmak zorundaymış gibi hisseder vicdan. Sevdiği için yapıyor. Niyeti iyi. Terslersem, ya da istemediğimi bildirirsem sadece onu kırarım, başka da bir şey olmaz. Ne fena bir tür esarettir. Sevgi, tehlikeli bir şey. Belki de sevdiğini söylemek o kadar da masum bir şey değildir. Belki de sevdiğini söylemek, karşıdakine zarar vermektir. Karşıdakini sıkmak, istemediği bir sorumluluk içine sokmaktır. Bu bakımdan sevmek biraz düşüncesizlik belki de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım bundan daha önce de bahsetmiştim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-130531466345055948?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/130531466345055948/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=130531466345055948' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/130531466345055948'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/130531466345055948'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/11/utanc-bir-kenara-itip-diz-cokecegim.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SwRt6yI31KI/AAAAAAAAA1A/qXGB36p2xGM/s72-c/fdsa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-5576695357012803855</id><published>2009-11-17T22:43:00.002+02:00</published><updated>2009-11-17T23:35:04.354+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Huh huuu, Kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan önceki girdiye bakınca diyorum ki gerçekten de öyleydi. Ancak merak etme, o girdinin ertesi günü sanırım bir anda bir şeyler düzeldi. Şimdi evdeyim hatta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merdivenleri çıkmak o kadar güç oldu ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak ev güzeldi. Ev güzel. Evimi seviyorum. Hemen rahatladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde bol bol yatıyorum, oturuyorum. Evde olmamın tek kötü yanı, hastanede olduğu kadar sık yürümüyor olmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeter bu kadar. Dahası gelecek sonra. Şimdi çok uykum var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-5576695357012803855?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/5576695357012803855/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=5576695357012803855' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/5576695357012803855'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/5576695357012803855'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/11/huh-huuu-kisi.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-7665663112193703790</id><published>2009-11-13T23:38:00.003+02:00</published><updated>2009-11-14T18:56:49.333+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kişi, bu çok karamsar bir aklın girdisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle diyeyim. Bir şeylere umutla bakmayı sürdürebilmek, sıkıntıyı bizzat çekerken gerçekten güç oluyor. Kontrolün ve çarenin bende olmaması doğrusu kendimi teslim etmemi gerektiriyor ve teslimiyet benden eksiltip duruyor gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lanetler saymayacağım. Şu anda beklemelerdeyim. Hâlâ ve hâlâ yediklerim midemde kalsın diye dua ediyoruz. Pardon, ediyorduk. Artık yediklerimin midemde kalmasını geçtik, keşke bağırsaktan bir kısmı çıksa diye ölüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağırsak. Ara ara ameliyat öncesini düşünüyorum. Çok çok gerisini. Tek derdimin ağrıyan bir bacak ve hafif tutmayan sol ayak parmaları olduğu zamanları. Yediklerimin midemde kalması hissini, midemin ona verdiklerimi sorunsuzca kabul edişi hissini hatırlamaya çalışıyorum. Sadece unutmamak ve kendime öyle olmam gerektiğini hatırlatmak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deliriyorum be kişi. Bu bekleyiş, bu monotonluk, bu kapana kısılmışlık. Yürüdüğüm yerden bile sıkıldım iyice.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeyleri kaybettikçe, sanki daha bir içine çekiliyorum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın sabaha kalktığımda kendimi bir anda çok iyi çok sağlık hissetsem. Bağırsaklarımı çalışmış bulsam. Güzel bir kahvaltı etsem üstüne....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Var ya, canım resmen hotdog istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, geçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık karahindibağların ne olduğunu biliyor olması, onlara sadece isimlerınden ötürü başlayan sevgisini değiştirmez. Hem kendileri de iyiymiş, şu rüzgara karşı üflediğimizde yüzlerce beyaz tüyünü salan pofuduk bitkiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-7665663112193703790?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/7665663112193703790/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=7665663112193703790' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7665663112193703790'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7665663112193703790'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/11/kisi-bu-cok-karamsar-bir-akln.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-2000095438392613713</id><published>2009-11-08T20:15:00.003+02:00</published><updated>2009-11-14T18:50:04.538+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Sadece, normalinin üç katı kalınlığında bir sağ kolla yazı yazmak zor. Sola ne oldu dersen, o, takılı olan serumun esareti altında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ise, dengesiz bağırsaklarım ve daha birçok diğer ayrıntıya rağmen, yaşıyorum. Sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de kıyaslamaya girersem, şu halim iyi. Daha iyilerini de göreceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeter bu kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baş yerine telefon ahizesi taşıyan takım elbiseli adamların oluşturduğu görüntünün rahatsızlığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Popüler olanın iyi sayılan ve ou yeah  tarzı oloan her şeyin parlaklılığına kapılmış kolay ikna olan akıllar. Ya ben düüşünüyorum, ya da düşündüğümü sanıyorum, ve bunları çekici bulmadığım gibi benim kafatasım şeklindekiler için yapılmış aynnı niteliktteki şeylara karşı aynı davranışlarda bulunuyordu. Demek ki o da birilerine dahildi. Özgünlük yanılgısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne bileyim ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tans tans tans tans tans tans tans tans tans tansiyon...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken oturduğu yerden düşmek üzere olan adama yardımcı mı olurdunuz yoksa nadir karşılanacak bu durumu izler miydiniz. Bir insanın diğerine yarım etmesinin ardında yatan kaç çeşit etken, güdü ve geçmiş olabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoruldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-2000095438392613713?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/2000095438392613713/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=2000095438392613713' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2000095438392613713'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2000095438392613713'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/11/sadece-normalinin-uc-kat-kalnlgnda-bir.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-6832087058199057402</id><published>2009-10-28T01:20:00.002+02:00</published><updated>2009-10-28T01:44:17.380+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"An olur, canım çeker, gözüm gözüne değer!" diye şarkı söylediğimi duyarsan, Kişi, yadırgama. İçime işlemiş artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayahan şarkıları. Benimkiler bir ara çok dinlerlerdi. Ben de severim aslında. Artık pek müzik dinlemiyorlar. Yazık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın, bir şeylerin arifesi. Diyorum ki, sabır. Sabreden derviş sabrederken gebermiş de diyesim geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hade bakalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-6832087058199057402?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/6832087058199057402/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=6832087058199057402' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/6832087058199057402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/6832087058199057402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/10/olur-canm-ceker-gozum-gozune-deger-diye.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-4239328147503182434</id><published>2009-10-25T00:23:00.006+03:00</published><updated>2009-10-25T01:29:09.113+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SuN8_4ZDWOI/AAAAAAAAA0w/d2PjkhByv8U/s1600-h/Broken_by_Wicked_Juggalo_Girl.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SuN8_4ZDWOI/AAAAAAAAA0w/d2PjkhByv8U/s320/Broken_by_Wicked_Juggalo_Girl.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5396294215431051490" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Potların adamıyım, Kişi. Gülme be.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, bir kişiyi telefonda tam üç kere tanımayarak büyük bir başarıya imza atmış bulunuyorum. O değil, kıza ayıp ve yazık oldu. Ben ise fazla alışkınım sanırım kendimin bu hallerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünkü yazıya bakarak, kendimi yine fazla irdelemiş olduğumu görüyorum. Bu huyum yüzünden tümör çıkartıyor olabilirim bak. Yapmamalı bu tür şeyler. Hadi yaptın, bari kendini vitrine koyma böyle böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış anlama, Kişi, senden bir çekincem yok. Benimkisi bir nevi çıplak hissetme durumu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, belki kıçımın üstüne oturmak zorunda kalmış olabilirim; ancak bir şeyler yapmalı. Misal, bu arada şu hikayelerimi yine birkaç derginin gözüne gözüne sokabilirim. Belki bu sefer yayımlarlar. Acaba açılacak olan ameliyat yaramın bir fotoğrafıyla birlikte gönderirsem acırlar mı?... Eheh, saçmalık tabi ki. Zaten acınılarak bir şeyler başarmayı hayatta istemem, yapmam da. Sadece bu yüzden acı çekmek, gizli ve kendi kendine yapılan bir şeydir benim için. Gerçi son zamanlarda pek bir belli eder oldum. Yapacak bir şey yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyordum? Ha, evet, dergileri bir kez daha zorlamak. Yöntemlerden birisi de erotik bir kız ismi ile yollamak. Belki editörün ilgisini çekerim. Fotoğraf olarak da Stoya'nın bir fotosunu yollarım. Keh keh keh küh... Yeter, muhabbet sap(ıt)maya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi efendim, biraz gelişigüzel yazma vakti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüler de dans edebilirler, ancak görmek istemez kimse. Ölülerin oldukları yerde kalmalarını, gittikleri yerde rahat olmalarını istediğimizdendir bu körlük belki de. Ancak ben onların dansını gördüm. Ütopik bir kardeşlik ve barış vardı o dansta. Mezarlıkları gece dolaşmaktan korkar mısın? Ben korkardım,  şimdilerde korkum daha bir somut. Bana sahip olmadığım bir şeyi anımsatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son gördüğümde onu, karmaşık ayak hareketleriyle benden uzaklaşıyordu. Hem eğlenerek hem de üzülerek izledim. Ölü olan hangimizdi bilmiyorum; ancak farkında olduğum bir şey vardı ki ben dans etmiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evvelsi gün evin önüne gelen kedi ile bir muhabbetim oldu. Ona verandaya çok fazla başka kedi kabul ediyor diye kızdım biraz. Bir de utanmazca birbirlerine sokulup muhteşem sevgi gösterilerinde bulunuyorlardı nispet yaparmışcasına. Ne diyeyim, onların bu düşüncesizliğine biraz kırıldım. O ise umursamadığını söyledi. Kediler böyledir; ağızlarına geleni söylerler, sonra da hiçbir şey olmamışcasına patilerini yalarlar. Komşuluğumuzun sarsılmazlığına güveniyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kediye tekmeyi basmaya çalıştım, ustaca hamlemi savuşturdu ve koşarak uzaklaştı. Ertesi gün yine geldiğinde onu severken buldum kendimi. Sanırım komşuluğumuzda cidden sarsılmaz bir şey var. Şanslı bir kiracıyım sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhalde bu günlük bu kadar yeter. Artık yatağıma uzanıp bir şeyler okuma vaktidir. Malesef şu sıralar şiir çıkartamıyorum. Aslında duygu bakımından pek bir doluyum ancak olmuyor işte. Bakalım bakalım, bir yerden patlayacak ya, göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;Art by &lt;a class="u" href="http://wicked-juggalo-girl.deviantart.com/"&gt;Wicked-Juggalo-Girl&lt;/a&gt; @Deviant Art&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-4239328147503182434?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/4239328147503182434/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=4239328147503182434' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4239328147503182434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4239328147503182434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/10/potlarn-adamym-kisi.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SuN8_4ZDWOI/AAAAAAAAA0w/d2PjkhByv8U/s72-c/Broken_by_Wicked_Juggalo_Girl.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-8973867132835631923</id><published>2009-10-24T02:29:00.005+03:00</published><updated>2009-10-24T14:43:01.209+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Eh, Kişi, sana güçten bahsedeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güçlü olmak dedikleri şeyin aslında pes etmekten gelmesi çok tuhaf. Çırpınmak, isyan etmek, inatla aksi için uğraşmayı bırakıp kendini akıntıya bırakmak; hastalık söz konusu olduğunda güçlü olmak anlamına geliyor bir anda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan, bunun işi kolaylaştırdığı su götürmez bir gerçek. Başına gelenleri, zayıflığını ve eksikliğini kabul etmek; sana kolaylık sağlıyor. Bunların sana acı vermesine engel oluyorsun böylece. Bu zorluklar kişiye güçlü olmayı değil, zayıflığı taşıyabilmeyi öğretiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi de ben zaten öğrenmiştim bunları? O zaman?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki bir denge değilmiş. Yani, hiçbir ilahi varlık "bu çok çekti, artık bunun derdi olmasın; her ne kadar biyolojik olarak bir ton sebep olsa da" demiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki bu sene, bir şeyler öğrenmek ve düşünüş yapımı tekrar gözden geçirmem gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzülmüyor değilim doğrusu. Yapmayı çok sevdiğim bazı şeyleri bir daha yapamama fikri deşiyor bir yerlerimi. Dans etmek misal. Ancak bu sene tadını çıkartmaya başlamıştım (Bir Götleğin sayesinde, doğrusu).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha da kötüsü, her erkeğin içinde tohumu bulunan ve benim de bir zamanlar bol bol sulayıp serpilmesine yardımcı olduğum, fakat sonrasında kökleyip bir kenara attığım "layık olamama" kompleksinin içimi tekrar sarmak için pusuya yattığını biliyorum. Bu da aklımda çözmem gereken şeylerden birisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülüyorum. Geçen birkaç sene içinde sürekli sanki ömrüm kısaymış da zamansız bir ölüm yaşamaktan korkuyormuş gibi devamlı bir şeyler yapmaya çalıştım. Yapmadıklarımın yanında, aslında birçok değişik şey yaşadım. Şimdi bu yeni tehditlerin gölgesinde, nasıl da haklıymışım acele etmekte diyorum. Aferim lan geçmiş ben, gözüme girdin valla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülerek devam ediyorum. Bu Bok Çukuru beyefendi, inatla hâlâ çok seviyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 3:00'e koşuyor. Benim üstüme ise vıcık vıcık bir yorgunluk çöktü. Artık uyuma vaktidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-8973867132835631923?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/8973867132835631923/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=8973867132835631923' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8973867132835631923'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8973867132835631923'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/10/eh-kisi-sana-gucten-bahsedecegim.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-4446439576576009656</id><published>2009-10-22T00:38:00.003+03:00</published><updated>2009-10-22T01:10:59.392+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ne zaman gittin, Kişi? Görmedim seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçaktan atlarken unuttum sanırım. Galiba özledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözler sana asıllarını anımsatır mı bilmem. Asılları daha güzel ama. Dinleyesim geldi bak o parçayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gerzek misin sen? Neden gülümsüyorsun?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzü düştü karşıdakinin, bir çatlama sesi geli. Yere baktık beraber, kırılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başımı kaldırdım, o kaldırmadı. Kafasının üstünü görüyorum. Hâlâ yerdeki kırıklara bakıyor. Kaldırsa ya başını, baksa ya bana, görsem ya aslını!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yavaş yavaş kalkan baş, bir ömrün gözler önünden geçmesi gibi ağırdı. Çok ağırdı. Ağır bir görüntü bu. Hevesle bekledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerilmiş dudaklar, kasılmış elmacık kasları, uzanıp kulaklara tutunmuş maymun gibi sallanan bir ağız. Kurukafa gibi sırıtıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bende bunlardan çok var." dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altedilmiştim. Korkuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biri küçük not defterimi okumak istedi. Önce neden olmasın diye düşündüm. Yazılanlar elbet okunacaktır. Üstelik not defterinde utandığım bir fikir yok. Utandığım bir fikrim yok. Öte yandan benim yazdıklarımdan ona ne? Yazdıklarımı başkalarına gösterirken en çok karşılaştığım şey, yazdıklarımdan yola çıkarak beni ya da anlatmaya çalıştığım şeyi çok iyi anladıklarını düşünmeleridir insanların. Değil ancak. Bu, imkânsız bir şeydir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen, ancak bana anlam yükleyebilirsin. Peki ben o anlamdan ne kadar sorumluyum? Benim birazcık da olsa o anlamı yaşatma yükümlülüğüm var mı? Kendi üstüme yapıştırılan anlamlar üzerinde bir kontrolüm yok, ancak bana bildirilen kadarını kabul etme ya da etmeme hakkına sahip miyim değil miyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru sormak en iyi yaptığım şeylerden birisi sanırım. Şayet bu soruların her birine günün ve gecenin değişik zamanlarında farklı yanıtlar vereceğimi biliyorum. Kâh egoist bir yapı ile savunmacı bir tavır takınırım, kâh özverili bir şekilde ılımlılığın dibine vururum. Çelişkilerin insanıyım, ancak bunların her birini sana yansıtmadığım için beni yadırgamamalısın. Yadırgadığını da sanmıyorum gerçi, sen tanımadığım kadarıyla hoş birisisin. Tanımadığım kısmını hoşlukla doldurmak ise benim insiyatifim ve insan severliğimdir. Al sana ılımlılık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan, hayatım boyu (22 sene, çeyrekten biraz fazla bir ömür) karşılaştığım insanların genelde ya iyi niyetli ya da tuhaf insanlar olmalarından ötürü olsa gerek, ben herkesi ilk seferinde iyi bilirim. Bunun çok sıkıntısını çekmeye başladım. Bu iyi bilme işini, aktiflikten pasifliğe çekip ilk izlenimlerde yapay da olsa güvenmez bir tavır takınmakta aslında fayda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastanede bir adam. Sedyeye uzanmış, boyazına kadar beyaz bir çarşafla örtülü. Ben oraya vardığımda bir hastabakıcı getirip, büfenin yanında duvarın dibine bırakmıştı. Ben yaklaşık yedi saat kadar hastanede bekledim. O adam yedi saat boyu oradaydı. Kimse ile konuşmadı. Tavana baktı, uyudu, kıpırdamadı. İşkence resmen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ara neredeyse gidip bir muhabbet başlatacaktım. Ancak sonra kendimi tuttum. Neden tuttum kendimi? Belki de adam için çok iyi bir şey olacaktı. Şimdi pişmanım. Unutamadım adamın halini. Bir daha öyle birisi görürsem, gidip konuşacağım. Hastanelerde tanıştığın insanlardan genelde iç açıcı hikayeler duymuyorsun gerçi... Adam çok dertli çıkar, anlatır da anlatır, ben bunalır ancak nezaketen kaçamam falan. Gerçekçi olmak gerekirse, içimde bu durumdan usanacak bir Mete mevcut. Çelişkili duygular içindeyim bu konuda, gördüğün gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine fazla yazdım sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HADEN!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-4446439576576009656?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/4446439576576009656/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=4446439576576009656' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4446439576576009656'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4446439576576009656'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/10/ne-zaman-gittin-kisi-gormedim-seni.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-5275088483696726772</id><published>2009-10-21T04:26:00.001+03:00</published><updated>2009-10-21T04:28:35.251+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>KİŞİ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni parçalanmadan evvelki halimle hatırla. Ayrıca şu anda pek uykusuzum, rüyamda bana yardım edersen pek sevinirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana bu uykulu halimde yardım eden şahane insana selamlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öldüm ben, HADEN!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-5275088483696726772?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/5275088483696726772/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=5275088483696726772' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/5275088483696726772'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/5275088483696726772'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/10/kisi-beni-parcalanmadan-evvelki-halimle.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-4062435090186720569</id><published>2009-10-18T00:38:00.005+03:00</published><updated>2009-10-18T01:11:01.576+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/StpAQUdspPI/AAAAAAAAAz4/TSbW1utdjFY/s1600-h/broken_fingers_by_Aktass.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/StpAQUdspPI/AAAAAAAAAz4/TSbW1utdjFY/s320/broken_fingers_by_Aktass.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393694152844944626" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;sarı manyetik ışıklarda gölge oyunları&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kuş yapıp kanat çırpmaya çalıştım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;parmaklarım kırıldı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Art by &lt;a class="u" href="http://aktass.deviantart.com/"&gt;Aktass&lt;/a&gt; @ DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-4062435090186720569?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/4062435090186720569/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=4062435090186720569' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4062435090186720569'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4062435090186720569'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/10/sar-manyetik-sklarda-golge-oyunlar-kus.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/StpAQUdspPI/AAAAAAAAAz4/TSbW1utdjFY/s72-c/broken_fingers_by_Aktass.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-7515087423403360748</id><published>2009-10-14T00:24:00.005+03:00</published><updated>2009-10-14T00:58:50.031+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/StT3swTvRnI/AAAAAAAAAzg/Uxo8fRBE03w/s1600-h/Hitchhikers_Guide_Wallpaper_by_crack_32.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 301px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/StT3swTvRnI/AAAAAAAAAzg/Uxo8fRBE03w/s400/Hitchhikers_Guide_Wallpaper_by_crack_32.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5392207002123322994" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ne dersin, Kişi, sesim geliyor mu sana?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayalcilik boş ama hoş şey. Aklını başından alır ve oturduğun yerden yapılacak en güzel şeylerden biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitapta idealist, karizmatik lideri öldüren kişi fakirlikten ve çektiklerinden ötürü o lidere karşı öfke duyan birisi. O lideri, lüks düşkünlerinin timsali olarak sayıyordu. Ancak onu öldürdüğünde bu duygusal insan bir o kadar da dehşete düştü. Çünkü insan öldürmenin idealizmle bir alakası yoktur. İnsan öldürmek, üzücüden başka bir şey değildir. Öte yandan kendi iyiliğini bastırmak için bilhassa kötülük yapan soğuk kanlı düşünür bu cinayeti neredeyse eğlenerek karşıladı. Düşünürün hayat felsefesi onun bu durumu, bu deneyimi ilginç bulmasını sağlıyordu. Ölüyü ilgiyle inceledi, gözlemledi ve onu okuduğu oyunlardaki kelimelerle betimledi. Cesedin katılaşmaya başlayan bedenini kauçuktan bir oyuncağa benzetti. İnsan aklı her şeyi kaldırabilir aslında. Bakış açısı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra neden bilmiyorum, aklıma Otostopçunun Galaksi Rehberi geldi. Dünyanın yok oluşu... Dünyanın yok olacağı gün, kitabın başkahramanı Arthur'un evini yıkmak için buldozerlerle gelirler. Evin olduğu yerden bir otoban geçecekti, yıkılması gerekiyordu. Arthur bu duruma karşı çıkarken arkadaşı ve aslında bir uzaylı olan Ford gelip onu bara götürüyor. Tam yirmi dakika içinde dünya yok olacaktır, bol bol alkol ve tuz alıp (otostopun etkilerini azaltıyor), gelecek dev uzay mekiklerine otostop çekmek için hazır olmalıydılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak komik olan bu değil. Komik olan dünyanın yok olacak olmasıdır. Çünkü dünyanın dev uzay gemilerince yok edilme sebebi, uzayda yapılacak olan bir otobanın yolu üstünde oluşuydu. Yazarın yeteneğine bak. Bu durum bana çok komik gelir hep. Dev uygarlığımızın bir galaksilerarası otoban inşaatı sebebiyle tek seferde löp diye yok edilmesi. Bunları duymuş olmasına rağmen Arthur'un yıkılmak üzere olan evini korumaya çalışması da ayrı bir komedi. Arthur'un evi de aynı sebepten yıkılıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kitaptaki cinayet sahnesinden sonra bunun aklıma gelmesine bir açıklama getiremiyorum. Ancak bir ara şu Otostopçunun Galaksi Rehberi'ni orijinal dilinde okumak istiyorum. Bir ara. Evet. Bir ara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hm, kaç gündür de film izleyemiyorum. Yarın biraz ona vakit ayıracağım. Beden zayıf düştü, bari aklı ve yaratıcılığımı meşgul tutayım. Yine oturup sudoku çözmeye başladım. Nasıl da paslanmışım ama, kolay olanları bile 8 dakikadan aşağı çözemiyorum. Düzeleceğim düzeleceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyeceksin, zeki olarak eline ne geçecek? Ne bileyim be, belki yeterince zekileşirsem buna cevap verebilirim. Akıl oyunlarını özledim biraz. Ne zamandır aklım ya bir kızda mahmur ya çektiğim acıda zavallı ya geleceğimle evham dolu ya da internetteki bilgi çöplüğünde yüzer haldeydi. Uyuştum be.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedi anahtarın koruyucusuna sormak gerek hiç o kapıları açmak istemedi mi? Anahtar deyince aklıma Yerdeniz Büyücüsü'ndeki anahtarlara bakan büyücü geldi. Akademinin en yaşlı ve güçlü büyücüsüydü ancak tek yaptığı anahtarlara bakmaktı. O kitapları şimdi okusam çok farklı anlamlar çıkartırım ha. Yapmalı aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Londra'da 50 kişiye tek bir soru soruyorlar. Yarın uyandığında nerede olmak istersin? Çok değişik cevaplar geliyor, bazı cevaplarsa çok sıradan. Ancak, yapılan şey ilginç geldi bana. Kıbrıs Şehitleri'ne gidip aynısını yapmak gerek aslında. Çok ilginç cevaplar çıkar aslında. Tamam, bir gün bunu yapacağım. Herhalde bana katılacak bir iki deli rahat bulurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeter bu kadar yazdığım. Haden görüşürüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Art by &lt;/span&gt;&lt;small&gt;&lt;small&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a class="u" href="http://crack-32.deviantart.com/"&gt;crack-32&lt;/a&gt; @DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;/small&gt;&lt;/small&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-7515087423403360748?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/7515087423403360748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=7515087423403360748' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7515087423403360748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7515087423403360748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/10/ne-dersin-kisi-sesim-geliyor-mu-sana.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/StT3swTvRnI/AAAAAAAAAzg/Uxo8fRBE03w/s72-c/Hitchhikers_Guide_Wallpaper_by_crack_32.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-8903132024869262445</id><published>2009-10-11T00:47:00.003+03:00</published><updated>2009-10-11T11:42:29.156+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Adam geldi bana yine Türkiye'yi motorla gezmekten bahsetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sefer gerçekten düşündüm. Acımın, ağrımın kaynağından kurtulayım; yine kendi ayaklarımın üstünde durup güçleneyim. İşte o zaman eğer hâlâ gönüllü olursa o adamla bu deliliği yapacağım. Yazdıklarım ise buraya yansıyacak. Yaşadıklarımı yazacağım. Ve düşüneceğim, şu dikkatimi dağıtan etmenler gittiğinde oturup etraflıca düşüneceğim. Elbet aklımın esnekliği geri gelir zamanla. Kaybettiğim kasları geri kazanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç sefer oldu buraya yazmaya niyetlendim; ancak yazarken yine kendime çok acıdığımı ve elle tutulur bir düşünceden yoksun sadece serzenişlerden ibaret şeyler yazdığımı fark edince vazgeçmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hmm, bu arada hep merak etmişimdir. Şu windows media playerın shuffle modu hangi prensibe göre çalışıyor. Çünkü atlamama rağmen kaçtır inatla aynı parçalara dönüyor shuffle modu. Belki de programı her başlatışımda çalmak üzere sabit bir gelişigüzel liste yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken bir otoriteden öğrendiğime göre iş tamamen programı yazan kişiye kalmış. Genelde algoritmik bir işlemmiş. Matematik!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ermiş olayım lan bu kadar çektikten sonra. Bazen lanet ediyorum da, ancak sonra belki de gelecekteki ben olabilmem için gerekli bunlar diye avunuyorum. Zoraki fedakârlıklar. En azından dengesizliklerim için sağlam bahanelerim oluyor. Küçükken öyleydi. Bir tuhaflık, bir duygusal dengesizliğim olunca hep geçirdiğim hastalığı bahane gösterirlerdi. Hep o hastalık, hep o hastalık. Yaptıklarımın ağırlığını taşımayan birisiydim. Ne sorumsuzluğumun, ne de başka türlü şımarıklıklarımın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 01:04, yatmak istiyorum ancak istemiyorum da. Artık beklememe gerek yok, ancak yarın nasıl olacağımdan korkuyorum. Dileğim, yarını gamsız ve nispeten ağrısız, en önemlisi herhangi bir uyuşma olmadan atlatmam. Bunun bedeli uykusuzluksa, uykusuzlık olsun. Gördüğün üzere, tuhaf inançlar geliştirmeye başladım. Bir de batıl inançlar nereden çıkar diye sorarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstedikleri kadar rahat koltuklar getirsinler, hiçbir şey şu bağdaş kurmanın yerini tutmuyor ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün gidip bir yığın tükenmez kalem alıp evin, arabanın, çantanın muhtelif yerlerine koydum. Hadi bakalım, şimdi kolaysa kalemsiz kalayım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçı sakalı birbirine karışmış bir adam bana yeğenim dedi ve kendisinin bizim bir aile dostumuz olduğunu söyleyip durdu. Eğlenerek izledim adamı. Ara ara anlayamayacağı derecede alaycı cevaplar verdim, biraz göt ettim zavallı adamı. Cahil kişi, fark ettiyse dahi bulunduğumuz yer babamın sahibi olduğu iş mekânı olduğundan cevap vermedi. Tasmasını saldığımda hiper derecede bir egom var. Bazen mütevazılığımın sahte olduğunu düşünüyorum; ancak aslolan eylemdir değil mi? Hem böylesi yoğun bir kendini üstün görme hissinin bir yanılsama olduğunu biliyorum. Çok tatlı, sıcak, güven verici bir yanılsama; ancak yine de bir yanılsama. Ancak, doğrusu altıma verdikleri araba, elimin altındaki olanaklar, cüzdanımın şişkinliği ve çevremde benim kadar okumuş ancak sayılı insanın olması bu egoyu bastırmamda pek yardımcı olmuyor. Biri beni göt ettiğinde hoşuma gidiyor o yüzden; diyorum ki "Aha, al işte, oh olsun!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım iş yerine bu kadar sık gitmemeliyim. Çirkin bir yüzüm ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, artık amelyat olmaktan kaçınmayacağım. Hatta ilk fırsatta olmak istiyorum diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük yazmaya ara vereceğim. Tüm yazı motivasyonum oraya gidiyormuş gibi geliyor. İnsanın içinde birikmesi lazım bir şeylerin ki sonunda şişip yoğun bir şekilde ifade edilmek istesinler de ben edebi bir şeyler yazayım. Psikolojik olarak rahatız olmam lazım, bir diğer değişle. Ha, en son ihtiyacım olan psikolojik rahatsızlık belki, lâkin ben bu yazısızlıktan rahatsız oluyorum artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse işte, gideyim artık. Haden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-8903132024869262445?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/8903132024869262445/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=8903132024869262445' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8903132024869262445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8903132024869262445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/10/adam-geldi-bana-yine-turkiyeyi-motorla.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-6502156952702139968</id><published>2009-10-05T22:29:00.004+03:00</published><updated>2009-10-06T15:29:07.898+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiirimsi'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SspJLVLW_pI/AAAAAAAAAyg/uafyOXfTtww/s1600-h/stonehead_by_stepskivuk.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SspJLVLW_pI/AAAAAAAAAyg/uafyOXfTtww/s400/stonehead_by_stepskivuk.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389200363114397330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 51);font-size:130%;" &gt;Mekanik işleyen fikrin bitkisel uğraşı sen&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 51);font-size:130%;" &gt;Bir ağaç, bir sarmaşık&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 51);font-size:130%;" &gt;Taş duvarlı taş ev başım&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 51);font-size:130%;" &gt;Senin böceklerinin işgâli altında&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Art by &lt;a class="u" href="http://stepskivuk.deviantart.com/"&gt;stepskivuk&lt;/a&gt; @ DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-6502156952702139968?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/6502156952702139968/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=6502156952702139968' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/6502156952702139968'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/6502156952702139968'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/10/mekanik-isleyen-fikrin-bitkisel-ugras.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SspJLVLW_pI/AAAAAAAAAyg/uafyOXfTtww/s72-c/stonehead_by_stepskivuk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-5606759856928473231</id><published>2009-09-30T21:53:00.007+03:00</published><updated>2009-10-07T13:56:32.955+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Şu gördüğün her şey senindir, Kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Mavi gök var ya hani, senindir.&lt;br /&gt;Koktuğun çiçeğin rengi, rahiyası&lt;br /&gt;Hatta denizin tuzu, dalgası, senindir.&lt;br /&gt;Elmasın parıltısı, kuşun şakıması,&lt;br /&gt;Elmanın tatlısı, güneşin ısısı,&lt;br /&gt;Gördüğün, duyduğun, dokunduğun...&lt;br /&gt;Hayatına aldığın tüm bunlar senin iken&lt;br /&gt;Ben kime aitim sandın a tanem?&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SsOzz0LoZCI/AAAAAAAAAx4/Kp-5aE_lOY8/s1600-h/All_of_This_is_Your__s__Queen_by_dkirbyj.jpeg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 242px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SsOzz0LoZCI/AAAAAAAAAx4/Kp-5aE_lOY8/s400/All_of_This_is_Your__s__Queen_by_dkirbyj.jpeg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5387347282027373602" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yukarıdaki şiirimsimsinin ne anlamı var diyeceksin bana. Bu adam durduk yere neden bayık aşk dizeleri yazmaya başladı? Bayık olabileceği konusunda sana katılabileceğim gibi (kelime seçimleri biraz sıradan ve kıvrak düşünceden yoksun, ne dersin?) bunun illa ki bir aşk şiiri olmayacağını sana savunabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dönem, bir çevirmen olarak oturmuş düşünüyordum. Çevirdiğim şey benim kaynak metni yorumlamam ve onu kendi kelime seçimlerimle bir nevi yeni baştan yazmamdı. Telif hakları yasasına göre çevirmen, yaptığı çevirinin eser sahibidir. Yorumun telif hakkı, yorumcuya aittir. Bu arada yasa sadece örnek vermek içindi, bu düşünce zincirinin başlangıcı o yasa değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yorum, yorumcuya aittir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma şu geldi: Gördüğümüz ve işittiğimiz hiçbir şey, bizim onları algıladığımız aynı şeklinde diğerleri tarafından algılanmıyor. Renkler tartışılmaz. Kiminin yeşili, kiminin mavisidir. Ortada bir yorum söz konusu. Bir kaynaktan bir ereğe giden yolda, materyal beynin süzgecinden geçiyor. Beyin, kaynak materyali kendisinin anlayacağı bir forma &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;çeviriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Sanırım nereye varacağımı kestiriyorsun. Evet, bu mantıkla, algıladığımız her şeyin üstünde bir hakkımız var. Soyut bir hak belki ve yasal olarak kabul görecek bir şey değil (herhalde yasal olsa tüm sistem çökerdi); ancak bu kendi nezdimizde ve öznelliğimizde onlara sahip olduğumuz neticesini değiştirmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey ve herkes benimdir, ben herkesinimdir. Algıda seçiciliğe dikkat. Aslında oldukça barışçıl bir düşünce oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam ve açıksız bir fikir olmadığını düşünüyorum; ancak etraflıca düşünebileceğimden de emin değilim. Belki ileriki bir tarihte, bu yazıyı tekrar okuduğumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu eski bir fikirdi aslında. Nerden geldi aklıma? Bir şarkıda "I'm yours." diyordu, oradan hatırladım.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SsO0OOJjGFI/AAAAAAAAAyA/S6ZoOm8ytk8/s1600-h/I__m_Yours_by_vitaminChazz.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 230px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SsO0OOJjGFI/AAAAAAAAAyA/S6ZoOm8ytk8/s400/I__m_Yours_by_vitaminChazz.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5387347735674558546" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar yeter herhalde. Bu aralar çok aksiyim. Bu öfkemin neye dayandığından emin değilim. Zaten beynim kanatlanıp uçtu gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Art by &lt;a class="u" href="http://dkirbyj.deviantart.com/"&gt;dkirbyj&lt;/a&gt; and &lt;a class="u" href="http://vitaminchazz.deviantart.com/"&gt;vitaminChazz&lt;/a&gt; @ DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-5606759856928473231?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/5606759856928473231/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=5606759856928473231' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/5606759856928473231'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/5606759856928473231'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/su-gordugun-her-sey-senindir-kisi.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SsOzz0LoZCI/AAAAAAAAAx4/Kp-5aE_lOY8/s72-c/All_of_This_is_Your__s__Queen_by_dkirbyj.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-1101687788368436426</id><published>2009-09-26T23:14:00.005+03:00</published><updated>2009-09-26T23:46:54.316+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Dinin, mitolojinin konuları olmasaydı günümüz sanatı bu kadar gelişebilir miydi diye merak ediyorum. Biraz da arz&amp;amp;talep meselesi tabi ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer merak ettiğim konu, acaba İslamiyette resim günah sayılmasaydı günümüz resim ve heykel sanatı farklı bir yerde olur muydu? Öyle bir şey olsaydı, günümüz İslam toplumları farklı bir yerde olur muydu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün Londra Milli Galerisi'ni gezerken aklımdan bunlar geçti. Çünkü bir dönemin en ünlü eserlerini ya din betimlemeleri ya da aristokrasinin talebi üzerine yapılan portreler, manzara resimleri  oluşturuyor. Bundan başka siyasetin de etkisi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha, ressamların sadece kendi insiyatifleri doğrultusunda yaptıkları resimler de var elbet, fakat diğer konulara kıyasla sayıca az kalıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eh, dün o kadar resim dolaştığım sebebiyle olsa gerek, rüyamda yine aynı galerideydim. Yardımsever dünya vatandaşı ben, çerçevesi yamuk duran bir resmi görevlilerden birine bildiriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadının biri geliyor, zincirle duvara monteli resmi bir eliyle iterken resmin arkasında bir şeylerle oynamaya çalışıyor. Ben diyorum yardım edeyim, lütfen diyor, devasa resmi tutuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben tutarken bu kadın cebinden bir çakmak çıkartıp çerçevenin altına tutmaya başladı. Dedim n'apıyorsun? Hiç oralı olmadı. Resmi oynatmaya çalıştım, kurtaramadım. Arka tarafa yardım etmeleri için seslendim, bir bakmışım ışıkları kapatmışlar kapıları kitlemişler gitmişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem durum bu, duruma el atmalı, kadını dürttüm. Kadın olduğu gibi yere yığıldı sanki bir heykel. Yüzünden sabitlenmiş deli bir gülümseme, elinde ise hâlâ yanan çakmak. Buradan kaçıp gitmeli diye düşündüm, kadını sürükleye sürükleye odanın köşesine bıraktım; bir bez alıp resmin çerçevesindeki parmak izlerimi sildim. Sonra uyandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz tuhaftı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-1101687788368436426?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/1101687788368436426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=1101687788368436426' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1101687788368436426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1101687788368436426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/dinin-mitolojinin-konular-olmasayd.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-6928736581347000488</id><published>2009-09-24T02:22:00.005+03:00</published><updated>2009-10-05T22:34:10.767+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Londra'nın gözü mü çıktı canım?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek sayılmaz. Bugün o dönme dolaba bindim. Güzel bir manzaraydı. Doğrusu Londra'yı tepeden, elimde harita ile kıyaslayarak inceledikten sonra artık kaybolacağımı hiç sanmıyorum. Fakat kent sandığımdan çok daha dolu doluymuş. Gez gez bitmiyor. Gezilesi belli başlı mekanlarda saatler geçiyor; ve üstelik her yer saat 17'de kapanıyor ve ben evden en erken 12'de çıkabiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fena kent değil ya, oldukça canlı, heyecanlı. Bugün metrodan çıkarken arkadan polisin biri "Açılın, çekilin yoldan!" diye bağırıyordu. Çekilince bir baktık dört polis bir kadını kelepçelemiş, yaka paça götürüyor. Heyecana gel. Acaba ne yaptı kadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SrqxbKSvXCI/AAAAAAAAAxo/4GUpAr4QfcE/s1600-h/DSCN2649.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SrqxbKSvXCI/AAAAAAAAAxo/4GUpAr4QfcE/s400/DSCN2649.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384811384652389410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bakalım bugün çektiklerimden daha iyi fotolar çekecek miyim ileriki günlerde. Madam Tuso'ya gittim çünkü ve tek başına delirmemin bir sebebi olarak önüme gelen insanı çevirip abuk sabuk fotoğraflarımı çektirttim. Madam Tuso'ya bir arkadaşla girmeliymiş, onu öğrendim. En az senin kadar deli bir arkadaş, ancak o zaman çok eğlenceli olur. Yanlış anlamayasın, bugün de eğlendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hyde Park'ta uzun uzun oturrabilmek isterdim, eğer ki kıçım nemli toprak sağ olsun rutubet almasaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-6928736581347000488?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/6928736581347000488/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=6928736581347000488' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/6928736581347000488'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/6928736581347000488'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/londrann-gozu-mu-ckt-canm-pek-saylmaz.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SrqxbKSvXCI/AAAAAAAAAxo/4GUpAr4QfcE/s72-c/DSCN2649.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-1756453670831345708</id><published>2009-09-23T02:42:00.004+03:00</published><updated>2009-09-23T03:11:05.273+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bazı meraklardan vazgeçemiyor insan, Kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SrlmGED9zsI/AAAAAAAAAxY/4XS3gst24U4/s1600-h/DSCN2469.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SrlmGED9zsI/AAAAAAAAAxY/4XS3gst24U4/s400/DSCN2469.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384447083853762242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Neden vazgeçsin ki hem? Bugün British Museum'un karşısında bir dükkan gördüm. Vitrininde birkaç çizgi romanın kahramanları seçilebiliyordu. Yakınına gidince bunun bir çizgi roman dükkanı olduğunu anladım. İçeri girince yüzümdeki şaşkınlık ifadesi yerini koca bir gülümsemeye bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıpkı filmlerden, okuduğum çizgi romanlardan, oradan buradan bildiğim gibi bir çizgi roman dükkanıydı bu. Tüm duvarlar yüzlerce cizgi romanla doluydu. Rengarenk, her tarafta her konudan her yaşa hitaben materyaller. Rafların tepesinde çok eski bazı çizgi romanların kapaklarını görebiliyordun çerçevelenmiş bir halde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolandım biraz, küçük bir dükkandı. Sonra aşağı inen merdiveni vark ettim, çok dar bir dönen merdivendi. İnince aşağı bu sefer kendimi bir manga cennetinde buldum. Kİmi okuduğum kimiyse ismini duyduğum yüzlerce manga serisi. Uzunca bir süremi bu mangaları karıştırarak geçirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylesi bir çizgi roman sever olduğumu kendim de bilmiyordum doğrusu. Aslında şaşılacak bir şey değil. Benim yaşlarımdakilerin bir zamanlar sarmış olması çok olası bir merak bu çizgiromanlar. Bence şimdiki çocuklar bu bakımdan biraz şanssız. Bizler efsane çizgiromanların ilk çıktığı zamanları gördük, onları takip ettik. Sonraları bu alışkanlığımızla mangalar okuyabildik (sadece bazılarımız.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi tipik Amerikan çizgi romanlarından pek hazzetmiyorum. Ancak çizgi roman deyince akla illa ki bunlar gelmemeli zaten. Orada, raflarda, tipik Amerikanlardan sayılmayacak çok önemli çizgi romanlar var. Bugün, çok başarılı romanların kapsadığı konu ve hisleri çok farklı bir etkililikle başarılı bir şekilde anlatan birçok çizgi roman sayabilirim sana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şİmdi soruyorum kendime, neden o dükkanın fotoğrafını çekmedim ki ben? Sık sık yanımda fotoğraf makinesi taşıdığımı unutuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün de bol bol yürüdüm. British Museum'a gittim ve orayı gezmek için apayrı bir güne ihtiyacım olduğunu anladım. Malesef bu seferki ziyaretimde bunu gerçekleştiremeyeceğim. Belki bir sonrakinde. Yarın ise National Gallery'e gideceğim. Muhtemelen orası için de aynı şey olacak. Çok şeyi ard arda sıkıştırmaya çalışıyorum. Bir de yanımdakileri gereğinden fazla oradan oraya sürüklemek istemiyorum. Beni misafir bellediler diye kendilerini çok hırpalıyorlar. Onlara nasıl anlatırım bilmiyorum, beni gezdirmekle yükümlü olmadıklarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SrlnWTLCUXI/AAAAAAAAAxg/SNlBiq2V_bo/s1600-h/DSCN2535.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SrlnWTLCUXI/AAAAAAAAAxg/SNlBiq2V_bo/s400/DSCN2535.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384448462299484530" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Eh, yapacak bir şey yok. Kendi kendilerine çektiriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden, görüşürüz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-1756453670831345708?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/1756453670831345708/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=1756453670831345708' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1756453670831345708'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1756453670831345708'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/baz-meraklardan-vazgecemiyor-insan-kisi.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SrlmGED9zsI/AAAAAAAAAxY/4XS3gst24U4/s72-c/DSCN2469.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-4722695034321632370</id><published>2009-09-22T02:15:00.008+03:00</published><updated>2009-10-05T22:37:50.838+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Penceremde çayır çimen kokusu, Kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere'deyim. Londra. Çeşit çeşit yüz, istediğimden de fazla İngiliz aksanı, kalabalık capcanlı dopdolu sokaklar...&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SrgUz1XoyOI/AAAAAAAAAw4/tg-u7BJIQYY/s1600-h/DSCN2373.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SrgUz1XoyOI/AAAAAAAAAw4/tg-u7BJIQYY/s400/DSCN2373.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384076235253532898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Camden Market'e gittim, daha sonra ise merkezde dolaştım. Tüm bu süre boyunca İngiliz aksanında söylenilen her kelimeyi yüksek sesle taklit etmek istedim. Kaç defa bağırmak istedim "I'm na fokin her!" diye, anlatamam. Ilgın'ın kulakları çınlasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Londra halkı hakkındaki ilk izlenimlerim, onların oldukça sevecen ve yardımsever oldukları taraflarındadır. Kime yön, yol, yordam sorsam yardımcı oldu. Beşinden ikisi esprili çıktı. Falan filan fıstık işte. Tek bir günün deneyimiyle sonuca varmamalı belki de. Yine de fena bir yer değil.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SrgVjdvuAGI/AAAAAAAAAxA/1YP8PHbbN8o/s1600-h/DSCN2399.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SrgVjdvuAGI/AAAAAAAAAxA/1YP8PHbbN8o/s400/DSCN2399.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384077053545807970" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ve iki gündür hava güneşli. Bu aylarda böylemiş. İngiltere'nin o gelişigüzel, tuhaf yağmuruna yakalanmadım daha yani. Hevesle (!) bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SrgWSMa5DxI/AAAAAAAAAxI/Ct2xBr3_To0/s1600-h/DSCN2422.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SrgWSMa5DxI/AAAAAAAAAxI/Ct2xBr3_To0/s400/DSCN2422.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384077856348901138" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ve şu metro işi oldukça karmaşık. Fakat sanırım az çok anladım. İlk gün için şaşılacak bir şey değil bu kafa karışıklığı. Üstelik tüm bu süre zarfı boyunca Ece ve Sinem ile birlikteydim. Yani problem çözmek için uğraşmam gerekmedi, hep onlar yönlendirdiler beni. Yanımda yol gösteren birileri varken nereye gittiğime ya da nasıl gittiğime pek dikkat etmiyorum. Yalnız onlar da Londra'da yeni sayılırlar, o yüzden bazen hep birlikte kafa yormamız gerekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıntılara girmeyeceğim. Yarın vaktimi biraz müze falan gezmeye ayıracağım. Bir de Soho'nun dükkanlarına bir göz atarım belki ;) Bugün pek dolaşamadım sokakları dilediğimce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, biraz düşünceden bahsedeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar bir etkileşime inanırdım. Duyguların fikirleri değiştirdiği gibi fikirlerin de duyguları değiştirdiğini düşünürdüm. Bir duruma düşünsel yaklaşımınız ne hissedeceğinizi belirleyebilir. Ya da ani bir duygu yoğunluğu tüm aklınızı başınızdan götürebilir ve bir konu hakkındaki fikirlerinizin ne şekilde olacağını belirleyebilir. Bu çok hızlı oluyor, duygular ateş gibi. Öte yandan düşünce şeklinizde zaten var olan hislerinizi ya da hissizliğinizi değiştirebilirsiniz fakat bu çok daha uzun süren bir şey. İnsan bu ikincisini yapacak sabıra ve zihinsel disipline sahip oldu mu sanırım aşamayacağı çok az engel kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna inanırdım. Fakat şimdilerde bunun biraz ütopik olduğunu düşünüyorum. Ya da eskisi kadar sabırlı ve iradeli olmadığımdan ve dolayısıyla da bunu bahsettiğim aklın duyguları şekillendirmesi/yönlendirmesi işini beceremediğimden artık bu düşünceyi takip etmeyi bıraktım diyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeter bu kadar yazı sanırım. Burada saat 00:49. Türkiye'de olsam 02:49 olurdu. Eh, Türkiye'deyken saat 3'te 4'te yatmaya alışmış olmam burada işime yaradı. Geç yatma alışkanlığımın bu şekilde işime yarayacağı aklıma gelmezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, bu yazıya bir iki foto ekleyip bitireyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-4722695034321632370?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/4722695034321632370/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=4722695034321632370' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4722695034321632370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4722695034321632370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/penceremde-cayr-cimen-kokusu-kisi.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SrgUz1XoyOI/AAAAAAAAAw4/tg-u7BJIQYY/s72-c/DSCN2373.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-3927847635456389376</id><published>2009-09-19T03:42:00.002+03:00</published><updated>2009-09-19T03:53:32.805+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Uzundur çember fikrimden ketum geceler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Battı balık yan gider misali madem bu saate kadar durdum, bari bloga bir şeyler yazayım dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Bu, şiirin sonudur.'&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-3927847635456389376?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/3927847635456389376/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=3927847635456389376' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3927847635456389376'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3927847635456389376'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/uzundur-cember-fikrimden-ketum-geceler.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-2482656039521039667</id><published>2009-09-16T23:51:00.004+03:00</published><updated>2009-09-17T02:04:55.069+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Aay ay, Kişi, bak ne anlatacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu internet pek kötü kaç gündür. Sanki bana "Bırak artık, girmeye çalışma aynı siteye tekrar tekrar. Pes et, kalk git dolaş" diyordu. Öyle de yaptım. İyi oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişinin okuduğu, izlediği, dinlediği her şey bir şekilde hafızaya kaydoluyor ve biz fark etmesek de asla silinmiyorsa; bu durumda aklımıza soktuğumuz bilgi, görüntü ve seslere özen göstermemiz gerekmez mi? Misal, okunacaksa eğer kaliteli yazın okumalı, gerçekten sevdiğin iyi müzik dinlemeli, seni düşündürecek şeyler izlemelisin. Düşünsel derinliğini artırmak ve anlayış, kavrayış ve yaratışını güçlendirmek istiyorsan bunlara dikkat etmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan çok derin olmak yaşama bakımından ne kadar pratik? İnsanların büyük bir çoğunluğu bu konulara özen göstermiyor. Çoğumuzun okumadığı, okusa da eleştirmediği ya da fikrini paylaşmaktan kaçındığını göz önüne alırsak; birimiz kendini aşıp da düşünsel bakımdan birkaç adım öteye geçtiği takdirde doğrusu toplumda kendisine yer bulmakta zorlanacağını düşünüyorum. Hem fikrinle çok ileriye gidip hem de gerektiğinde diğerlerinin seviyesine inebilmek mümkün mü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu son soruyu Ters Tepki'ye taşıyacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyeceğim o ki, sığ kalarak yaşamak daha kolay sanki. Ama bir defa ötesini tadınca, huzursuz olmaya başlıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka başka... Beynim durdu yine. Bir saatten sonra blog yazmak pek olmuyor sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse işte, görüşmek üzere.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-2482656039521039667?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/2482656039521039667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=2482656039521039667' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2482656039521039667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2482656039521039667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/aay-ay-kisi-bak-ne-anlatacagm.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-4442055007004022971</id><published>2009-09-13T02:22:00.008+03:00</published><updated>2009-09-13T23:31:12.604+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiirimsi'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SqwtQjz9KHI/AAAAAAAAAvQ/RN5Xs9sldBo/s1600-h/27.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 250px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SqwtQjz9KHI/AAAAAAAAAvQ/RN5Xs9sldBo/s400/27.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380725417315215474" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;Mekanik işleyen fikrin bitkisel uğraşı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir ağaç bir sarmaşık&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Taş duvarlı taş ev başım&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Senin böceklerinin işgâli altında&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;-------------------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;P.S. The photo is from deviantart and has the label of it's creator on it.&lt;br /&gt;However, I couldn't make up who is him/her.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;Evet, biliyorum, bir daha şiirimsi koymayacağımı söylemiştim sana. Arada bir böyle kısa şeyleri koymakta bir sakınca görmüyorum. Herhalde bir dergiye yazı göndermeye karar versem daha uzun şiirimsilerden seçerdim.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-4442055007004022971?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/4442055007004022971/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=4442055007004022971' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4442055007004022971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4442055007004022971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/mekanik-isleyen-fikrin-bitkisel-ugras.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SqwtQjz9KHI/AAAAAAAAAvQ/RN5Xs9sldBo/s72-c/27.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-5655217635285228786</id><published>2009-09-13T00:25:00.002+03:00</published><updated>2009-09-13T02:18:36.200+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kişi, yağmurlu günler yazmak için ideal derler; inanma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani, benim için değil en azından. Az evvel birkaç sav vardı aklımda, şimdi unuttum. Ama genel kanının doğru olmadığını söylemem yeterli olur herhalde. İnsanlar, dışarı çıkmadığın yağmurlu günlerde, sadece evde olduğun için oturup yazı yazmanın ideal olduğunu düşünüyorlar. DEĞİL! İnsanın içi daralıyor be!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun yerine kendimi ev işlerine verdim. Ampülleri değiştirdim, maktapla bir yerleri delip bişileri monte ettim falan. Böyle havalarda nedense daha bir şiddetli olan ağrıma rağmen yerimde durmak istemedim. Böylesi bir huzursuzluk akla zarar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey biribirine bağlı mı yoksa tamamen gelişigüzel mi? Olumlu Varoluşçuluk ve Abzürd Yokçuluk'un iki uç görüş olarak konu edinildiği filmi anlamak için çok kastım doğrusu. Filmin sonunda bu ikisinin ortası bir görüş, karakterlerin birinin 'aydınlanması' oluyor. Gerçekten de hep böyle olmuyor mu? Yani, az çok temel felsefi akımları biliyorum. Çatışılan birkaç ortak nokta dışında hepsinin kendilerince haklı oldukları noktalar var. Biraz ondan biraz bundan bu haklı noktaları kapınca ortaya karışık fakat düşe kalka da olsa işleyen bir şeyler çıkıyor. Uçlarda gezinmeye gerek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-5655217635285228786?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/5655217635285228786/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=5655217635285228786' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/5655217635285228786'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/5655217635285228786'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/kisi-yagmurlu-gunler-yazmak-icin-ideal.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-7933230489464299637</id><published>2009-09-12T00:28:00.005+03:00</published><updated>2009-09-12T12:01:59.539+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"Bu saç da nerden çıktı?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dedim günün ilk cümlesi olarak, lavaboya bakarken. Uzun, açık kahverengi bir saç. Akan su ile giderde kayboluşunu izledim. Sonra bunun ilk cümlem olduğunu fark ettim. Gün içinde kurduğunuz ilk cümlenin farkına her zaman varamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün geceyi düşündürdü bana. Anlık verilen kararların getirdikleri her zaman iyi anılar olmuştur. Bu altın sikkeyi de sandığımdaki diğerlerinin yanına koydum diyelim. Hatırlanası zamanlar. Ölüm anındaki uzun metrajlı filmimin sıkıcı olmaması için elimden gelen her şeyi yapıyorum. Koca bir ömrü izlerken uyuyakalırsam kendime ayıp olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkilemde olmak, ikilemin sana harcattığı vakit ve kaçan fırsatlar. İşte, düşünmeden verilen kararların güzelliği tamamen sizin olmasıdır. Kişiliğinizin farklı taraflarının çatışmasına mahal vermemiş oluyorsun. Bilinçaltından ortaya atılan fikri sorgusuz sualsiz kabul etmek bir nevi gerçek kişiliğinizin yansıması değil midir? Yine de korku önemli bir etken. Bir zamanlar buna dair bir roman okumuştum. Romanın bir bölümünde, korkaklığın insanı hayatta tutan şey olduğunu savunuyordu karakter, cesur olana tepeden bakarak. Haklılığı tartışılır. Duruma göre değişir aslında, her şey gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film dedim de, Inglorious Basterds isimli film cidden ona yetişmek için arabayla yapılan hıza ve ayrılan 3 saate fazlasıyla değdi. Elbet tek başıma izleseydim bu kadar zevk alamazdım. Filmin iyi sahnelerine yanımda oturan kişinin verdiği tepkilerin, benim verdiğim tepkileri gaza getirdiğini fark etmek ilginçti. Edilgen olmak hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hız demiştim bir de, abartıyorum şu son zamanlar. Normalde gideceğim yere ne zaman varacağımı iyi hesaplarım, ona göre çıkarım. Fakat ola ki planladığımdan geç çıkayım ya da yoldan sıkılayım ya da gece vakti uyku bastırmadan menzilime bir an önce varmak isteyeyim, gazı köklüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben fena bir sürücü değilim, yapamacağım şeyleri yapmam, büyük risklere girmem. Fakat hız yapmayı severim, motorun sesi bir zamanlar metal müziğin bende uyandırdıklarını hissettirir. Altımdaki araç da bu hızları, o virajları ve benim kullanım alışkanlıklarımı kaldırabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat ya bir lastik patlarsa? Hım, en azından heyecanlı olur. Ancak bunun korkusuyla yaşayacak değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyecektim ben sana, Kişi? Aklımda bir fikirle başlamıştım bu yazıya halbuki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babamın gençliğinden bir fotoğrafı gördüm az evvel. Hacettepe Üniversitesi'nin merkez amfisinde (o zamanlar Yıldız Amfi derlermiş) diğerleri fotoya poz verirken benimkisi oturmuş gülümseyerek bir şeyler yazıyor. Çok tuhaf ya, babamı ben hep yaşlı biliyorum. Şimdi bakınca, dikkatimi üstünde toplayamıyorum onun. Fikrey Bey'i bir kişi olarak düşünemiyorum. Hayatlarının eski zamanlarına dair bu fotoğraf gibi kanıtları görünce, o kişinin sadece benim babam olmaktan ibaret olmadığını, bir geçmişi olan bir kişi olduğunun ayırdına varıyorum az biraz. Malesef bu geçici oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harbi, ben neyden bahsedecektim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıpır tıpır yağan yağmur iyi geldi. Islanmak güzeldi. Bu havada evde olmak pasif bir hoşnutluk veriyor olsa da bana, yağmurdan kaçar vaziyet dışarıda olduğum zamanlar aldığım zevki hatırlamadan edemiyorum. Bir an, keşke bu havaya dışarda, sokakta yakalansaydım diye düşünmedim değil. Gece vakti, ıslanan kaldırım taşlarından sokak lambalarının ışıkları yansıyacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hoşgeldin bebek!&lt;br /&gt;Sana ilk ben söylemek istedim:&lt;br /&gt;Öleceksin!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;desem doğan bebeğe ilk olarak. Çok acımasız belki fakat doğru olurdu. Annesi ağzıma sıçardı herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hatırlayamadım gitti şu diyeceğimi. Yapacak bir şey yok, başka girdiye artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden, gittim ben.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-7933230489464299637?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/7933230489464299637/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=7933230489464299637' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7933230489464299637'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7933230489464299637'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/bu-sac-da-nerden-ckt-dedim-gunun-ilk.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-909389613698657934</id><published>2009-09-09T00:47:00.007+03:00</published><updated>2009-09-09T01:49:45.727+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>KAÇ, KİŞİ; GELİYOR!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutluluğun değişimden geçtiğini söyleyen pek zeki takılan bir yazıyı okuduktan sonra yapmış olduğum değişikliğin nasıl da iyi geldiğini düşünüp ardından bu değişikliğin geçiciliğinin pek bir acı verdiğini fark etmedim değil hani. Yani, değişiklik kalıcılaşmadığı zaman ve sen eskiye döndüğünde elde sadece hatırlanası anılar kalıyor. Sonra sen an geliyor ve dolunaya karşı tek başına rakı içerken boş boş sulara uzaklara bakıyorsun. Tabi, o zamana kadar ciğerin kaldıysa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem kendini koparmak hem de bağlanmak isteğinin sorumluluğunu çift kişiliğe ya da astroloji burçlarına ya da uzun boyunlu bir kediye yüklemek doğru değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben benden bir şeyler bekledim ben baktım baktım anlamadım ya da anladığımı sandım ama anlamadım ama aklımda bir şarkı çalıyordu o an ve çok alakasızdı ve anlayışıma etki ediyordu n'apayım? Suç şarkılarda belki de. Şarkı dinlemek güzel şey, söylemesi daha güzel ama. Var olan yeteneklerin zamanla yok olmasını neye bağlarım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SqbeOCa3xtI/AAAAAAAAAuU/5CLIv6_5_WM/s1600-h/hang_yourself_cloth_by_ILIKESURREAL.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 191px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SqbeOCa3xtI/AAAAAAAAAuU/5CLIv6_5_WM/s400/hang_yourself_cloth_by_ILIKESURREAL.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379231137689749202" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yenilen yemekler iğrençleştikçe kilo alıyorum, beden sindirmek istemiyor sanki. Mide kaçıyor korkak mide.  Mide ile bir çift laf etsem acaba kendisini satmaya ikna edebilir miyim. Ya da diğer organları? Kendilerini satacaklar. Organlarımın pezevengi olacağım. Bir geçici ölümü kendimi asarak tadabilirim, eminim geride muhteşem bir görüntü kalıyordur. Acaba arasam o görüntünün resmini yapacak bir manyak bulabilir miyim? Bir intiharım kendini şimdi belli etse intiharın sebebi korkaklık olurdu. Parlak gözler, yaşama korkusuyla kör.  DUyulan şarkıları TÜrkçe'ye aynı etki ile çevirmeye çalışmak. İnsanların bu sözleri yer yer benim sanması ve benim gidip durumu açıklamam. Öte yandan İngilizce'sini de söylesem tanımayacaktı. Daha sonra ise kendime ait olanların aslında bana ait sayılmaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak için bu kadar uğraşmışken, ölmek niye? Hem yazacak daha çok şey olsa gerek. Yani, umarım öyledir.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Sqbd8dNGUXI/AAAAAAAAAuM/bBK7zBUD35w/s1600-h/Hang_On_by_creeps2002.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Sqbd8dNGUXI/AAAAAAAAAuM/bBK7zBUD35w/s400/Hang_On_by_creeps2002.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379230835642093938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çok uzağa gittiğimde, denizlerin ötesine, bir an durup düşünecek ve derin derin iç çekecek misin? Yapsan peki bunu ben hissedecek miyim? Ne saçmalıklardır belki de hissettiğini iddia etmek ve buna gerçekten inanmak, halbuki yaptığın sadece bilinçaltında olasılıkları hesaplamaktır ve sen bunun farkında bile değilsindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetsin mi bu kadar? Yetsin. Öte yandan iyi geldi gibi. Daha yazarım aslında. Acaba bu iş için ayrı bir blog mu açsam? Gerçi, normal düşüncelerimle bunları ayırmak zor olur sanırım. Bir jüri bulacağım. Jüri dedim de, pek okuyanım yok aslında. Bildiğim iki tane hanım var. Ya da sorun pek yorum yapılacak şeyler yazmamam. Ya da yorum yapmaktan çekiniliyor. Ya da yorum yapacak nitelikte okuyanım yok. Ya da ya da ya da ya da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı güne iki tane yazı yazarak diğerini öldürüyor muyum acep.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köprüden atlayanlara selamlar!&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Arts by &lt;a class="u" href="http://ilikesurreal.deviantart.com/"&gt;ILIKESURREAL&lt;/a&gt; and &lt;a class="u" href="http://creeps2002.deviantart.com/"&gt;creeps2002&lt;/a&gt;&lt;span class="u"&gt;, respectively @ DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-909389613698657934?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/909389613698657934/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=909389613698657934' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/909389613698657934'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/909389613698657934'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/kac-kisi-geliyor-mutlulugun-degisimden.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SqbeOCa3xtI/AAAAAAAAAuU/5CLIv6_5_WM/s72-c/hang_yourself_cloth_by_ILIKESURREAL.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-8206145100917657263</id><published>2009-09-08T22:33:00.005+03:00</published><updated>2009-09-09T01:42:01.730+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Al işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalancı değilim, dün İstanbul'da kalmaktan bahsederken ciddiydim. Öte yandan yağmuru hesaba katmamıştım. Sonra başka şeyler de oldu olmadı, ben İzmir'e dönmek için yola koyulmuştum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yol uzundu, sıkıcıydı, kapalı ve bunaltıcıydı. İçtiğim kahvenin tadı yoktu. Yediğim sandviçi geri çıkartacaktım neredeyse... İzmir'deyim şimdi ama bilincimi kapı eşiğinde bıraktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan buraya sana bunları anlatmak için gelmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç madde: Cart yeşil göl, kırmızı güvercin ve yarım gülüşlü karizmatik bebek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minibüsle Esenler'e giderken, köprüden geçmeden evvel sağ tarafta bildiğin fıstık yeşili, sanki boyayla dolu bir gölet vardı. Aklıma ilk olarak radyoaktif olabileceği geldi. Bilirsin, yeşil göletler hep radyoaktif olurlar. Sonra bir göletin bu kadar nasıl kirlenebileceğini merak ettim. Ardındansa göletin etrafındaki canlı çimenlere ve gür ağaçlara bakarak göleti bir ressamın paletindeki yeşil rek boya olarak düşündüm; aslında o göleti bu ağaçları boyamak için kullanıyordu... Pis herif.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SqbbGzeEWhI/AAAAAAAAAt8/DoowxwIY_5I/s1600-h/The_Death_Of_Peace_I_by_alarie_tano.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 279px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SqbbGzeEWhI/AAAAAAAAAt8/DoowxwIY_5I/s400/The_Death_Of_Peace_I_by_alarie_tano.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379227714882656786" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Soluk kırmızı bir kuş gördüm metro, Esenler otogarından kalkarken. Zapzayıf bişiydi. Mantıklı aklım bana manyağın teki tarafından boyaya batırılmış zavallı bir hayvan dedi. Ardından sadistçe tüyleri yolunup güneş altında yandığını düşünüp güldüm. Bunu Ilgın'la paylaşmak istedim. Günüme katabildiğim ilginçliği Ilgın'a ilan etmek istedim. Bak! Kırmızı bir kuş gördüm!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve son olarak yarım gülüşlü karizmatik bebek. Bizi uçacağa götürecek otobüse binmek için sıra beklerken, başörtülü annesinin omzunun üstünden bana bakıyordu normal bir şekilde. Maviler içinde olmasından, erkek olduğunu çıkardım. Bana bakınca otuziki dişimi gösterim sırıttım pişmiş kelle gibi. Bebek benim bu salak hareketime hiç tepki vermedi. Sonra dayanamayıp yapabildiğim en geniş şekilde gülümsedim. Ah, tanrım, bu bir gülümsedi bana... Bir bebekte böylesi bir yüz ifadesi nasıl olabilir? Yarım yarım gülümsedi, gözleri kısıldı, yapabilse tek kaşını kaldıracağından eminim. Ben orada öldüm bittim. Karşılıklı gülümseştik uzun uzun. Gözümden sakındım bir an. İçimden tuhaf sesler çıkartıp bebeği kahkahalara boğmak geldi. Fakat öyle yapsam annesi ne yapardı bilmiyorum. Günümün doruk noktası bu bebekti anlayacağın. Fotoğrafını çekebilseydim keşke. Ancak o an aklıma gelmiş olsaydı dahi, yapabileceğimden emin değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah, Kişi, gelsen de şu ağrımı benden koparıp alsan... Bir his var, sanki önümüzdeki günler büyük hatalar yapmama gebeymiş gibi. Öte yandan bir gecenin hissini koca bir geleceğe yormamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel, dans edelim bari.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Sqbc5nXxgdI/AAAAAAAAAuE/WUcAsUcLQGs/s1600-h/Gods_Dance_Alone_IIII_by_kiwigrass.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 338px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Sqbc5nXxgdI/AAAAAAAAAuE/WUcAsUcLQGs/s400/Gods_Dance_Alone_IIII_by_kiwigrass.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379229687319986642" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Gerçi, tanrılar yalnız dans edermiş.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;1st Art by &lt;a class="u" href="http://alarie-tano.deviantart.com/"&gt;alarie-tano&lt;/a&gt;&lt;a class="u" href="http://alarie-tano.deviantart.com/"&gt; @ DeviantArt&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2nd Art by &lt;a class="u" href="http://kiwigrass.deviantart.com/"&gt;kiwigrass&lt;/a&gt; @ DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-8206145100917657263?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/8206145100917657263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=8206145100917657263' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8206145100917657263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8206145100917657263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/al-iste.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SqbbGzeEWhI/AAAAAAAAAt8/DoowxwIY_5I/s72-c/The_Death_Of_Peace_I_by_alarie_tano.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-7345086737963333170</id><published>2009-09-08T00:23:00.007+03:00</published><updated>2009-09-08T12:27:47.870+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Sonsuz ol diyemedim be Kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Ağacı da ihmal etmemeli;&lt;br /&gt;Bir kere öldün mü dirilmenin&lt;br /&gt;Sırrını öğrenirsin belki de'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;demiş Cahit Sıtkı Tarancı, &lt;em&gt;Etraf Konuşurlarken&lt;/em&gt; isimli tuhaf şiirinde. Adam eşyalara ve insan dışı cisimlere takmış şu sıralar okuduğum şiirlerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öldüm mü acaba? Dirildiğimi söyler miydim emin değilim. Fakat hâlâ yaşamayı tercih ettiğimden eminim. Yoksa burada olmazdım herhalde. Ya da biraz daha kalmayı düşünmezdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378870222249631218" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 271px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SqWV9_odnfI/AAAAAAAAAtc/GXW5GMmjIUc/s400/road_trees_by_hakota.jpg" border="0" /&gt; Bir gün daha geciktireceğim dönüşümü. Hâlâ evime dönüp durulmaya gönülsüzüm. Şu huzursuzluğumla ne yapacağım merak ediyorum. Ömür boyu gezip duramam ya. Ya da gezerim de, bana benim gibi yerinde duramayan birisi lazım. Gezenti bir kız bulayım kendime. Malı mülkü de kiraya veririm, kira geliri ile gezer dururum. Ne dersin, Kişi? Sen gelir misin benimle?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada genelde ölümden ve yalnızlıktan bahseden Tarancı, bir ara abazanlığın dibine vurmuş anladığım kadarıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyor ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Kadın Göğsü&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Bir kadın göğsü başlarsa konuşmaya&lt;br /&gt;En güzel deniz olur;&lt;br /&gt;En sakin demiyorum.&lt;br /&gt;Başın döner dalgasından.&lt;br /&gt;Nereye gittiğini unutup&lt;br /&gt;İntihar etmek istersin,&lt;br /&gt;Baktıkça bu muhteşem denize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vapurdan atlayanlara selâm.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göğüslerin konuşmaya başlaması zaten çok ciddi bir durumdur. Şaka bir yana, bu muhteşem denize baktıkça intihar etmek istemek cidden şairane be. Sevdim bunu. Ve bu ortak bir vaka, her erkeğin başından geçiyor be.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyecek bir şeyim yok. Saat 2 oldu zaten, yatıp uyuyayım. Yarın anneanne kişisi gittiği yerden dönmeden toplanıp çıkarsam uzun süreli bir vedalaşma faslından yırtmış olurum. Zaten o yatmadan evvel görüşmeyecekmişiz gibi öpüşüp sarıştık. Yarınsa kahvaltıya bana pizza bırakacakmış... Kim demiş eskiler sağlıklı besleniyor diye. Sabah sabah pizza mı?! Öte yandan ona göre çok normalmiş. Sabah kahvaltısı gibi, dedi bana, içinde peynir var ekmek var sucuk var daha ne istiyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mantığa verecek bir cevap bulamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378870490335219010" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SqWWNmVDDUI/AAAAAAAAAtk/AHtR9mpnvLE/s400/428bd50f795be17e5b89f3a5a39237aa.jpg" border="0" /&gt;Bugün yürüyüşe çıktığımda yağmur çiseliyordu. Hava serindi, üstüme ceket almam gerekti. Sonbahar geldi be Kişi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden, Kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vapurdan atlayanlara selâm!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Art by &lt;/span&gt;&lt;a class="u" href="http://hakota.deviantart.com/"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;hakota&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; and &lt;/span&gt;&lt;a class="u" href="http://casheefoo.deviantart.com/"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;CasheeFoo&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;, respectively and respectfully @ DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-7345086737963333170?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/7345086737963333170/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=7345086737963333170' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7345086737963333170'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7345086737963333170'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/sonsuz-ol-diyemedim-be-kisi.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SqWV9_odnfI/AAAAAAAAAtc/GXW5GMmjIUc/s72-c/road_trees_by_hakota.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-2031176446596311041</id><published>2009-09-07T12:51:00.003+03:00</published><updated>2009-09-07T13:17:03.000+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Pervanesi dönüp duran rüzgâr türbininden gözlerimi alamıyorum, Kişi. Ne lanet bir şeymiş bu ya, sanırım delireceğim. Kahvaltı çatalı ile saldıracağım sonunda. İzmir'e deli gömleği ile döneceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pervane gibi döneceğim!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-2031176446596311041?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/2031176446596311041/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=2031176446596311041' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2031176446596311041'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2031176446596311041'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/pervanesi-donup-duran-ruzgar.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-8918694971946541320</id><published>2009-09-07T00:50:00.006+03:00</published><updated>2009-09-07T02:02:24.495+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Şimdi, Kişi, günümü adım adım anlatmama meraklı değilsin, hm? Zaten benimle birlikte değil misin sen hep? Burada kendi kendime oyunlar oynuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sondan başlayacağım. Aslında çok yaşlı olmayıp da müthiş yaşlanmış tatlı bir kadının evindeyim bu gece. Ufak tefek bu kadın, yanında kendimi dev gibi hissediyorum. Ona sarılırken canını acıtmaktan ölesiye çekiniyorum. Bütün gece anlattı da anlattı. Eve ilk geldiğimde sesi, uzun süre kimseyle konuşmamaktan dolayı kısılmıştı. Saçları ak ak olmuş, biraz kilo almıştı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana en son 5 sene evvel geldiğimi söylereyerek sitem etti. Emin değilim doğrusu, ben iki sene evvel annemle birlikte geldiğimden emin gibiyim. Bir ara sormam gerek anneme. Cidden en son geleli 5 sene olduysa ben öleyim ya hayırsızlıktan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378492338856145810" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 273px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SqQ-SSSuM5I/AAAAAAAAAtE/h640Ba91ZFE/s400/Ortakoy_by_volkanersoy.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi güne dair hislerim ve düşüncelerim. Doğrusu bu gün aklım kesinlikle yerinde değildi. Bugün çok sıkıcı bir adamdım, kendimden sıkıldım resmen. Kafamdaki sesleri konuşturmak için uğraştım, fakat pek bir çekingendiler. O yüzden zamanın çoğunda etrafıma bakındım, insanları dinledim, söylenilenlere cevap vermeye çalıştım fakat bunların hiçbirini aynı anda yapamadım. Üzgünüm, insanlar, bugün gerizekalıydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de başıma değen soğuk su damlalarının, dik bir yokuşun, çikolatalı muffinin, bir boy aynasının, sıcak bir kestirmenin, şişman bir kadının, bileğe takılan kırmızı nazar boncuğunun, bir klik sesinin, denize atlayan insanların, yeşil bir bluzun, bir çift gözlüğün, köprüden geçen araçların, fincanın kenarından bir parmak telve çalınmasının, bir bakışmanın, izmire dair verilen sözlerin, aşılan boğazın, güzel bir omzun, esen rüzgarın ve otobüsün basamaklarına tırmanan iki çift ayağın imgeleri var gözümün önünde. Anlamları var bunların. Tüm bunlardan bir isim tamlaması yapmaya çalışsam becerir miyim acaba... Hmm...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378492564698676418" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 241px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SqQ-fbnxvMI/AAAAAAAAAtM/0eUG7vLvNLo/s400/ortakoy_by_antistarlykan.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Ve günün sonunda yine kendi başıma kaldığımda, dizginleri ele alma gereksinimi beni kendime getirdi diyebilirim. Dolana dolana oldu fakat yine de vardım menzilime!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik bu kadar. Yarın boş vaktim olacak biraz. Herhalde bir şeyler daha yazarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüşmek üzere. &lt;/p&gt;&lt;p align="right"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Foto 1 : &lt;/span&gt;&lt;a class="u" href="http://volkanersoy.deviantart.com/"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;volkanersoy&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt; @ DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="right"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Foto 2 :&lt;/span&gt;&lt;a class="u" href="http://antistarlykan.deviantart.com/"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;antistarlykan&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt; @ DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-8918694971946541320?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/8918694971946541320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=8918694971946541320' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8918694971946541320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8918694971946541320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/simdi-kisi-gunumu-adm-adm-anlatmama.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SqQ-SSSuM5I/AAAAAAAAAtE/h640Ba91ZFE/s72-c/Ortakoy_by_volkanersoy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-7831466305482126234</id><published>2009-09-06T01:01:00.004+03:00</published><updated>2009-09-06T01:30:12.534+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Evet, Kişi, sana daha önce yazmamı bekliyordun belki, biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat gittiğim evde internet yoktu, o yüzden iki günlük bir aranın ardından ancak şimdi yazıyorum. Bir nefes almışsındır herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana geçen günlerden bahsetmeyeceğim. Fakat özetle birkaç histen bahsetmekle başlasaydım, şu geçen günlerde kendi kendime yetebildiğimi yeniden fark etmemin doygunluğu ilk maddem olurdu. Uzun süredir maruz kaldığım evin arabanın, bilindik şehrin ve avare boş günlerin rahatlığı ve huzursuzluğu içinde doğrusu kendi yapabildiklerimi unutmuşum. Unutmak hem iyi hem de kötü olabiliyor hani. Şimdilerde bu sevmediğim şehirde, suratımda salakça bir gülümsemeyle dolaşıyorum. Bu salakça hoşnutluğu özlemişim. Yalnız ve bulunduğum yerle tamamen alakasız olmayı özlemişim. Ne bileyim işte, özlemişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve doğrusu, yalnızlığın tatmin ediciliğini bir yana koydum; dostlarımla bir araya gelip bu ayrı gayrılığı paylaşmanın tadı da özlediklerim arasındaymış. Ilgın'ı burada da rahat bırakmadım tabi ki ve bundan pişman değilim (buraya kötü adam kahkahası efekti koydum varsayın.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hm, daha yazardım aslında. Fakat kısa kesmeliyim, hemen dibimde uyumaya çalışan bir İbrahim var. Adam şimdiden iki kere döndü bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa bir saçmalamayla bitiriyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel gelelim gittiklerinde de aslında bana geliyorlardı. Gerçi gecikmeli hatırlamaların onda yaşlı adam halleri uyandırdığını dışarıdaki bağırgan kadın da bilemezdi doğrusu. O kadın ettiği sahur muhabbetiyle pek bilge bir kadın. Peki ya dönen kilitlerin sesi nereden? Kilitlerin ne yöne döndüğünü bilemiyorum, ben bir hırsız değilim. Benim bir hırsız olduğumu düşünenler şu numarayı arasınlar diyeceğim. Bu arada doldurulan ve dondurulan anların kalıcılığını gel de bana sor. Sor ki bilesin ya da bilmediğini öğrenesin ya da bildiğini sanasın ya da bilmekten pişman olasın ya da artık her ne ise. Bu geçen otobüsün motorları neden bu kadar bağırıyor? Kirlenen hava mı, çevre mi, atmosfer mi, nefesim mi, ciğerlerim mi, ben mi, bulanan aklım mı?... Bulanık sularda yüzen balıkların birbirini tanıdığını hiç sanmıyorum. Selam bile vermiyorlar ya işte. Oltaları da görmüyorlar, atılan ekmekleri de, geçtikleri suların diplerine çökmüş batık kalıntılarını da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana numarayı vermedim değil mi? Çok çakalsın, Kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden, görüşmek üzere bir ara yine. Belki bir dahaki yazışımda yaşlı bir kadının yanında olacağım. Mutlu olursa ne güzel. Geleceğimi sorarsa, ne güzel. Muhtemelen oturup birlikte dizi izleyeceğiz. Sevgili kadın, nelere gebeydin sen. Acaba aklına gelir miydi dolaylı yoldan da olsa bana sebep olacağın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzattım yine. Haden demiştim değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-7831466305482126234?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/7831466305482126234/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=7831466305482126234' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7831466305482126234'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7831466305482126234'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/evet-kisi-sana-daha-once-yazmam.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-7496743824585083858</id><published>2009-09-03T01:22:00.006+03:00</published><updated>2009-09-03T13:31:30.466+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Sp70Eg9GhsI/AAAAAAAAArs/fPcBF54i0p4/s1600-h/The_Fool_by_Derrewyn.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 226px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Sp70Eg9GhsI/AAAAAAAAArs/fPcBF54i0p4/s400/The_Fool_by_Derrewyn.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377003363529819842" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;200. girdide ne olmuş olacak, Kişi, merak etmiyor musun sen? Ben ediyordum, bir saat önceydi. Bir saat sonrasında meraksızım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne acıdır ki şarkıları susturdum, kendi düşüncelerime de yer kalsın diye. Kendi düşüncelerim acı çikolata gibi, ağzımda kötü bir tat bırakıyor; eski güzel tattan eser bırakmıyor. Karşılıklı oynanan bir oyun gibi, kafamda pas atılıp duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkılar iyiydi, sana belli düşünüş kalıpları sunuyor. Şarkılarda aşık da olursun, şehit de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve adım adım, bir şeylerin katline doğru gidiliyor. Mete, dursan ya artık?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, yukarıda yazdıklarımdan bir şey anladıysan ses etme; anlamadığını ummak sanırım daha iyi. Bundan ötesinde daha normal bir şeyden bahsedeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafatasının kumpir gibi açılması. Ah, olamaz, bir vidyo seyretme gafletine düştüm. Adam çok yüksekten denize atlıyor, aşağıda ise bir iskele var. Yeterince ileri zıpladığında sorun olmuyor denize dalmak. Eğer ki YETERİNCE ileri zıplarsan. Eğer ki bir an dengeni kaybedip YETERİNCE ileri zıplayamazsan, balıklama betonun kenarına çarparsın... ARGH! Çığlıklar, denizin kana bulanması falan... Üstelik bunu gece vakti izlemem iyi olmadı, an an aklıma aklıma adamın hastanedeki hali geliyor. Hâlâ yaşıyordu, fakat nasıl bilemiyorum. Aklıma o çocuğun geleceği geliyor. Ah, yüzünün tanınmayacak hale gelmesi... İntihar için böylesi küçük düşürücü bir sebep!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra aklıma başka bir vidyo geliyor... O da çok kötüydü... Ya, kendime yemin olsun, izlemeyeceğim bu tür şeyleri. Hayatını hastanelerde geçiren birisi olarak çok kötü şeyler gördüm, fakat yine de dayanamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın akşamına İstanbul'a gidiyorum. Ya da Cuma sabahına. Cuma günü salak gibi dolaşarak geçireceğim. Ardından gelen Cumartesi gününün hatırlanası bir gün olacağını düşünüyorum. Sonrasında Gebze'ye geçeceğim. Anneanneyi mutlu edip, en son kendimi İzmir'e geri yollatacağım. Bir yerlerde bir şeyleri gözardı ediyormuşum gibi geliyor fakat yapacak bir şey yok, hiçbir zaman çok iyi bir planlayıcı olmamışımdır. Planlama çabalarımı sonuna kadar sürdürecek kadar dikkatimi toplu tutamıyorum. Bildiğim bir şey varsa o da kendimi alıp yabancı bir ortama bırakıverecek olmam. Labirente bırakılan bir deney faresi gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana resimdeki ahmaktan bahsedeceğim. Ahmaklık benimkisi. Kabul ederek bunun içine mi tıkılıyorum yoksa kendime çıkış kapısı mı açıyorum bilmiyorum. Bir şovalye gibi davranmaya çalışan boğaz kesici katil gibiyim belki de ve inatla boğaz kesmekten kendimi alıkoymaya çalışıyorum. (Değinmeden edemeyeceğim, gerçek şovalyeler asla bizim bildiğimiz gibi soylu ve iyi olmadılar; büyük çoğunluğu leş gibi kokan pis kiralık askerlerdi. Fakat benim bahsettiğim şovalyelik bizim bildiğimiz türden.) Ahmağın tekiyim ve bu yüzden kalp kırıyorum ve kıracağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiye kadar aklımdan ve kalbimden geçenleri dile getirmek hep kolay ve doğru oldu. Ancak artık emin değilim. Kaybedecek bir şeylerin olmadığında daha kolay oluyor. Ya da, nasıl desem, kaybedeceğin şeyleri umursamadığında. Gözü karalık bir nevi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorgunum be. Sinirlenmek yaramıyor bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeyi özledim, fakat doğrusu neyi ben de bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden, Kişi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-7496743824585083858?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/7496743824585083858/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=7496743824585083858' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7496743824585083858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7496743824585083858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/200.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Sp70Eg9GhsI/AAAAAAAAArs/fPcBF54i0p4/s72-c/The_Fool_by_Derrewyn.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-272679532667188289</id><published>2009-09-02T00:35:00.003+03:00</published><updated>2009-09-02T01:44:27.771+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Not defterime düştüğüm birkaç gelişigüzel, belirli bir zaman sıralamasına tabi olmayan düşünceleri yazacağım sana, Kişi. Kaç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Alış veriş yapan hanımların yanında gezmek sabrını, fiziksel dayanıklılığını, dişisel zevk algını ve dil kıvraklığını geliştirebilir. Devam etmeli.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Rengarenk ayakkabılarla gelen mutluluk. Fakat bir bedelinin olması samimiyetsizce. Para üstüne gelişen yaşam, mutluluk için sınırsız seçenek ve devinim sağlıyor; öte yandan tüm bunların parasal bir bedelinin olması bir şeyleri bozuyor . Bu hayata alışan insanlarsa buna göre değiştiler ve hâlâ değişiyorlar. "Her şeyin bir bedeli vardır." &lt;span style="font-style: italic;"&gt;gerçekten&lt;/span&gt; bir doğa kanunu mu?&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Ruhsal yorgunluk. Bu yorgunluğu sevgide, dostlukta, yani başkalarında gidermeye çalışıyoruz; fakat insan ilişkileri kendi içlerinde genelde çatışmayı da barındırıyor. Yalnızlık ise başlı başına ayrı bir ruh emici.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Belki de hepimiz yeniden doldurulması mümkün olmayan ayaklı pilleriz.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Huzur bulmanın ötesinde, huzur kaynağı olmak istiyorum sevdiklerim, etrafımdakiler için. Bu bir gaye olabilse, olsa, acaba ulaşılabilirliği var mı? Demek istediğim, uğraşılarak elde edilebilecek bir nitelik mi bu? Cevap ne olursa olsun, bir sırasının olduğunu biliyorum. Önce kendimi bulmam gerek.&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Bir başkası. Bir başkası defterini neyle dolduruyordur? Bu, komşunun ne yaptığını merak etmek gibi bir şey. Tuhaf.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Tüm damarlarının cayır cayır yanması cehenneme özgü bir durum değil. Damara verilen bir ilacın bir dozu aynı işlevi görüyor. Röntgenciler!&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Hepsini yazmayacağım tabi ki. Sonralara belki. Bazı düşünceler tuhaf olabilir ya da kulağa oldukça ham gelebilir; gelişen ve değişen şeyler bunlar. Şu anda aynı fikir ve hissiyatta olmayabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misal, ruhsal yorgunluk konusunda şu anda o kadar da umutsuz değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da kapitalist bir yaşamın samimiyetsizliği konusunu pek kafama taktığımı söyleyemem, doğrusu sanki bu yaşamın bir parçası değilmişim gibi davranmak asıl samimiyetsizlik olabilir. Gereksiz yere, kendimi ayıramayacağım bir düzeni kötülemenin bir manası yok; kendi kendimi sıkarım o kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, damarlarının cayır cayır yanması, ağzına metalik bir tat gelmesi  ve bir an başının dönmesi herkesin yaşayabileceği bir deneyim değil. İlginç olduğunu söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse işte, haden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-272679532667188289?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/272679532667188289/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=272679532667188289' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/272679532667188289'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/272679532667188289'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/not-defterime-dustugum-birkac.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-8923374157767584814</id><published>2009-09-01T18:20:00.002+03:00</published><updated>2009-09-01T18:24:01.084+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bugün kahve içmedim, şimdi midem kötü. Ne dersin, Kişi, bir bağlantı olduğunu düşünüp kendimi kahveye bağımlı kılayım mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz daha fazla okumam gerek galiba, salaklaşıyormuşum gibi hissediyorum. Hmm...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aaa... doğru ya, Pınarı'ın doğum günüydü. Buradan da kutlarım! İyi ki aramızdasın be Pınar, bize biz olmamız için lazımsın sen. =)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-8923374157767584814?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/8923374157767584814/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=8923374157767584814' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8923374157767584814'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8923374157767584814'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/bugun-kahve-icmedim-simdi-midem-kotu.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-508345973103566730</id><published>2009-09-01T01:31:00.004+03:00</published><updated>2009-09-01T02:42:48.026+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Hov hov, Kişi, hâlâ yaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gotthard diye bir grup. 90'larda ortaya çıkmış. 80'lerin Hard Rock müziğini yapıyor. Lipservice albümlerini dinliyorum, çok gaz oldum. Aslında size sevdiğim birkaç parçasını dinletmek isterdim. Geçen sefer dediğim gibi, fazla dinleyince kafam şişiyor ama yine de güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok güldüğüm resimlerden birisi bak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SpxekHOG6VI/AAAAAAAAArk/GF9DRBBOlhI/s1600-h/1056051246505702.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 383px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SpxekHOG6VI/AAAAAAAAArk/GF9DRBBOlhI/s400/1056051246505702.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376276029680052562" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-508345973103566730?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/508345973103566730/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=508345973103566730' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/508345973103566730'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/508345973103566730'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/09/hov-hov-kisi-hala-yasyorum.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SpxekHOG6VI/AAAAAAAAArk/GF9DRBBOlhI/s72-c/1056051246505702.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-315788514016950011</id><published>2009-08-31T05:31:00.002+03:00</published><updated>2009-08-31T05:33:36.816+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>05:31&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoğurt ve ceviz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su kaynamadı. Uyuyan uyandı, bir şeyler söyledi ama sanırım benden daha sersem vaziyetteydi. Yarına hatırlayacağından şüpheliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En azından açlığımı yatıştırdım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-315788514016950011?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/315788514016950011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=315788514016950011' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/315788514016950011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/315788514016950011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/0531-yogurt-ve-ceviz.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-978004797403080303</id><published>2009-08-31T05:10:00.003+03:00</published><updated>2009-08-31T05:12:28.317+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>05:10&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyku yok ki bana, uyku yok ki bana, uyku yok ki bana, yaramaz çocuk uyku yok ki sana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sızlıyorum, Kişi, istesem belimi kırar mısın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerim acıyor, fakat uyku yok ki bana!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acıktım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-978004797403080303?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/978004797403080303/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=978004797403080303' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/978004797403080303'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/978004797403080303'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/0510-uyku-yok-ki-bana-uyku-yok-ki-bana.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-8649818969345459501</id><published>2009-08-31T01:40:00.003+03:00</published><updated>2009-08-31T02:06:22.782+03:00</updated><title type='text'>Zihin Kusuşu</title><content type='html'>Siper al, Kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akla gelip gelebilecek her türlü senaryoyu dalgaların ritminde tekrarla tekrarla tekrarla, derken nicedir aramadığın insanların aslında var olup olmadıklarını merak edersin de onlar da senaryolarına karışır ve bir nevi var olurlar. Ben hikayede sadece üç kişi olsun ister, repliklerini özene bezene inci gibi dizerken ne oldu da kendiliklerinden başka şeyler söylemeye başladılar da ben kendi kendime laf yetiştirmeye çalışır buldum şahsımı? Yapacak bir şey yok; kendi kendime kişi isimlerinden oluşan sonsuz renkte bir Rübik Küpü gibi evirip çevirdiğim şahsımın birkaç renkte ve isimde tutarlık göstermesini beklemek benim için bir umut kaynağı iken bunun bir suç olup olmadığını soruyorum kendime. Çelişkilerin adamı olmak, çeşitliliğin bir göstergesi. Orman gibi bir kişi. Ormanı ıslah etmek ne kadar akıl kârı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaydan girsem şu işte, tümden gelime baş vursam başım ağrır mı dersin? Tümünü geçtim, yek bir atomun içinde bir başka evren bulursam, ki bulacağımdan eminim, bıkıp o atomun yanında oturup kalmaktan korkarım. Peki bunu bulmaya ömür yeter mi? Sevgi yeter mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve gereksiz alınan yudumlar, seni esneten nefesler, tüylerini diken diken eden serinlikler... Bunlar olumlu şeyler fakat sen karamsarlığa kapıldığımı düşünürsen karamsarlığa kapılırım. Etkilenen yapıda bir karahindibağ çiçeğinin bir rüzgarda saldığı parçacıklar gibi gelişigüzel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Körfezin ortasında uçan şeytan tüyünün orada ne işi vardı?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-8649818969345459501?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/8649818969345459501/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=8649818969345459501' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8649818969345459501'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8649818969345459501'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/zihin-kususu.html' title='Zihin Kusuşu'/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-3138990634717984945</id><published>2009-08-31T00:04:00.003+03:00</published><updated>2009-09-08T02:39:10.618+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Sprzdl_MySI/AAAAAAAAArU/fnQq4op4SQg/s1600-h/0046.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375876794959055138" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 336px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Sprzdl_MySI/AAAAAAAAArU/fnQq4op4SQg/s400/0046.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Bugün, bir türlü yazmaya başlayamadığım günlerden, Kişi. Sanırım şu gece yazmalarına fazla alıştım, gündüz vakti aklım nispeten ketum duruyor. Ya da ketumluktan ziyade yoğunlaşamıyorum desem daha doğru olur sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinlediğim müziklere bakıyorum da, çoğu hoş melodili pek sert olmayan müzikler. Müzik arşivinden birkaç heavy metal parça dinlemeye çalışıyorum, kafam kaldırmıyor sanki. Neden böyle olduğunu merak ediyorum. Ne zamandan beridir böyle?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben neden metal müziği severdim ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünüyorum da, metal müziğin gümbür gümbür ritminin verdiği kudret duygusunu, soloların çığlıklarının yaşattığı kendinden geçmişlik hissini seviyordum. Ayrıca metal müzik sana sadece aşktan ya da kişisel duygulardan bahsetmez, bahsetse de bunu çok farklı açılardan ele alır. Elbet bir yığın değişik alt türü var, fakat ben bunları bir bütün olarak ele almak istiyorum: Metal müzik sana bir hikaye anlatır, kelimelerini özenle seçer. Birçok değişik konuda olabilir. Ölümden de bahsedebilir yaşamdan de, ölüm isteği ve yaşama güdüsü, kötülük ve iyilik, şeytani şeylerden ya da kutsallıktan Bunları söylerken bağırmaktan çekinmez. Çekinmez diyorum, metal müzik öfke, kıskançlık, hırs, isyan, aldırmazlık gibi duygulardan bahsetmekten kaçınmaz. Bunlardan bahsederken de oldukça 'duyguludur'...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve artık pek kafam kaldırmıyor. N'oldu kine?&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: right"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Art by &lt;/span&gt;&lt;small&gt;&lt;small&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a class="u" href="http://ender008.deviantart.com/"&gt;Ender008&lt;/a&gt; @DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;/small&gt;&lt;/small&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-3138990634717984945?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/3138990634717984945/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=3138990634717984945' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3138990634717984945'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3138990634717984945'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/bugun-bir-turlu-yazmaya-baslayamadgm.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Sprzdl_MySI/AAAAAAAAArU/fnQq4op4SQg/s72-c/0046.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-4879179962252663731</id><published>2009-08-29T18:11:00.003+03:00</published><updated>2009-08-29T18:21:55.873+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>This is a matter of from where you're lookin at it.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Do you inquire you can be young and beautiful and sexy and all?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeah, sure, in your dreams.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Then I wonder whether I can be your lover for-kind of-ever?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Well, yeah... It seems "in my dreams."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;God, I love imaginative and smart-ass girls...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıyı belki yetersiz belki de daha özel kılan, onu okurken tonlamasını kendi kendinize yapmanızdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-4879179962252663731?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/4879179962252663731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=4879179962252663731' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4879179962252663731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4879179962252663731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/this-is-matter-of-from-where-youre.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-6390279896512857275</id><published>2009-08-29T00:22:00.005+03:00</published><updated>2009-08-29T01:39:43.735+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Gizdökümcü blog anlayışına ara vermek istiyorum, Kişi. Kime kendimi açıyorum ki hem? Ayrıca buraya yazdıklarımdan tanıyacaksa birisi beni, vay halime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de, kişinin kendisini açık açık ifade etmesi oldukça cezbedici bir fikir. Fakat, yürümüyor. Ayrıca şunu düşünüyorum, bir şeyleri açık açık ifade edince sanırım onların dolaylı yollarla ifade edilmelerine engel oluyorum. Dolaylı yol derken herhangi bir sanat dalını kastedebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha, ben sana hikaye sözü vermiştim değil mi? Daha geçen gün gelmişti bir tane aklıma. Sonra ilham perim sevgili evrimleşmesi beklenilen maymun baktı oralı olduğum yok, koltuk altlarını kaşıya kaşıya uzaklaştı benden. Bir dahakine daha uzun kalması için rüşvet niyetine fıstık atmayı planlıyorum. En azından araba sürmediğim bir ara gelmesi lazım. Anlayacağın şu anda hikaye yok sana. Eskilerden, buraya koymaya uygun kısalıkta ve henüz yayınlamamış olduğum bir tane var ama doğrusu biraz karamsar. Şu sıralar karamsar bir ifademi okumanı istemiyorum. Yeterince bunalmadım daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha tüm şiirlerini okumuş sayılmam, fakat okuduğum kadarıyla Cahit Sıtkı Tarancı'nın o kadar da harika bir şair olmadığı yargısındayım şu sıralar. Hepsini okuduğumda tekrar fikrimi yazarım. Laf olsun torba dolsun dedim. Yalnız iyi oldu bahsetmem, bu vesileyle kendimi sorgulamış bulunuyorum: Kıstasın ne senin? Eğer kendinle özdeşleştirebildiğin şiir sayısı ise, sevgili Mete, bu sana hiç yakışmaz. Bu kadar sığ olamazsınız efendim. Neyse, bakacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar tıpkı diğer sanatsal-edebi alanlarda da olduğu gibi merakım ve tercihim hep yabancı sanatçılar-edebiyatçılar yönünde olsa da, şiir konusunda Türk şairlerin eserlerini okumam gerektiğini düşünüyorum. Hepsinin başında şiirimin gelişmesi için, Türk dilinin şiirdeki kullanımına vakıf olmam gerek. Yani, Türkçe yazıyorum, o yüzden Türkçe okumalıyım. Bense hiçbir zaman işi kurallarına göre yapmadığımdan, içten gelen bir doğruluk hissi ile yazmaya çalıştığımdan, bu hissi ancak çok okuyarak edinebilirim. Kulağın gelişmesi için çok müzik dinlemek gibi bir şey. Yine de bu beğenmediğim şeyleri okuyacağım anlamına gelmiyor. Hâlâ seçiciyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de Ilgın sayesinde yabancı şairlerin eserlerine de daha fazla yoğunlaşabiliyorum. O bana bir şiir gösteriyorsa, ben gidip aynı şairden iki üç şiir daha okuyorum. Yalnız, Kişi, bunu ona çaktırma sakın; aramızda kalsın. Şşş... Çok gizli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İnsan kendini yalnızca insanda tanır." demiş Goethe. Kafiye vesilesiyle sık sık misafir geldiğim bu düşünürün bu sözünde his bakımından bana ters gelen bir şeyler var. Belki de bu, kendimi tanımak için diğer insanlara bağımlı olma fikrinden hoşlanmamamın sebep olduğu bir histir. Doğruluk payını görmek için alim olmaya gerek yok aslında. Diğerlerinin eylemlerine verdiğin ya da vermediğin eylemsel tepkiler, söylenenler ve yapılanlar karşısında hissettiklerinle kendini tanırsın. Onun dışında başkalarında görmüş olduğu sıfatlar, kişiyi o sıfatları kendisinde aramaya götürür. Diğerlerinin eleştrileri ve yargıları kendini sorgulatır. Yaratılan kurgular, sanat eserleri de birer insan ürünü olduklarından yine insanda tanımış olursun kendini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani, bir açık bulamıyorum. Fakat bulacağım. Uzaylılar bir olasılık misal. Ya da hayvanlara yüklediğimiz anlam ve erdemler. Doğada gördüklerimiz bize kendimizi sorgulatamaz mı? Ya da yanılsamalar gören bir aklın yarattıklarını kendi kendimize inceleyip yorumlasak olmaz mı? İnsanın kendisini yalnızca insanda tanıması fikri, o dönemde revaçta olan insanın diğer her canlıdan üstün olduğu görüşünün bir sonucu gibi geliyor. Sanki düşünür her şeyi göz önüne almamış gibi. Bunlardan bahsediyorum; fakat bu durum beni bilincin kaynağını sorgulamaya zorluyor. İnsandan başka varlıklarda kendimizi tanımak için bu amacı güden bilinçte, sorgulayıcı bir akıl gerekiyor. İnsanın bilincinin kaynağı, ya da şekillenmesi diyelim, pek tabi diğer insanlar değil mi? Sonuçta diğer insanlar olmasa, kişi kendisini tanıma ihtiyacı içine girmez. Yine yenildim... Aslında bu konularda konuşacak kadar bilgili değilim. Felsefe akımlarını, diğer düşünüş tarzlarını bilmiyorum. Benimkisi ileri geri konuşmak. Kendi kendime atıp tutuyorum. Yine de hoş beyin cimnastiği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya kadar sabırla okumuşsan, Kişi, ki sanmıyorum, senden özür dilerim. Fakat arada gizlediğim bir cümle var diğer konu ile alakalı olmayan. İlginç bir cümle. Seni güldürecek, benim hakkımda dehşet verici bir gerçeği ifşa edecek bir cümle. Onu bul bakalım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeter bu kadar be adam. Çok yazdın. Yeter dedim. YETER LAN!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden (YETER!)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-6390279896512857275?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/6390279896512857275/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=6390279896512857275' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/6390279896512857275'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/6390279896512857275'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/gizdokumcu-blog-anlaysna-ara-vermek.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-3975092985153382033</id><published>2009-08-27T01:32:00.003+03:00</published><updated>2009-08-27T02:06:59.575+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bu ne eziyettir ya, Kişi, sırtım tutuldu. Her nefes bir işkence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sofraya misafir oldum arkadaşımın evinde. Çocukluğumda sık sık o evde yemek yerdim. Yer sofrası kurulur, oturulur, ortadaki yemeklerden kaşık kaşık yenirdi. Ümmü teyzenin yaptığı yemeklerin tadı anneminkilerden başkaydı, yine lezzetliydi. Sonra fark ettim, yıllar sonra ilk defa oturuyordum aynı sofraya. Garip hissettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bowling oynamaya gittim tek başıma. Ayağımdaki eksiklikten dolayı pek rahat oynayamadım ama yine de güzeldi. Kendime verdiğim bir sözü yerine getirmenin huzuruydu belki de bu. Ardından biraz tuhaf hissettim. Düşündüm; eski alışkanlıkları neden bırakır ki insan? Eğlendiğin, zevk aldığın şeyleri bırakmak bir nevi kendine ihanet. Kendi kendine neden çelme takarsın e be çocuk?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım sorun artık kendi kendime iyi bir oyun arkadaşı olmamam. Oyun arkadaşı, evet. Sen bir yaştan sonra oyun oynamayı bırakman gerektiğini mi düşünüyorsun yoksa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feribotta artık çaydan başka taze sıkılmış portakal suyu da vermeye başlamışlar. Bıyıklı amcanın portakal suyu diye bağırması komiğime gitti doğrusu. Körfezden İzmir'e bakmak komik değildi ama. Güzel şehir. Ne şanslı birisiyim aslında böyle bir şehirde yaşadığım için. Fakat an olacak ve buradan ayrılmak isteyeceğim. Buruk hissettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uykum geldi, fakat gündüz erken uyanıp da ne yapacağım? Çeviri ile uğraşıyorum, Stumble ediyorum, bir şeyler okuyorum, yüksek lisans araştırıyorum falan. Bugün Ilgın'a da yazdığım gibi, gün pek ağır, pek aksak ve pek sıcak. Gerçi bu muhtemelen geçici bir ruh hali. Geldi mi tadını çıkatıyorum işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dahaki sefere hikaye yazmayı deneyeceğim buraya. O da eğer ki bahsetmeye değer bir düşünce üretmezsem. Ha, hikayenin anlatmaya değer olacağı da şüpheli gerçi. Yine de kendi duygu dünyamdan bahsetmekten iyidir. Var olan okuyucularımı da kaçıracağım bu gidişle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse işte, hadi gittim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-3975092985153382033?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/3975092985153382033/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=3975092985153382033' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3975092985153382033'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3975092985153382033'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/bu-ne-eziyettir-ya-kisi-srtm-tutuldu.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-4311122630683156110</id><published>2009-08-26T00:22:00.002+03:00</published><updated>2009-08-26T01:23:00.865+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kişi, aklım ve ruhum kayıplarda. Galiba kedi yürüttü. Kendisini sevdirirken bir hinlik peşinde olduğunu anlamalıydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayıtsızlık bir lanet olabiliyor bazen. Bazıları bu kayıtsızlığı, bu duygusuzluğu ulaşılması gereken bir şey olarak görüyor. Buna pek katılmıyorum. Hiçbir şey hissetmemek oldukça can sıkıcı. Böyle zamanlarda insanlığımdan şüphe ediyorum ve etrafımdakilerin bu halimi görüp bir şeyler hissettiğim zamanları yalan farzetmelerinden korkuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kedinin kaptığı ruhumun geçici yokluğuna vermeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim de benim diye tutturduğumu düşündüm de sonra sustuğumda neden bundan gocundum? Kendim hakkında neler açığa vuruyorum, bunun ne kadarı açık oluyor bir su gibi. Suyumun sertlik derecesi ne kadar? Sahip olunanlar ne ekler peki, fosfat mı kireç mi... Sen benimsin dediğimde alınan yudum ne kadar soğuk geliyor? Ilıştırmamı istesen bön bön bakarım sana, daha soğuk istesen gideceğim kutuplardan korkarım. Sıklıkla kullandığım kelimelerin bir şey ifade edeceğinden çekinen ben yenileri ile cambazlık yapar iken, sıklıkla kullandığım kelimelerin seni sıktığını düşünür iken, bir de bakarım sana bulaşmışlar. Bulaşıklarım... Kelime yıkama makineleri olsa, yatmadan evvel bu makinelere üfleyip temizletsek kelimelerimizi. Fakat o zaman rüyalarımız suskun olurdu. Rüyamda bana konuşmazlardı. Rüyamda bağırırken çok komik olurdu. Ben konuşmam rüyamda. Uyumadan önce tüm benliğimi komidine bırakırım. Rüyalar, kişiliksiz yaşanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüyalarım, kişiliksiz yaşanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da bir zihin akışı oldu, özlemiştiniz değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında, her gün blog yazmak biraz zorlama oluyor sanki... Neyse işte, moralim ters tepti, Kişi; yalnız senden bir şey beklediğimi sanma, dinlemen yeterdi zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden gittim ben.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-4311122630683156110?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/4311122630683156110/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=4311122630683156110' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4311122630683156110'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4311122630683156110'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/kisi-aklm-ve-ruhum-kayplarda.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-651316841746675987</id><published>2009-08-25T02:00:00.003+03:00</published><updated>2009-08-25T02:45:51.714+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bazı bazı şu ayrılıklar söz konusu olduğunda odun olduğumu düşünüyorum, Kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir arkadaşımla vedalaştım. Uzaklara, Norveç'e gidiyor. Uzun süre göremeyeceğim yani. Nadir olan eski bir arkadaş. İlkokul 4'teydik tanıştığımızda. Ben bizim apartman dairesinin balkonundan aşağı tükürürken, bir baktım bu çocuk kendi boyunda bir köpeği gezdiriyor. İlk gören ve seslenen kimdi hatırlamıyorum, fakat nasıl olduysa şu hiç kimseyle konuşmaya yanaşmayan şişman velet ben aşağı indim ve o çocukla köpeği gezdirdik. İnan ne konuştuk hatırlamıyorum. Merak ediyorum, dostluklar nasıl başlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız ikimiz de çok çirkindik be. Muhtemelen çirkinliğimiz çekti. Köpeğin ismi Tanya'ydı. Tanya. Şu Red Alert oyunundaki seksi kadın kahraman. Çok manyaktı o kadın be ("Shake it, baby!")  Belki de muhabbetin başlangıcı budur ha? Kendisine sorarım bir ara, hatırlayacağını sanmıyorum gerçi. Her neyse, sonrası zaten ard arda gelen görüşmeler, oyun sohbetleri, evlere davet etmeler falan. Türkçe'yi konuşurken sıkıntı çeken bu çocuk, beni evine ilk kez alacağı zaman beni uyarmıştı çok fazla kalmamam için. İlginç geldiği için hatırlıyorum herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra çok şey oldu, eğlendik, üzüldük, dertleştik, uzaklaştık, sonra tekrar başladı muhabbet... Yalnız hatırlıyorum, bu götlek biz orta okuldayken ben ne zaman dayak yesem kaçardı. Eheh, komik geliyor şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi kazık kadar adamlar olduk lan. Yaşlanmış hissettim bir an. Bu akşam bana bakıp "Ailem benden kurtuldu resmen." dedi. Biraz hüzünlüydü sesi. Bakışlarını indirmişti. Kimsenin onu kovduğu yok aslında. Sadece ayrılması ve kendi hayatını kurmaya çalışması gerektiğini hissediyor. Hissetmekten öte, bunu biliyor. Hakkı da var. Dilerim geleceği açık olur herifin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyu değiştiriyorum. Bugün fiskos masasına damlayan gri boya bana bir fikir verdi: Oturup fiskos masasını boyamaya başladım. Bitmedi tabi; fakat acelem yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün gözlüklerimi aldım. Bir süre gözlüklü takılacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÖZ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;02:45'lerdeyim. Yorgunum, Kişi, bir iyi geceler öpücüğü versen ya bana? Tatlı bir öpücük, mışıl mışıl uyusam sonra...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-651316841746675987?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/651316841746675987/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=651316841746675987' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/651316841746675987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/651316841746675987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/baz-baz-su-ayrlklar-soz-konusu.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-5639098713089623856</id><published>2009-08-24T02:09:00.002+03:00</published><updated>2009-08-24T02:36:49.234+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Gördüğün üzere yine şablon değiştirdim. Benim için beğenildi, hoşuma da gitti, değişiklik güzeldi, değiştirdim. Ilgın'a buradan sevgilerimi yollarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-5639098713089623856?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/5639098713089623856/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=5639098713089623856' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/5639098713089623856'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/5639098713089623856'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/gordugun-uzere-yine-sablon-degistirdim.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-4129049901638701815</id><published>2009-08-22T23:47:00.008+03:00</published><updated>2009-08-23T01:03:36.896+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Şimdi, bu girdi de 140. girdi oluyor. Tahmin et bakalım, Kişi, bu blogun geçmişinden hangi şiirimsiyi sildim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptım bir şeyler işte. Aslında zihnen temiz sayılırım. Ben çok sık kabus gören birisi değilimdir. Hatta bakarsan en son ne zaman kabus gördüğümü hatırlamıyorum bile. Nedir bunun işin aslı? Sanırım sandığımdan daha dünyevi ve huzurluyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha, ara ara küçük paranoyalar yaşamıyor değilim. Anlatayım, Kişi.  Çok değil bir iki gece önce, Özdere'de saat sabaha karşı üç buçuk. Evde yalnızdım. Terasa çıktım, gökyüzünde ay yoktu, sokak lambaların keskin ışıkları ise yıldızları öldürmüştü. Kimsecikler yoktu bu saatte. Korkuluklara dayanıp denize bakıyordum. Derken kendimi biraz kötü hissettim, aklımda bir imge belirdi: Arkamda, çatıda, kiremitlerin üstüne bir şey vardı. Cılız, hızlı, sivri parmaklı, kalın derili bir şey. Kocaman gözleri ile bana bakıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen arkamı döndüm, tabi ki bir şey yoktu; fakat çatının öteki tarafına kaçmış da olabilirdi. Hatta belki de duvarın benim görmediğim tarafındaydı. Kapıya bakıp, kapalı olduğundan emin oldum, içeri girmesini kesinlikle istemezdim. Her yerde olabilirdi, evin yan cephesine tutunmuş halde, bacanın içinde, yan taraftaki uydu anteninin arkasında... Falan filan işte. Ayrıntılara boğmayacağım seni. Sonra kendimi toparladım işte. Derin nefesler falan, içeri girdim, kapıyı kilitleyip yatağa girdim. İçeri girmiş olabileceği fikrini aklımdan zorla uzaklaştırdım. Sonra zaten çok yorgun olduğumdan, uyumuşum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek sık olmuyor bunlar, doğrusu uzun süre sonra böyle bir şey yaşadığım için eğlendim bile; daha sonra tabi ki. İnsana canlılık katıyor. Herhalde daha uzun bir süre yaşamam böyle bir şey. Bu arada anlattığımın uydurma bir hikaye olduğunu da düşünebilirsin. Her şekil, aklımın bir oyunu olduğundan bundan hiçbir şekilde gocunmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek istediğim şey, kabus görmeye özendiğim değil aslında. Sadece bu tür zihin oyunları oynamayı özledim kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir teorim var bu konuda; sanırım sorun ağrı, sağlık, tümör falan gibi somut sıkıntılar yaşıyor olmam. Kendime dair soyut bir şeyler düşünme alışkanlığımı kapattım sanki, bunlara yer açmak için. Gerçi, şimdi düşününce buna birkaç tane karşıt fikir oluşturdum bile. Ağrılarımın çok yoğun olduğu zamanlarda yaratıcıydım aslında. Fakat yine de uzun yürüyüşlerde içi içine sığmayan aklımın ürettiği, pek azı kağıda düşmüş sonu gelmez hikaye ve fikir akışları kadar yoğun olmadı hiçbir zaman. Şöyle bir sonuca varıyorum ve kapatıyorum; aman içim sıkılmasın, kafayı bir şeylere takıp kendimi zayıf düşürüp tümörü azdırmayayım, aman aman olumlu düşünüp mutlu olayım uğraşı sebebinden kendimi körelttim. Sorarım size, mutlu yazar var mıdır şu dünyada?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada kilo almıyorum ama nasıl becerdiysem yine göbek yaptım. Prometheus is back. Long live to the King of All Bellies!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre şiir koymamayı düşünüyorum, Kişi. Sanırım edebiyat dergilerine gönderebilmek için artık onları burada yayınlamaya bir son vermeliyim. Fakat üzülme, en güzellerini çoktan yayınladım. Dahasını istersen, özel olarak benden rica edebilirsin. Nasıl olsa zırt vırt bir şeyler karalıyorum, arada elbet güzel bir şeyler çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeter herhalde bu kadar. Görüşürüz, Kişi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-4129049901638701815?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/4129049901638701815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=4129049901638701815' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4129049901638701815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4129049901638701815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/simdi-bu-girdi-de-140.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-2564231069758856312</id><published>2009-08-21T23:49:00.005+03:00</published><updated>2009-08-22T01:15:37.117+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kişi, bu 140. girdiymiş. Yüzüncünün üstüne 40 tane yazmışım bile. 100'e gelmemin birkaç sene aldığını düşünürsek, son zamanlarda oldukça çok yazdığımı söyleyebiliriz sanırım. Yüzüncüyü yazdığım zamanlar, üzücü zamanlardı. Geçen vakit hem çok uzun geliyor hem de aslında çok kısa olduğunu biliyorum. Buradan 100. girdiye ve temsil ettiği zamanlara, olaya, ve kişiye saygı ve iyi dileklerimi gönderiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az evvel hoş bir haber aldım Ilgın'dan. Çevirileri Ç.N. dergisinde çıkmış. Gurur duydum yav, çok da sevindim. Bunu okuyan insanlar, alın o dergiyi, görün çeviri nasıl olurmuş. Dürüst olmak gerekirse, onun çevirilerinin dergide çıkmasından cesaret buldum. Neden, bana şu an bile pek uzak bir ihtimal gibi geliyor yazdığım bir şeyin ya da yaptığım bir çevirinin bir yerde yayımlanması. Belki şiirlerimi burada yayınlamak yerine bir yerlere göndermeyi denemeliyim, ne dersin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi, çok iyi olduğumu söylemeyeceğim sana; fakat mutlu olmaya çalışmaktan vazgeçecek değilim. Gündüzü de karartmamalı, gece zaten yeterince karanlıkken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu söylemeliyim ki, sen dizginleri eline almadığında, atlarını senden başkaları kontrol etmeye yelteniyor. Bunu kötü niyetle yapmadıklarını biliyorum, etrafımda kötü niyetli insanlar yok, fakat bu bana, seçimlerime ve hayatıma saygısızlıktır. Bunu kaldıramam. Kimseden sıkıntılarımı ve kişisel çelişkilerimi çözümlemesini istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çözüm demişken, yukarıdaki cümleleri kuran ben, kendimi bir başkasının sıkıntılarını gidermek için çözüm arayışına girmiş halde buldum. Tabi ki, sıkıntıyı giderecek bir fikir bulamadım ve çaresizlikten içim düğüm düğüm oldu. Sonra, kızdım kendime: Ben zaten, kişinin içine işlemiş sıkıntıların hiçbir zaman bir başkasının sarf ettiği sözler ve yaptıklarıyla geçmeyeceğini çok önceden öğrenmemiş miydim? Bu bir tür kişisel aydınlanma ya da öz-değişim meselesi. Ya da bunlarla yaşamayı öğrenme. Derken kendimi bu meyvesiz uğraştan azad ettim. Gerçi, ilerde yine bir gaflet anında aynı uğraşa tutlacağımdan şüpheleniyorum. Neyse, o zaman yine düşünürüm bunları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu sıralar boya ve fırçalarımı tekrar ortaya çıkarmayı planlıyorum. Önce küçük bir tuval üstünde çalışmalıyım, resim yapmayalı bayağı oluyor. Aklımda bir imge var, fakat yansıtabileceğimden emin değilim. Ama yaparsam çok güzel olacağını biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şekilde, yarım bıraktığım bir iş var. Kağıt hamurundan şekillendirdiğim bir ağaç. Yaparken pek bir karamsardım, renklendirirken de öyle, ki ağaç pek bir kuru ve köklerinin rengi kan kırmızısına kaçıyor. Onu bitireceğim bir ara. Daha sonra aklımda yine kağıt hamurundan yapmalık bir şey geçiyor. Daha önce yaptığım yaprak çalışmasına benzer bir şey, fakat bu sefer kullanacağım yaprağın kendi rengi kırmızı olacak. Santa Cruz adasından aşırdığım bir Atatürk çiçeği yaprağı var, kıpkırmızı. Gerçi, bana teknik bir sorun çıkartabilir... Bakacağım artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma bir kısa hikaye fikri geldi. Oldukça kısa olacak ve okuyan bir şey anlamayabilir. Fakat sadece yazmış olmak için bile yazabilirim. Biliyorsun, kendi başımın etini yiyip duruyorum bir şeyler yapmadıkça.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen güzel zamanlara kaldırıyorum soda bardağımı. Umarım yanımdakiler de bu hoşnutluğumu tatmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-2564231069758856312?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/2564231069758856312/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=2564231069758856312' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2564231069758856312'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2564231069758856312'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/kisi-bu-140.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-866157265789134787</id><published>2009-08-20T00:15:00.008+03:00</published><updated>2009-08-20T01:08:18.094+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tadı çıksın'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiirimsi'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Sox11wbN6VI/AAAAAAAAAqc/v47HX95nAp8/s1600-h/The_Head_by_MaciejZielinski.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 286px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Sox11wbN6VI/AAAAAAAAAqc/v47HX95nAp8/s400/The_Head_by_MaciejZielinski.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5371798021938735442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;sıralı fikirlerin çemberine takıldım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ah seksi insan güzeli, haydi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;al aklımı duvarına as&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonumu çabuk eyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tadı çıksın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center; font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Art by &lt;/span&gt;&lt;a class="u" href="http://maciejzielinski.deviantart.com/"&gt;MaciejZielinski&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt; @ DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-866157265789134787?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/866157265789134787/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=866157265789134787' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/866157265789134787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/866157265789134787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/trophy.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Sox11wbN6VI/AAAAAAAAAqc/v47HX95nAp8/s72-c/The_Head_by_MaciejZielinski.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-3726814380647265328</id><published>2009-08-18T23:57:00.004+03:00</published><updated>2009-08-19T01:14:50.463+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Heyt, olacak iş değil, Kişi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların ağzından laf almasını bilmem. Şöyle bir yoklarım belki, baktım söyleyeceği yok, gitmem üstüne. Nitekim ağzımdan laf kapmaya çalışmalara kıl kaparım. Fakat bilinmezin fazlası da can sıkıyor be Kişi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün geçmez ki bir şair yalnızlık üzerine bir şeyler yazmasın. Bazı şeylere o kadar sık rastlanılıyor ki, biraz araştırma ile dünya şiir ve şair standartları belirlenebilir. Aşka hiç değinmeyeyim hele. Fakat dalga geçtiğimi sanma, konunun sıradanlığı bir yana bırakırsak şairin konuya yaklaşım biçimi, nereden baktığı, güç dengeleri, sevgi dengeleri, mantıklılık ve mantıksızlık, duygusallık ve delilik... Üsluptan bahsetmedim bile, farkındaysan. Tüm bunlar iyi bir şiiri okunası kılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de, konu aynı be arkadaşım! Bu bakımdan ben duygusaldan çok düşünsel niteliği ağır basan şiirleri sanki daha bir değerli buluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada bir öz gözlem yaparsam, şiir de şiir derken kısa hikaye işini tamamen boşladım. Aklıma arada ilginç fikirler gelmiyor değil; fakat, nasıl desem, pek tazyikli olmuyor bu ilham. İlhamiler bassın bir ara, yazayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada bir ilham perisi olarak, bir maymunu maskot seçtim kendime. Yalnız, evrimleşmesini bekliyorum, belki güzel bir kız halini alır... Gerçi öyle bile olsa bu fikirde rahatsız edici bir şey var... Sandman çizgi romanlarının bir bölümünde, bir yazar ilham perisini yakalayıp iplerle bağlamış ve gardolaba kapatmıştı. Bu şerefsiz yazar, o kadar zavallı birisi ki kendi başına hiçbir şey yazamıyor. Bu sebeple bir şeyler yazacağı zamanlar gardolabı açıp ilham perisine tecavüz ediyor. Zavallı periye böylesi bir işkence... Sonra yazar ödül mödül alıyordu. Galiba sonunda vicdan azabından dolayı kendini asıyordu. Bir ara Sandman'i tekrar okumak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İştahım açıldı, sanırım radyasyon benim metabolizmayı ters teptirdi. Korkum, kontrolsüzce kilo almaktır. Sonra zor oluyor kıçımı toplamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mantıksız bir sıcak var. Mantıksız diyorum, gece vakti bu kadar sıcak olmamalı. Serin bahar gecelerini istiyorum. Böyle, ince kıyafetlerin üstüne bir hırka giymek ihtiyacı hissettiğin, fakat sadece ince bir hırkanın sana yettiği geceler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar. Okumak isteyenlere duyurulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-3726814380647265328?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/3726814380647265328/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=3726814380647265328' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3726814380647265328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3726814380647265328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/heyt-olacak-is-degil-kisi.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-328832711664387881</id><published>2009-08-18T02:45:00.003+03:00</published><updated>2009-08-20T01:08:34.477+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tadı çıksın'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiirimsi'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SonryRHCQSI/AAAAAAAAAqM/gjuW3qdEd-Q/s1600-h/strangle_by_syrkaa.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 172px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SonryRHCQSI/AAAAAAAAAqM/gjuW3qdEd-Q/s320/strangle_by_syrkaa.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5371083279434924322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center; font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;ben yaşarım o zamana değin amma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölgün bakışlım, ellerini kullan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tut boğazımdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonumu çabuk eyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tadı çıksın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;font-size:85%;" &gt;Art By &lt;a class="u" href="http://syrkaa.deviantart.com/"&gt;syrkaa&lt;/a&gt; @DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-328832711664387881?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/328832711664387881/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=328832711664387881' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/328832711664387881'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/328832711664387881'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/ben-yasarm-o-zamana-degin-amma-olgun.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SonryRHCQSI/AAAAAAAAAqM/gjuW3qdEd-Q/s72-c/strangle_by_syrkaa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-3102278086721372083</id><published>2009-08-18T02:21:00.003+03:00</published><updated>2009-08-18T02:41:58.044+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kişi, çok yaklaşma fena halde radyoaktifim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün iki tane tetkikten geçirilmenin ardından bir süre hangi demire dokunsam çarpıldım. Yarın uyandığımda sol elimde bir altıncı parmak bulmayı bekliyorum. Bu kadar radyasyon bir işe yarasa iyi olur. Çocukluğunda çizgi roman okumuş birisi olarak, radyoaktivitenin benim için anlamı büyük. Belki yarın insanüstü bir şey olurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abartmaya gerek yok, değil mi? Zaten insanüstüyüm, fazlası akla zarar valla. Keh keh keh.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Üstün bir zekâ bencilliği, iktidarı, kibri reddettiğinde ve hakkaniyet ile içtenliği önemsediğinde çok mutsuz edebilir ona sahip olanı. Etrafında kendi zekâ seviyesinde olan kişiler bulamamak da öyle... Özellikle, samimi insanlarda zekasızlıkla, zeki insanlarda samimiyetsizlikle, sanki aralarında mutlaka bir ters orantı varmış gibi, karşılaşmak dayanılmaz olabilir." demiş Rengin Soysal, K Dergi'nin 140. sayısının arka kapak yazısında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mevzu hakkında düşüncelerimi şöyle dile getirebilirim: Bu gerçekten üzücü bir durumdur ve genelde böyledir. Hoşgörülü ve alçakgönüllü insanlar aklen pek zeki olmazlar, onlar için belki kalben zeki diyebiliriz. Öte yandan hakkaniyet ve içtenliğin zekasız bir kişinin takip ettiği içgüdüsel prensipler olması mümkünken, bunların zeki bir aklın üstün bilgeliğinin vazgeçilmez neticeleri olabileceklerini da savunabiliriz. Yalnız, hem üstün hem de alçakgönüllü bir aklın kendisini canlı tutmak için özel olarak uğraşması gerektiğini düşünüyorum. Kendisini keskinleştirecek fikir çatışmalarının olmadığı bir ortamda hoşgörülü bir akıl ister istemez körelecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu da dedim, konuyu uzatmayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olasılıklar ve olasılıklar. Her şeyin sonunda yüz yüze konuşabildiğime sevindim, içime ukde olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyku bastı, Haden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-3102278086721372083?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/3102278086721372083/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=3102278086721372083' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3102278086721372083'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/3102278086721372083'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/kisi-cok-yaklasma-fena-halde.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-2135394988512261899</id><published>2009-08-17T01:46:00.002+03:00</published><updated>2009-08-17T01:59:42.814+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bunu sana yazarken, Kişi, ben hâlâ üzgünüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün çok üzüldüm galiba, hep de tek bir kişi için. Bu kadar üzülmemeli insan, ağrımı coşturuyor. Fakat sanırım bu gecelik ağrımı hak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günün sözü şudur: Asla sadece kendinin güleceği şakalar yapma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten yapmazdım normalde, görürsem anca gülerdim için için. Fakat normalimi bir bozdum pir bozdum, sonrasında bozuldum; böylesi bir ters tepişte ben tek seferlik esaslı bir ders görüyorum. Sevgili Mete, sana göre değil bu işler. Hele sevdiklerine sakın ola bulaşma. Zaten asıl ancak sadece çok sevdiklerin ağzına fena sıçabilir, haberin olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anıyı eninde sonunda unutacağımdan eminken, diğerinin  unutmayacağını düşünüyor olmam, doğrusu pek iç rahatlatıcı değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Zaten asıl ancak sadece..." Bu şekilde başlayan bir cümle kurmaya çalıştım ya, ne diyeyim. Ana fikri anlatabildiysem, Kişi, söyle bu cümlenin doğrusu nedir? Merak ettim ve doğrusu gecenin şu saatinde pek kafamı toplayamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gece normalde sana başka konulardan bahsedecektim, gün içinde aklıma birkaç bahsedilesi konu gelmişti. Başka zamana artık. Yarın hoş olmayan yerlere gideceğim, sıkıntılı olması muhtemeldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, saat 2:00 oldu. Kişisel yazılardan sıkılmaya başladın değil mi? Bu da geçer elbet, merak etme. Ben gittim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-2135394988512261899?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/2135394988512261899/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=2135394988512261899' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2135394988512261899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2135394988512261899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/bunu-sana-yazarken-kisi-ben-hala.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-1694702599851518706</id><published>2009-08-16T00:47:00.002+03:00</published><updated>2009-08-16T01:34:11.255+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kişi, sana yazmaya gönülsüz olduğum için darılma bana. Sadece ne diyeceğimi bilemiyorum. Zor şey ne diyeceğini bilememek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şahsım bir şeyler yapmaya başlamazsa kendine olan saygısını yitirecek sanırım. Pek iyi olmaz öylesi, eminim. Bir şeyler yapmalı. Olasılıklara güvenmekten bahsedip duruyorum da, bunun gerçek olabilmesinin yanı sıra bir şeyleri ertelemek için bir bahane olması ihtimali de yok değil hani. Öte yandan, acele ediyor da olabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acele etmekten bahsediyorum. Daha dün bir bugün iki, güzelim bir tatilin ardından geçen iki boş gün. Ki dün akşam yine dışarıdaydım. Nedir bu kudurukluk, bu sıkıntı, bu endişe be kuzum? Sorarım sana, doğru mu bu yaptığım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olasılıklar. Olasılıklar beni sevindirmiyor değil. Hayallere kapılmak için harika birer fırsat. Fakat gerçekçi olalım, nedir bunların olma olasılığı? %1'e bile güvenmiyeceksin demişti birisi gerçi. Haklı olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-1694702599851518706?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/1694702599851518706/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=1694702599851518706' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1694702599851518706'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1694702599851518706'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/kisi-sana-yazmaya-gonulsuz-oldugum-icin.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-2134261395709472995</id><published>2009-08-14T00:24:00.005+03:00</published><updated>2009-08-20T01:08:48.904+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tadı çıksın'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiirimsi'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SoSExw2JztI/AAAAAAAAAqE/vFrgWzWn9HA/s1600-h/Stormy_sea_by_Mnemosina.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 233px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SoSExw2JztI/AAAAAAAAAqE/vFrgWzWn9HA/s320/Stormy_sea_by_Mnemosina.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369562646192967378" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;br /&gt;nerde kaldın ya tarumar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;ihtiyaç duyarım sana dalgalım&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;vur bordadan devir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;sonumu çabuk eyle&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;tadı çıksın.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Art by &lt;a class="u" href="http://mnemosina.deviantart.com/"&gt;Mnemosina&lt;/a&gt; @ DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-2134261395709472995?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/2134261395709472995/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=2134261395709472995' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2134261395709472995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2134261395709472995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/nerde-kaldn-ya-tarumar-ihtiyac-duyarm.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SoSExw2JztI/AAAAAAAAAqE/vFrgWzWn9HA/s72-c/Stormy_sea_by_Mnemosina.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-7410984913969185484</id><published>2009-08-13T23:16:00.003+03:00</published><updated>2009-08-14T00:16:42.619+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Teşekkür ederim, insanlık; beni kendinize inandırdınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu geçen günleri anlamam ve tam olarak yaşayabilmem için biraz vakit geçmesi gerekecek sanırım. Her şekil, Kişi, sağ ol be. Sevdim seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, giden valiz tekerleklerinin tıkırtıları gerçekten de etkiliydi; şaka değildi, hiç de şaka değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık başka kerteriz noktam kalmadı hayatımda. Yeni bir tane yaratmalı sanırım. Eylülde başka diyarlara gitmek var; neden yaptığımı bilmiyorum. Maksat suyu karıştırmak diyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gidişlerden ve arkada kalışlardan bahsetmeyeceğim sana. Bahsetmem ile değerleri düşer. Sadece bu gece yalnızlık daha bir vurgulu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelin ve doyurun; dolması beklenen tüm bardakları, su ve envai çeşit içki ile doldurun. Ve ben kusayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-7410984913969185484?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/7410984913969185484/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=7410984913969185484' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7410984913969185484'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7410984913969185484'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/tesekkur-ederim-insanlk-beni-kendinize.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-915537501931071794</id><published>2009-08-10T01:25:00.003+03:00</published><updated>2009-08-11T18:56:25.292+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Dinleyin, insanlar, sessizlikte sözcükler var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirsiz anlamlar yüklenilse sana ve bana. Orada olacağım. Bir cinin bana bir şeyler fısıldaması böylesi gelişigüzel olduğundan belki güme gitti şiirler. Hayır, tek suçlusu o değil. Suç da değil aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesele benim anı bırakmak ve kağıt kaleme sarılmaktaki gönülsüzlüğüm. Suç mu bu şimdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, çok ışık yapıyorum. Karanlık vaktidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-915537501931071794?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/915537501931071794/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=915537501931071794' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/915537501931071794'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/915537501931071794'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/dinleyin-insanlar-sessizlikte-sozcukler.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-9133974035488731985</id><published>2009-08-08T03:09:00.005+03:00</published><updated>2009-08-08T13:31:01.363+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kişi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok geç bir saat bu. Uykum var, uyumak istediğimi sanmıyorum. Neden böyle oldu dersin? Bilemezsin tabi. Ne bilesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana bu gece neden bahsedeceğim. Bir makaleye denk geldim. Makalede, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;İyi İnsan Kontratı &lt;/span&gt;diye bir şeyden bahsediyordu. Buna göre, bazı bireyler kendilerine olan güvenlerini korumak ve başkalarınca sevilmek için dostlarıyla bir tür yazısız anlaşmaya varıyor. O onlara iyi davranacak, onları sevecek, ricalarını kabul edecek; onlar ise onu sevip onunla iyi geçinecekler. Adam, bu sebeple asla gerçek arkadaşlıklar kuramadığını, romantik ilişkilerinin bile yürümediğini yazmış. Yine bu yüzden çok sevmiş olduğu eski sevgili ile arkadaş kaldıktan sonra kız ondan ne isterse her şeye evet deme ihtiyacı hissetmiş. Her şeye evet diyen bir kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir aydınlanma anında durumunu fark eden bu zibidi, bu halinden kurtulmak için bilerek kıl bir insan gibi davranmaya başlamış. Tüm ricaları reddetmiş. Dediğine göre sonunda kendine güven duymak için başkalarına ihtiyaç duymayan, bağımsız bir kişi olmuş. Birkaç nadir, karşılıklı çıkar üstüne kurulu dostu kalmış. Falan filan fıstık işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi bir insan olmaya çalışmanın gereksizliği, renksizliği ve meyvesizliği konusunda hemfikirim aslında. Yine de bundan kurtulmak için her şeyin çöpe atılması gerekmediğini düşünüyorum. Dostluklar evrimleşebilir bence. Kişi, kendisiyle kutuplaşmak yerine bu halini fark edip daha dengeli bir tutuma gidebilir. Hem zaten kişi her kim ise olduğu gibi davranırsa sorun kalmaz; içinde iyilik varsa vardır, unu yadırgamamalı. Öte yandan kişi kızdığını, istemediğini ya da onaylamadığını söylemekten korkmamalı. Her şeye evet demek doğru değil, fakat hayırı bir hayat felsefesi haline getirmemeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konudan neden bahsettim. Bir süre evvel kendimde bu "iyi insan olma çabası"nı fark etmiştim. Bunun bende bir boşluk yarattığını, arkadaşlıklarımın nasıl da tek taraflı geliştiğini düşünmüştüm. Cidden, arkadaş bildiğim çok insan var fakat pek azı bana geliyorlardı. Hatta neredeyse hiçbiri gelmiyordu bana, çağırmıyorlardı da. Genelde giden ben oluyordum. Hâlâ bile öyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de kronik bir "iyi insan" olduğumu düşünmüyorum. Cidden çoğu şeyi içimden geldiği için yapıyorum. Fakat kaynağı ne olursa olsun, sonuçlar birbirine benziyor. İyi birisi olmak, nasıl diyeyim, renksiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu blogu öz-analiz köşesi de yaptım ya, harika. Saatin geç, beynimin yavşak, bedenimin isyanlarda, ağrımın ise had safhada olmasına ver.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gidiyorum ben. Haden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsi geçen makale de budur: &lt;a href="http://www.happinessinthisworld.com/2009/05/24/the-good-guy-contract/"&gt;http://www.happinessinthisworld.com/2009/05/24/the-good-guy-contract/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-9133974035488731985?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/9133974035488731985/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=9133974035488731985' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/9133974035488731985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/9133974035488731985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/kisi_08.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-4870395135966633482</id><published>2009-08-06T14:35:00.004+03:00</published><updated>2009-08-08T00:58:37.701+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SnrhGYxv8cI/AAAAAAAAAps/dTW8fhbb81g/s1600-h/bunnies2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 237px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SnrhGYxv8cI/AAAAAAAAAps/dTW8fhbb81g/s400/bunnies2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5366849405811945922" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana bak Kişi, Kişiliğini bil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu bir sataşma olarak görme dilerim. Diyeceğim o ki, ne isen osundur. Belki de sana uygun olmayan kendi nezdinde nispeten fiyakalı saydığın  gelecek olasılıklarına ulaşmaya çalışmanın manası yok. Önce bir sor lütfen, bunu gerçekten istiyor musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi, zamana yayılı çoklu benlikler açısından bakarsak, şimdiki benin istemediği bir şey için gelecek benlerin yolunu tıkaması şımarık bir çocuğun yapacağı türden bir bencilliktir... Hmm... Aslında şu çoklu benlik fikrini uygulamaktan vazgeçmeliyim. Biraz kısır bir bakış açısı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani, düşünsene, bu bakış açısına göre benim her an iğne üstünde durmam gerek. Ya da tamamen boşvermem. Ki bu da kendi içinde bir paradoks aratıyor. Aman, neyse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koca evde tırnak makası bulamadım, bu da sana benim fikir kalabalığımdan tenefüs olsun. Tırnakların biraz uzunken klavye kullanmak zorlaşıyor. Evet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstekler demişken. Şu geçen hayatım boyunca isteklerimi dizginlemek benim kendime vurduğum ketlerin en büyüklerindendi. Maddi olarak istediğim hey şeye ulaşabiliyor olmak bende bir zıvanadan çıkıp maddiyatta kaybolma korkusu yaratmıştır; bu bakımdan bir şeyi istediğimi dile getirmeden önce hep uzun uzun düşünürdüm buna gerçekten ihtiyacım olup olmadığını. İsteklerimde sorumlu ve gerçekçi bir çocuk olmalıydım. Alabiliyor olmam, almam gerektiği anlamına gelmiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, duygusal ve pratik isteklerime de yansıdı elbette. Biraz olumsuz bir yansımaydı gerçi. Bu dallarda doğrusu maddi konularda olduğu kadar şanslı değildim. Bu yüzden iradi bir kendini kontrolden bahsedersem, seni kandırmış olurum. Seçim sırf bana ait değildi; seçimlerimi zorlayan, beni yönlendiren ya da geri sindiren koşullar vardı. Oldukça sinir bozucu, yönlendirilmek. Sanırım kendime dair konularda biraz kontrol manyaklığına sahibim. Fakat bu kendimi tutmalarım bende eksikliklere sebep oldu. Şimdilerde bu konularda etkin bi şekilde etraflıca düşünebildiğimi sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıyı nereye getireceğim: Kişiye, kişiliğini bilmesini söylüyorum. İstediğini söyle. Geleceğe dair istekler ve planlar belki işine gelmiyor ve bu konuda adımlar atmaktan korkuyorsun. Fakat şimdinin günahı ne? Şu anda ne istiyorsan söylemelisin. İstediğin için suçlu olamazsın ya?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de bir düşün derim... (Argh! Kısır döngü.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok uzatmış olabilirim. Çok kişisel bulmuş da olabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana ne ya, onu da gelecekteki Ben düşünsün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşama belki görüşürüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Resmi nereden almıştım ya... Hatırlamıyorum. Yazık. Salak geçmiş ben. Aha,  al sana benlik karmaşası.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-4870395135966633482?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/4870395135966633482/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=4870395135966633482' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4870395135966633482'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4870395135966633482'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/bana-bak-kisi-kisiligini-bil-bunu-bir.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SnrhGYxv8cI/AAAAAAAAAps/dTW8fhbb81g/s72-c/bunnies2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-7423046354283300451</id><published>2009-08-04T01:00:00.004+03:00</published><updated>2009-08-04T15:58:52.345+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurbanım sensin. Benimle eşit olanlar dahil herkesin bana birtakım dersler vermeye çalıştığı şu sıralar, sanırım bir tek sana laf ediyorum. Galiba insanlara çok "umutsuz" bir görüntü sergiliyorum, başka açıklama gelmiyor aklıma. Heh, yapacak bir şey yok, bir süre daha böyle devam edeceğimiz 'çok açık'. Herkesin lafını ağzına tıkamam ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bu blogu güncellemek istiyordum. Bir şiirimsi koymayı düşündüm, fakat nispeten yeni sayılan şiirlerimin çoğu kendi içinde bol bol "sen" hitabı içeriyor. Bu kadar senli benli şiirimsi ile sizi sıkmak istemeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzlediğim film ise, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Toki wo Kakeru Shoujo&lt;/span&gt; isimli bir anime filmiydi. Çevirisi &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Girl Who Leapt Time&lt;/span&gt;, yani Zamanda Sıçrayan Kız. Biraz bilim kurgu, biraz günlük hayattan kesit, hafif drama, orta dozda romantizm içeren hafif bir filmdi. Seslendirmesi güzel, çizimleri hoş ve akıcı, hikaye bakımındansa merak uyandırıcı ve basitin üstündeydi. Hani, animeye önyargı ile yaklaşmayan birisi isen, tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşama doğru saat sekizi çeyrek geçiyordu ben deniz şortumu giyip yalınayak sahile indiğimde. Bahçe kapısını kapatıp sokağa adım attığımda, akşamüstü yürüyüşüne çıkmış insanların gözleri üstüme kilitlendi. Üç senedir alışık olduğum bir şey. Bu yaz pek denize girmedim gerçi, kendimde o gücü ve uğraşma isteğini bulamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kumsala indim, kumlar soğuktu. Esen rüzgar soğuk geldi bana. Denizin kenarına geldiğimde, dalgalar bana uzanmaya çalıştılar. Ayak parmaklarıma değmelerine santimler kala güçleri yetmeyip geri çekiliyorlardı, bir dahaki sefere bu kadar ucuz kurtulamayacağım tehditlerini savurmayı ihmal etmeyerek. Sinirlerinden bembeyaz köpürdüklerini söyleyebilirim. Sağıma baktığımda köpük köpük deniz ve uzayan sahili görüntüsü hoşuma gitti. Soluma baktığımda sahili terk etmek için toparlanan bir çekirdek aileyi gördüm ve nedense bu pek hoşuma gitmedi. Rüzgar esti ve ben üşüdüm. İçimi bir ürperme sarınca, denize giremeyeceğimi anladım. Bir titreme krizi riskine girmek istemedim o an. Kendi kendime düşündüm, aslında kalabalığı umursamayıp güneş tepedeyken girmeliydim denize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat tuzlanmak ayrı bir dert...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, sonuçta ayaklarım kumlu bir şekilde geri döndüm eve. Küçük ve hoş bir yürüyüştü. Ben sırtımı dönüp eve yürürken deniz arkamdan alay edercesine hışırdamasa daha iyi olacaktı gerçi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat şu anda 01:25. Evin önündeki kumsalda 6 kişilik bir genç grubu oturmakta. Birisinin elinde gitar. Ara ara biralarını yudumlayıp kızıl alevli sigaralarından birer fırt çekiyorlar. Söyledikleri şarkı, biraz türk sanat müziğini andıran bir parça. Az evvelse Pinhani'den bir şeyler söylüyorlardı arada ayarı kaçan sesleriyle. Eğleniyor gibiler. Aklıma iki yaz evvel arkadaşım Hakan'ın bana, neden gidip aralarına karışmadığımı sorması geldi. Kendisine göre gidip o gruba katılmak çok sıradan bir şeydi. Bir an meselesi. Oldukça doğal. O zaman oldukça tuhaf gelmişti bana. Onlar ayrı şekilde eğlenen insanlar, kendi aralarında takılıyorlar, beni ilgilendirmezdi. Şimdi de pek farklı düşünmüyorum doğrusu; yani öyle bir grup insan gördüğümde benim aklıma bile gelmiyor gidip bir şeyler söyleyip aralarına kaynaşmak. Bir güven meselesi değil bu, düşünüş yapısı. Gerek var mı peki? Ya da sana sorarım kişi, sen yapar mıydın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bira dedim de, bugün canım özellikle içmek istedi. Hatta, ağır bir şeyler içmeyi düşündüm. Absint var mesela, daha iyi ne olsun? Fakat ağrı korkaklığından cesaret edemedim. Dün içtiğim biranın ağrısını bastırmak için biraz uğraşmam gerekmişti, absint içsem ne olur kim bilir. Öte yandan, şu alkol-ağrı ilişkisinin psikolojik olması da pek mümkün. Alkol neden benim sinirsel ağrımı artırsın? Bir açıklama gelmiyor aklıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, konuyu günlük hayattan uzaklaştırmalı. Kaç kere diyeceğim kendi kendime, burası bir günlük değil. Günlük başka!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu aşağıda vereceğim şiirimsi Özdemir Asaf'a ait ve "Neyin var, kuzum?" sorusunda verilen cevaplar hakkındadır kanımca. Öte yandan şiirin ismi neden Top, anlamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TOP&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şey varsa,&lt;br /&gt;Bir şey vardır.&lt;br /&gt;Bir şey yoksa,&lt;br /&gt;Çok şey vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok şey varsa,&lt;br /&gt;Bir şey yoktur.&lt;br /&gt;Çok şey yoksa,&lt;br /&gt;Bir şey vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, düşünsel şiirlere iyi örnekler veriyor bu şair. Çoğu şiirinin ardında bir akıl oyunu, bir beyin cimnastiği, bir düşünsel uğraş bulabilirsiniz. Bu bakımdan şiirleri arasında birçok anlamadığım var. Herhalde ya yeterince akıllı değilim ya da daha o şiirleri anlayacak zihne sahip olmadım. Ben ikincisini tercih ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, Kişi, sağol dinlediğin için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-7423046354283300451?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/7423046354283300451/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=7423046354283300451' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7423046354283300451'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7423046354283300451'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/kisi.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-7778726267351415990</id><published>2009-08-02T00:01:00.007+03:00</published><updated>2009-08-02T00:59:56.655+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"Şey..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Olmaz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ama..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Olmaz dedim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İyi de az önce..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Artık değil! Beklemeyecektin."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altın parmaklıklı kapının kilidi çat diye yerinde oturdu. Son noktayı koyan bu metalik, yankılı ses olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapıda kalan yaşlı adam, zaten doğru olamayacak kadar iyiydi, diye düşündü. Ellerini cebine soktu. Siyah gür saçları, kırışıksız yüzüne perçem perçem iniyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapı açıkken girmem gerekirdi, diye düşündü. Aklım neredeydi? Yapacak bir şey yok. Şimdi uyuyacak bir yer bulması gerekiyor. Bir süre rahatsız edilmeyeceği, kapısız bir yer. Kapılar onu rahatsız ediyordu. Kapıların ne zaman kapanacağını bilmemek onu telaşa düşürüyor, telaşa düşünce hiçbir şey yapmıyordu. Tuhaf, her şey eşikten geçmeye bakıyor halbuki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üstüne yaşlı adam rüzgara karşı kısa adımlarla apartmanlar arasındaki kapısız bir çocuk parkına gidecekti. Orada bankta uyuyacak, uyurken birkaç sarhoş genç tarafından eğlence olsun diye bıçaklanacak, o orada ölürken akan kanı ile boyanan toprağı üç gün sonra parkta oynayan bir çocuk dışında kimse fark etmeyecekti. Çocuk o toprakla bir kale yapacak, sonra çocuğa musallat olan ondan iki yaş büyük bir velet bu kaleyi bir tekmede yıkacak ve küçük çocuğa bir fiske vuracaktı. Bu olay üstüne çocuk bir daha o parka gitmeyecek, hep evde oturacak ve... ve...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok lan... Bu yazının gittiği bir yer yok. İlginçliğini kaybetti.  Peki, o zaman ilk paragraftaki demir kapı, cennetin kapısı olsun? Belki o zaman daha ilginç olur. Adamın gittiği park, cehennem olsun. Adamın cehennemde heba olması ile çocuk cehenneme hiç uğramasın... Hm, sembolik membolik, bu sefer klişe oldu. Yok, bu hikaye girişiminden cacık olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki gibi şeyler çıktığı için hikaye yazmıyorum sanırım. İlginç bir fikir gelene kadar durmalı. Bazıları sırrın çok yazmakta olduğunu söylüyor fakat bence işin içinde bir ilham, bir yazmaya değerlilik de var. Yazmaya değer değilse, anlatımın ilginç olmuş ne yazar? Eheh... Ne yazar dedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorun, şu son zamanlarda çok sık "birbiriyle bağıntılı hayatlar" temalı medyaya maruz kalmam. Sanırım bir şeyler yazmadan evvel, herhangi bir medyada maruziyetim üstünden vakit geçmesini beklemeliyim ki etkilenmem oldukça az olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçlerini ve bilinçaltlarını yazıya döken insanlar tanıyorum. Bunu öyle güzel bir şekilde yapıyorlar ki, yazının kişisel olduğu bilgisine sahip dahi olsan okurken ilgini kaybetmiyorsun. Yalnız ne yazık ki bu yazarların akılları çok karışık, oldukça da karanlık oluyor. Ben de yapıyorum arada ya da yapıyordum; fakat benim yazdıklarım okunurken ilgi çekiciliklerini koruyorlar mı bilmiyorum. Sonra akla şu geliyor, bu yazıları okumak isteyenler yazarın acı çekmesini mi tercih ederler yoksa söz konusu yazar kişinin iç huzurlarını bulmalarını mı? Ben şu yazma işinin biraz yüce, huzurlu olmanın ise hafif sıradan olduğuna dair bir kanıya sahip olduğumdan sanırım biraz suçluluk duygusu hissederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız bu dediklerimi çürüten bir şey var; benim de aklım karışık, neden o zaman bir şeyler çıkmıyor? Hm... Düşünmek gerek. Ya da düşünmemeli. Aman ne bileyim be, sana ne hem?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün hep evdeydim. Yarın Pazar ve hayat çok kalabalık olacak. Yine de yarın evden çıkmamın benim için iyi olacağını düşünüyorum. Kendi evimden sıkılmak istemem, değil mi? İyi de, nereye? Bu sorunsalı aşmanın bir yolu da, anlık kararlar vermektir. Sanırım Özdere'den kalkıp İzmir'e inmeyi, tek başıma bir yerlere gitmeyi (aklıma çağıracak, müsait kimse gelmiyor) ve oraya vardığımda bu tıklım tıklım sokaklarda ve bu sıcakta kendimi kaldırım taşlarında ve kafe masalarında aramayı düşünebilirim. Fakat bu, oldukça kuvvetli bir irade ve çelik gibi kıç kası gerektiriyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayattan üşeniyorum, biri tutup çeksin beni. Tercihen kan bağım olmayan birisi. Kanıma, alerji geliştirecek kadar fazla alışığım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu son cümle beni bir başka düşünceye götürdü. Alışık olmak. Sevdiğim insana alışmaktan korkarım, sonrasında fark etmemeye başlıyorsun. Misal, kendi anneme o kadara alışığım ki, onun varlığı benim için bir şey ifade etmiyor. Fark etmiyorum, onda olan değişiklikleri görmüyorum, yokluğu bir duygu oluşturmuyor. Bu kötü. Ara ara, sevdiklerime dair geliştirdiğim köklü alışkanlıkları aşıp onlara yeni bir gözle bakmaya çalışıyorum fakat benim gibi bilinci her daim açık olmayan birisi için bunlar nadir zamanlar. Yani yetersiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen sene nasıl da fark etmemişim mesela bu dönemleri? Diyorum kendime, Mete, nerelerdeydin sen? Ne yapıyordun? Allahaşkına (aşık olduğumdan değil), sen salak mıydın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan geçmişteki bir bene sözüm var, geçmişteki benlere laf etmeyeceğim. Bu, şimdiki beni gelecekteki benlerden de koruyor. Kim bilir ne salaklıklar yapıyorum şu sıralar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, bu arada; tımarhanelik değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kişi kulağıma fısıldadı; benmerkezci olmaktan vazgeç evlat, çekilmez bir adam oluyorsun. Kendisi bilir kişiydi. Biliyormuş, peh!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, bu kadar yeter yine sanırım. Haden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-7778726267351415990?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/7778726267351415990/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=7778726267351415990' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7778726267351415990'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/7778726267351415990'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/08/sey.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-555978422284826892</id><published>2009-07-31T21:35:00.005+03:00</published><updated>2009-07-31T22:06:04.680+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bir yazarın, diğer yazarın kafasına tükürmesi hoş değildir; ucuz bir derginin kapağında bile olsa. Adama sorarlar, o da senin benzerin değil midir? Tamam, farklı şeyler yazdınız belki, yine de yazma eyleminin paylaşılmasına saygı duymalısınız. Kınıyorum sizi, gözlüklü ve sevecen mizaca sahip yazar kişi, kınıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben neler diyorum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boş bir günün sonunda zar zor alınan gitme kararının ardından söz konusu menzile ulaşamadım bile. Onun yerine kendimi başka bir yerde buldum. Tanıdık bir yerde. Yine deniz kıyısı. Yine oldukça sıcak... Gerçi, gideceğim yer Alaska değildi ya... Neyse, uzun yolculuk fikri hoşuma gitmiyordu, o bakımdan rahatladığımı söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın, duygularımın ve düşüncelerimi karışıklık katsayısını yaptığım saçmalamalara böldüğümde, saçmalama başına 5/3 oranında huzursuzluk düşüyor. Ben içimde bir şeyler bırakmamaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Seni görünce&lt;br /&gt;Aynı anda geçer aklımızdan&lt;br /&gt;Aynı düşünce...&lt;br /&gt;Bir duvar gibi aramızda."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde uyunan uykuya çentikli ağlar bırakıyorum, bir yığın da tuzak... Belki hatırlanası bir rüya görürüm. Bu yüzdendir sabah uykularını hoş görmeye başladım. Rüya görmüyor değilim, fakat hatırlanası değil. Bir dönem vardı, gördüğüm rüyadan ilham alıp hikayeler çıkarmıştım. Harbi, nasıl bir dönemdi o? O zamanki akıl yapım ile şimdikini karşılaştırmak isterdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönüllü çeviri yapmak... Şimdilerde böyle olsun istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki mezuniyet üstüne geçen vakitle mayalandıkça tercihlerim değişiyor. Geçen gün bir üniversitede hocalık yapmanın nasıl bir şey olacağını düşünürken yakaladım kendimi. Bunun için çok ön yatırım yapmalıyım... Ben günlerini araştırmaya verecek birisiymişim gibi hissetmiyorum. Akademisyenlik bol bol araştırma, yazma yazma ve yazma gerektiriyor. Yüksek lisansı saymıyorum bile. Fakat dediğim gibi, mayalanan bir akıl benimkisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevilmek güzel şey, bu arada. Da insan etkilenmesine engel olamıyor. Kendini bir kale, diğerlerini de başka devletler olarak görmeye alışık ben.... Dur lan, aklıma geldi; bir ara aynı bu tema ile insan ilişkilerini anlatmaya çalıştığım bir hikaye yazmaya yeltenmiştim. Sonra o zaman insan ilişkileri konusundaki bilgimi yetersiz bularak vazgeçmiştim.. Tuhaf... Ne diyordum? Ha, evet, taş kafa ben ve diğer kaleler. Sanki etkilenmek kötü bir şeymiş gibi davranıyorum ara ara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeter lan bu kadar. Bir dahaki sefere kısa bir hikaye istiyorum buraya. Evet, hikaye olacak yazdığım şey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laylay Lom, Gecıt kolları! Mete'yi deli deli mi bilsek yoksa deli deli değilken mi bilsek? O değil, ne şekilde sevsek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevmek kelimesini çok kullanmaya başladım, kıllandım. Yeter artık, tadında bırakmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YETER! KAPAT BRE!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-555978422284826892?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/555978422284826892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=555978422284826892' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/555978422284826892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/555978422284826892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/07/bir-yazarn-diger-yazarn-kafasna.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-4643176373525395843</id><published>2009-07-29T18:00:00.002+03:00</published><updated>2009-07-29T18:41:58.344+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Yazacaklarım pek de iç açıcı olmayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her insan korkar. Yalnız korkaklığı hayatının temeline oturtmuş bir insanın yaşamına doğrusu pek imrenmem. Korktuğu için risk almayan, korktuğu için susan, korktuğu için sevdiğini belli etmeyen, korktuğu için kızmayan, korktuğu için karar vermeyen, korktuğu için kaçan, korktuğu için yalnız kalan, korktuğu için hep yalan söyleyen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanları oldukları gibi kabul etmekten, sevmekten bahseder dururum. Ne yalancıyım. Yukarıda bahsettiğim türden insanlar beni çileden çıkartıyor. Bu pasiflik, bu kendini kabul etmemezlik, bu korkaklık beni tiksindiriyor ve hemen oradan uzaklaşmak istiyorum. Malesef uzaklaşmak her zaman mümkün olmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeyleri yapmayı ertelediğim zamanlar bunun nedenini anlamak üzere biraz kendimi kurcalayıp da aslında korktuğumu anladığımda kendime karşı öfke duyuyorum. Fakat korku öyle bir şey ki, bir kere içine oturdu mu aşması çok güç bir yapışkan oluveriyor sen önceden farkına varsan dahi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sebeple inatla aşamadığım şeyler yüzünden kızıyorum kendime. Yapamadıklarım veya diyemediklerim yüzünden kendi kafatasımı kemiresim geliyor. İnsanlar! Size kırıcı konuştuğumu mu sanarsınız? Hayır, size kırıcı konuşmuyorum. Siz gelin kırık kafama sorun ne kadar kırıcı olabileceğimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu Facebook öfkemden pay alıyor. Bazı düşüncelerden kaçan korkak hallerime yataklık etmekle suçluyorum kendisini. Ayrıca bir yararını da görmedim insanların fotolarına bakıp onların hayatlarından kesitler çalmak dışında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiir miir de yayınlamayacağım sanırım. Bıktım buruk şeyler yazmaktan. İstediğim akıllara ulaşmıyor, hedeflediğim gözlerin ilgilisini çekmiyorsa, ilan etmenin bir anlamı yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araya koyduğum mesafeyi sikeyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-4643176373525395843?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/4643176373525395843/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=4643176373525395843' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4643176373525395843'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/4643176373525395843'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/07/yazacaklarm-pek-de-ic-acc-olmayabilir.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-2023511350232756834</id><published>2009-07-28T02:33:00.002+03:00</published><updated>2009-07-28T02:49:04.565+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Sanırım kararımı verdim, Kişi. Bir süre daha ahmağı oynamaya devam edeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durum şu ki, hiçbir zaman 'bilir kişi'lerle aram iyi olmamıştır. Bir kişi bir şeyi en iyi bildiğini iddia edince ben ters tepiyorum. Bakalım el mi yaman ben mi. Delilik bu acı dolu anlarda bile kahkaha attırsın bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonumuz hayrola.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisini gerçekten çok beğenen insanlar, sorarım, nedir kendinizle derdiniz? Nedir ıspatınız? Kabul edin halinizi ve gelin hep birlikte gülelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gidip gelen aklımı bağışlayın. Bugün fotoğraflara bakınca tekrar fark ettim kendimi. Nereden geldiğimi falan. Ne olduğumun farkına varmak iyi geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi kendine yaratılan imgelerin/hayallerin/yanılgıların ağına düşüp kendini unutmak diye isimlendirdim bunu. Örümceği olmayan gümüşten ağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Örümceği olmayan, gümüşten ağlar." Vayt! Gel gelelim bundan anlam çıkartmak benim aklıma özgü bir şey de olabilir. Şimdi ben insanların bunu anlamasını beklersem, bu hayal kırıklığı olmaz mı? Hele hele sevdiğin ve özellikle ilgisini istediklerin. O yüzdendir, eğer ki edebiyat yapıyorsanız ve içinizden geldiği gibi yazıyorsanız, muhtemelen pek az kişi sizin kelimelere yüklediğiniz anlamları çıkartacaktır. Gerçi, okuyan kişi anlam çıkarmaya niyetli olmaya görsün, elbet bir şeyler anlar; sizin söylemek istedikleriniz olmasa dahi. Bu bakımdan okuyup da anlamadım diyene gocunmaya hakkımız var mıdır yeterince uğraşmıyor diye? Sanmıyorum. Kendimden biliyorum, olmadı mı olmuyor. Hele ki şiir yazıyorsanız, hiç olmuyor. Kişi her zaman niyetini koruyamıyor. Biraz ruh hali işi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde huzur olmak isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan hayatımın gittiği belli bir yönünün olmaması, bu huzuru imkânsız kılıyor. Kendime öyle ya da böyle bir yön belirlemeliyim. Yaz da bitiyor zaten. Bahaneler azalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok yazdım, okuyan sıkılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-2023511350232756834?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/2023511350232756834/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=2023511350232756834' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2023511350232756834'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2023511350232756834'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/07/sanrm-kararm-verdim-kisi.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-5442976205878408982</id><published>2009-07-27T13:53:00.004+03:00</published><updated>2009-07-28T16:41:22.916+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiirimsi'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Sm2JarhwPXI/AAAAAAAAApE/zTXmLEt6dk0/s1600-h/pray_for_us____by_basharbbr.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 266px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Sm2JarhwPXI/AAAAAAAAApE/zTXmLEt6dk0/s400/pray_for_us____by_basharbbr.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5363093822722030962" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;On this night, I give my condolences to God&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;For the loss of one his faithful.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;For I bid thee fare well;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;For this is the last time I wish&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;For His protection...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;From now on I'll refrain myself&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;From His warm womb of words I made up&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;From a thousand stories that were in fact&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;From the vast imagination of &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Human ancestry.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Now I stand alone, punishing myself&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;The things I do, myself.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Art by&lt;a class="u" href="http://basharbbr.deviantart.com/"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;basharbbr&lt;/a&gt;@DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-5442976205878408982?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/5442976205878408982/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=5442976205878408982' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/5442976205878408982'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/5442976205878408982'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/07/on-this-night-i-give-my-condolences-to.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Sm2JarhwPXI/AAAAAAAAApE/zTXmLEt6dk0/s72-c/pray_for_us____by_basharbbr.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-2970565998265735048</id><published>2009-07-26T00:56:00.003+03:00</published><updated>2009-07-26T01:23:04.540+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>İnsanlık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar derinlikleri ancak sizin duş tekneniz kadar olsa da (ayakta duş aldığınız türden bahsediyorum), her insanın bir fikri var. Bu fikirleri başkalarından devşirmiş olabilirler. Olsun. Sonuçta ithal da olsa birer fikirdir onlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz bunlardan etkilenmeyin lütfen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nispeten daha derin ve bir şeyler yaşamışlığı olan insanların 'kanıtlanmış' yargıları bile size uygun olmayabilir. Üstelik o yargıların öznellik derecesini asla bilemezsiniz çünkü siz orada değildiniz. O yargılar söz konusu kişi için doğruluk taşıyabilir&lt;span style="font-style: italic;"&gt;; fakat &lt;/span&gt;sizin için bir şey ifade etmemesi de büyük bir ihtimal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geniş düşünebilmek önemli. Öte yandan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-2970565998265735048?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/2970565998265735048/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=2970565998265735048' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2970565998265735048'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/2970565998265735048'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/07/insanlk.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-1997219338847744039</id><published>2009-07-22T01:01:00.010+03:00</published><updated>2009-07-24T01:04:21.335+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Hey, Kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle diyeyim, anlık hissiyatlar içinde yıkıma gitmek var ki acı verici de olsa aslında kolay olan budur. Kolaya kaçmak bir insanlık ayıbıdır. Heh, abarttım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sokağa atılmış masaların birinde, kahvenin acelesizliği ile mayışık vaziyette, izliyorum." Olması gereken budur. Yazın sıcağına rağmen kişi, kahvesinden aldığı zevki aksatmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen gün bahsetmiştim Ilgın'a, şu blog aleminde ne kadar da çok yemek sitesi var... StumbleUpon yapar iken zırt vırt bu sitelere denk gelip duruyorum. Sanırım bir yerlerde canı sıkılan bir ev hanımı ordusu var ve bunlar interneti kullanmayı biliyorlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında gönül ister biraz kırmızı şarap. Alkol olsun diye değil, özellikle kırmızı şarap. Kan yapsın... Kan lazım biraz. Kan. Evet. Çok kafa olmayı sevmiyorum gerçi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz alkol gibidir, uçar. Fazlası ise kafa yapar. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Çok kafa olmayı sevmiyorum gerçi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir mim olayı varmış. Buna "mim" dendiğini ilk kez duyuyorum, daha önce başka bir şey deniyor muydu bilmiyorum gerçi. Mimlemek, mimlenmek, mim. İşlev olarak oturuyor mu emin değilim. Fakat bu önemli değil. Bunu bir arkadaşımın blogunda gördüm, onun tanıdığı bir blogcu başlatmış. Gidip senin için değerli olan bir kitaptan rastgele bir sayfa açıp göze ve mantığa en hoş gelen kısmı alıntılayıp buraya yazıyormuşuz. O blogcunun adresi şudur:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.theugur.com/ediger/mim-kitaptan-alinti.html"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.theugur.com/diger/mim-kitaptan-alinti.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;Mim: Kitaptan Alıntı!&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda kitaplığıma aşağı yukarı iki yüz kilometre uzaktayım, fakat bitirmiş olmama rağmen hâlâ yanımda gezen bir kitap var, onda uyguladım bunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap, Aldous Huxley'in &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ses Sese Karşı&lt;/span&gt; isimli kitabı. İletişim Yayınlarından. Çeviri Mina Urgan'a ait. Sayfa 172.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kendi benliğinin bir parçasını öldürecek kadar aptal değildi o. Bir denge kurdu. Bu kolay değil, elbette. Hatta çok, çok zor. Bağdaştırılması gereken güçler temelden düşman birbirlerine. Bilinçli olan ruh, benliğin bilinçdışı bedene bağlı, içgüdüsel bölümünün yaptıklarına içerliyor. Ruhun yaşaması, ötekilerin ölümü demek; ötekilerin ölümü ruhun yaşaması demek. Ama aklı başında olan insan, bir denge kurmaya çalışır hiç olmazsa."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şahsen artık tamamen katıldığım bir fikir değil. Fakat düşündücü olduğu kesin. Kendini tamamen düşünsel eyleme verip duygularını gözardı edenler ile sırf duygularıyla yaşayan insanlar arasındaki bir uçurumdan bahsediyor. "Her şeyin azı karar çoğu zarar" der anneannem. Onun bu sözüne de tamamen katılmıyorum fakat yine de haklılık payı yok değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada ben neye tam olarak katılıyorum? İyi soru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik bu kadardır, Kişi, görüşürüz bir ara herhalde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-1997219338847744039?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/1997219338847744039/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=1997219338847744039' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1997219338847744039'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1997219338847744039'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/07/hey-kisi.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-1564156146099726056</id><published>2009-07-18T12:55:00.003+03:00</published><updated>2009-07-18T13:14:57.638+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kişi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şayet kaçınılmazsa zevk almaya bakmalı. Biraz oyun oynama vaktidir; kendim tarafından kendime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kavanoz bilye buldum. Neden? Ben küçükken hiç bilye oynamazdım. Doğrusu, tek başıma bir iki oynama girişiminde bulundum elbet, fakat öyle sokağa çıkıp arkadaşlarla bilye oynadığımı hatırlamıyorum. Peki bu bir kavanoz bilye niye?... Derken hatırladım. Bir bu kavanozu bir yerlere gömer, hazine haritası hazırlar ve daha sonra bulmaya çalışırdık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu kavanoz hakkındaki bir başka ayrıntı ise, kendisinin aslında bir zamanlar şu renkli yuvarlak sakızlarla dolu olduğudur. Sakız kavanozu o aslında. Ben 3. sınıfa başlamadan önceki yaz sünnet olduğum dönemlerde almıştık, yatağımın başucunda duruyordu. Zırt vırt sakız çiğneyip duruyorduk. Bak, anı anıyı çağırıyor; ablamla ağzımızı sakızla doldurup 6-7 tanesini birden çiğnemeye çalıştığımızı hatırlıyorum. Çenem ağrımıştı çok fena.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha, bu arada hiç lafını etmedim. Sitenin yeni şablonunu çok aradım, buldum, uyguladım, şimdilerde memnunum. Yalnız iki kötü tarafı var: Şu her girdinin sol üstüne "Undefined" yazması ki ondan nasıl kurtulacağımı bulamadım bir türlü. Sanırım normalde orada tarihin olması gerek. Diğer bir sorun ise yazıların biraz küçük görünmesi. O yadar yazıyorsun, bit kadar yer kaplıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demiştim ya, neşemi bulmalıyım diye. Bu sabah aldığım bir telefon ile sevindim. Aranınca deli mutlu oldum. Yani, haber falan değil, aranmış olmak. Diyorum kendime, bir telefonla sevinecek kadar mı yamuldun sen? Ama boşver, üzümü ye bağını sorma misali. Şimdilerde böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de, ben biraz geçmişe baktım. Emin olamadığım bir konu vardı, açıklığa kavuşturmak için bir sene önceki kayıtlarıma baktım. O kayıtlar beni o tarihlerdeki günlüklerime yönlendirdi. O günlükler ise MSN'deki birkaç ileti geçmişine. Konuyu açıklığa kavuşturdum kavuşturmasına fakat bu arada bir şeyi de fark ettim. Şu son dönemlerde ne kadar da tatsız ve kıl bir adam olmuşum ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cidden, şu amelyat işleridir, bir dönemin sona ermesidir falan, bende ters tepkiye sebep olmuş. Biraz kavgacı, biraz kaba, biraz vurdumduymaz, oldukça da alıngan olmuşum. Hım... Farkına varmak iyi bir şey tabi ki. Fazla telaş etmiyorum ama; bu hallerimin de abartıldıktan sonra sönüp, oturup, kararında bir seviyeye geleceğini biliyorum. Sadece etrafımdakilere yazık sanırım. Öte yandan, bu iyi bir fırsat aslında. Çatışmak iyi geliyor bana, yeter ki ardından gücenmeler olmayacak kadar güçlü olsun sevgiler ve dostluklar. Ki zaten aslolan bu değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok uzatmayayım, sonra okuyanlar sıkılıyor. Görüşürüz bir ara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-1564156146099726056?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/1564156146099726056/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=1564156146099726056' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1564156146099726056'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/1564156146099726056'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/07/kisi-sayet-kacnlmazsa-zevk-almaya.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-9151754489992694386</id><published>2009-07-17T16:19:00.002+03:00</published><updated>2009-07-17T16:27:08.630+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ve hayat bir sefer daha ertelendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aceleci olmak iyi değil. Beklentilerin boşa çıkması insanın ruhunu törpüler. Körelmiş bir ruh ise kimilerince 'büyüdüğünün' göstergesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda başka bir şey söylemeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz neşem yerine gelsin istiyorum. Bakalım ne yapabilirim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-9151754489992694386?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/9151754489992694386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=9151754489992694386' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/9151754489992694386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/9151754489992694386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/07/ve-hayat-bir-sefer-daha-ertelendi.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-5236182702335251598</id><published>2009-07-14T18:25:00.001+03:00</published><updated>2009-07-17T02:36:21.641+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiirimsi'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Slyks2983KI/AAAAAAAAAnk/D1D5LiOvYwk/s1600-h/The_Fool_by_MarkWilkinson.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Slyks2983KI/AAAAAAAAAnk/D1D5LiOvYwk/s400/The_Fool_by_MarkWilkinson.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5358338747240602786" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;neden toz tutmuş bu yerler bu taban?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;attığım adımlar eklemlerde, hisleniş&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;uğranmamış odalardan bu ev bu mekân&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;toz zerrecikleri ve parmaklar, pisleniş&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;tabanlarımda hissediyorum ayak izlerim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;bir mutfak, bir koridor ve yatak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;çıtırtısı duyulur kırık, dizlerim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;sırf duvarlardan mı ibaret bu konak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;bir seferinde şarkı söylenmiş bu yer&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;uğranmamış odalarda eski tablolar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;şimdi solmuş perdesi, söyle, buna mı değer?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;telleri yıpranmış akortsuz kemanlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 153, 153);font-size:78%;" &gt;Art by MarkWilkinson @ DeviantArt&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-5236182702335251598?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/5236182702335251598/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=5236182702335251598' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/5236182702335251598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/5236182702335251598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/07/neden-toz-tutmus-bu-yerler-bu-taban.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/Slyks2983KI/AAAAAAAAAnk/D1D5LiOvYwk/s72-c/The_Fool_by_MarkWilkinson.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20740480.post-8612608453970665340</id><published>2009-07-13T23:43:00.000+03:00</published><updated>2009-07-14T00:02:56.575+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bir şeyleri akışına bırakabilmek özel bir yetenek be kişi. Bunun değişik bir versiyonu var: Uğraşmaktan bezdiğin için kendini salıvermek. Sen aptal birisi değilsin, sağlıklı olanın iradi bir karar olan ilki olduğunu bilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak, bunaldığımı söylemeyeceğim. Bu, kabul edip büyütmek olur belki; üstelik nedense kendim dahil kimse yakıştıramıyor bunu bana. Herkesin kendine gelmesi için değişik yolları vardır. Benimkisi ne bilmiyorum, genelde kendiliğinden oluyor ve benim yaptığım kendiliğinden olana kadar beklemek işte. Bu arada bulanık ve bunalık hissedebilirim fakat yapacak bir şey yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da, bu bekleyişin yan etkilerinden biridir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ben vardım bana dair&lt;br /&gt;Dedim bekle beni, döneceğim&lt;br /&gt;Ve çok sürmeyecekti&lt;br /&gt;Yılım geçti&lt;br /&gt;Mevsimim değişti&lt;br /&gt;Beklememiş.&lt;br /&gt;Bak;&lt;br /&gt;Bir ben bile kalmadı benden içeri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimlik bunalımı? Bu yaşta? Sanmıyorum, fakat yeniliklere gebeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüp. Yeter be, yeniyetme bir ergenin ağlama duvarına döndü burası. Şu mezuniyet sonrası hallerinden kurtulup aklıma başka bir şeyler gelene kadar yazmayacağım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20740480-8612608453970665340?l=dusunce-kutusu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/feeds/8612608453970665340/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20740480&amp;postID=8612608453970665340' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8612608453970665340'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20740480/posts/default/8612608453970665340'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dusunce-kutusu.blogspot.com/2009/07/bir-seyleri-aksna-brakabilmek-ozel-bir.html' title=''/><author><name>Gorgi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16907880939193178733</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9TcJ9fIRtPw/SgfiVIJt81I/AAAAAAAAAk8/02O7X9QVero/S220/0059.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry></feed>
